Sadece onları orada bırakın.Just leave them there.
Onları hatırlıyor musun?Do you remember them?
Onları nasıl durdurabiliriz?How can we stop them?
Onların her ikisi de öğretmen.They both are teachers.
Onların yanına gitmeyin.Do not go near them.
Tom onların onu suçlamada bulunduğu suçu işlemedi.Tom didn't commit the crime they've accused him of.
Onlar onları suçladığımız şeyi yapmadıklarını söylediler.They said they hadn't done what we accused them of.
Onların şimdi nerede olduklarını bilmiyoruz.We don't know where they are now.
Şimdi onların yolundan çekilmemiz gerekiyor.We need to get out of their way now.
Onların cevabı hayır.Their answer is no.
Onların kızgın olduğunu anlamak için Fransızca anlamama gerek yoktu.I didn't need to understand French to know that they were angry.
Sen bile onların kim olduğunu bilmiyorsun.You don't even know who they are.
Onların istediğini yapmak akıllıca olabilir.It may be wise to do what they ask.
Sadece onları başından at.Just throw them away.
Onların her ikisi de Bostonlu.They both are from Boston.
Tom onların tek çocuğu.Tom is their only child.
Onları benim kadar iyi bilmiyorsun.You don't know them as well as I do.
Onların her ikisi de Fransızca konuşabilir.They both can speak French.
Onların senin nereden geldiğini bilmelerine izin verme.Don't let them know where you're from.
Biz onların hangi trenle geleceklerini bilmiyorduk.We didn't know on which train they'd be coming.
Tom onları öpüşürken gördü.Tom saw them kissing.
Onların her ikisi de buraya geç geldi.They both got here late.
Neden onların ayrılmalarını istemiyorsun?Why not just ask them to leave?
Ben onların bunu nasıl yaptıklarını bilmiyorum.I don't know how they did it.
Onların bana faydası yok.They're no use to me.
Tom sadece onların geri kalanı gibi.Tom is just like the rest of them.
Tom hariç onların hepsi sarhoş.They're all drunk except for Tom.
Gazetelerde onların onun hakkında yazdıkları şey şok edici.It's shocking what they wrote about her in the newspapers.
Onların hepsini öldüreceğim.I'll kill all of them.
Onları akşam yemeğine davet ettim.I invited them to dinner.
Otobüse yetişmek onların üç saatini aldı.It has taken them three hours to catch the bus.
Diller kaslar gibidirler. Düzenli olarak kullanmazsanız onları kaybedersiniz.Languages are like muscles. If you don't use them regularly, you will lose them.
Onların keskin bir bıçağa ihtiyaçları var.They need a sharp knife.
Ben onların filmlerini üretmiyorum.I don't produce their films.
Onların kötü bir hafızaları var.They have a poor memory.
Onların hepsi arkadaşın mı?Are all of them your friends?
Eğer onları yenemiyorsan onlara katıl.If you can't beat 'em, join 'em.
Ben onları ödünç alabilir miyim?Can I borrow those?
Onların hepsi bir ödül alacak.All of them will get a prize.
Tom hâlâ onların elinde.They've still got Tom.
Onların hepsi Tom'a baktıThey all looked at Tom.
Onların hepsi Tom'u tebrik etti.They all congratulated Tom.
Onların hepsi Tom'a bakmak için döndü.They all turned to face Tom.
Onların hepsi Tom'a sırıtıyorlar.They're all grinning at Tom.
Onların hepsi sadece Tom'a baktı.They all just looked at Tom.
Onların her ikisi de Tom'a geri baktı.They both looked back at Tom.
Tom'a bakmak için onların hepsi döndü.They all turned to look at Tom.
Onların her ikisi de döndü ve Tom'a baktı.They both turned and stared at Tom.
Bu sabah onların iyi bir iştahları var.They've got a good appetite this morning.
Hiçbirimiz onları göremeyiz.None of us can see them.
Hemşire Tom'a bazı ilaçlar verdi ve o onları aldı.The nurse handed Tom some pills and he took them.
Onların gerçek niyetleri nedir?What are their true intentions?
Ben onların ne bildiklerini bilmiyorum.I don't know what they know.
Güç, onların anladıkları tek dildir.Force is the only language they understand.
Şiddet onların anladıkları tek dildir.Violence is the only language they understand.
O onların birbirlerine söylediklerinin çoğunu anlayamadı.He couldn't understand much of what they said to each other.
Tom, gözlüğünün camlarını ılık, sabunlu suyla yıkayıp onları bir bezle kuruttu.Tom washed the lenses of his glasses with warm, soapy water and dried them on a cloth.
Onların her ikisi de haklı olamaz.They can't both be right.
Buraya biri girmiş. Eşyalarımın onları bıraktığım yerde olmadığını söyleyebilirim.Someone's been here. I can tell that my things aren't where I left them.
Onların seni sevdiklerini şu ana kadar biri sana söyledi mi?Has anyone ever told you they loved you?