Ana içeriğe geç
Sözlük

on ile cümle

on kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Lucy ve köpeğini ezen onun arabasıydı.It was his car that ran over Lucy and her dog.
Lucy beni terkedinceye kadar onu ne kadar çok sevdiğimi farketmedim.It was not until Lucy left me that I realized how much I loved her.
Linda on altı yaşındaydı fakat yirmi olarak kabul edilmesi için sorun yoktu.Linda is sixteen, but had no trouble passing for twenty.
Linda'nın kocası ona karşı ikili oynuyordu.Linda's husband was two-timing her.
Oldukça güzel olduğu için diğer kızlar onu kıskanıyorlar.The other girls are jealous of Lily because she is extremely pretty.
Onu bir kurdele ile bağlar mısın?Could you tie it with a ribbon?
Onun adı listede yoktu.Her name wasn't on the list.
Onun adını listeye ekledim.I added his name to the list.
Ona radyomu tamir ettirdim.I had my radio repaired by him.
Radyoda onun konferansını dinledik.We listened to his lecture on the radio.
Bay Wright, sanki onun ana diliymiş gibi Japonca konuşuyor.Mr Wright speaks Japanese as if it were his mother tongue.
Ben çakmağı burada bir yere koydum ve şimdi onu bulamıyorum.I put my lighter down somewhere and now I can't find it.
Dikkatlice dinleyin, yoksa onun söylediklerini kaçıracaksın.Listen carefully, or you'll miss what he says.
Onun adı sık sık hatırımdan çıkıyor.Her name often escapes me.
Onun adı çoğu kez aklıma gelmiyor.Her name often escapes me.
Ben sık sık onu görürüm.I often see him.
Onun üstünde uyuyacağım.I'll sleep on it.
Olgun yansımadan sonra, onların teklifini kabul etmeye karar verdim.After mature reflection, I've decided to accept their offer.
Böyle bir şeyi ona söylemeye nasıl cesaret edersin.How dare you say such a thing to her!
Kitabı bana vermesi için sonunda onu ikna ettim.I finally talked her into lending me the book.
Yumi onu bir günde bitiremez.Yumi can't finish it in a day.
Yumi'nin onu bir günde bitirmesi imkansız.It is impossible for Yumi to finish it in a day.
Onun babası dün akşam hastanede vefat etti.His father passed away last night in the hospital.
Bayan Young onu habersizce ziyaret etmeme aldırış etmedi.Mrs. Young didn't mind my dropping in on her unexpectedly.
Onu yapmanın birçok yolu var.There are a lot of ways of doing it.
Onu nasıl yapacağımı bana göster, lütfen.Show me how to do it, please.
Onun nasıl yapılacağını bana gösterin, lütfen.Show me how to do it, please.
Onlar seni almadan önce sen onları al!Get 'em before they get you!
Ona yapmamasını söylememe rağmen o düşüncesine yapışmış.He stuck to his opinion though I told him not to.
Onu yapmayın! İlaç deposunda bir bilgisayar var.Don't do that!!! There's a computer at the drug store.
Onu yapmamanı sana tekrar tekrar söyledim.I've told you over and over again not to do that.
Sanırım buradaki Tay yiyeceklerine baharat katılır bu yüzden Japonlar ondan hoşlanacaklar.I think the Thai food at this place is seasoned so Japanese will like it.
Yetenek farkını onlara gösterdim.I showed them the difference of ability.
Her şeye rağmen onu becerdin.You managed it after all.
Her şeye rağmen onu başardın.You managed it after all.
Onun yumuşak konuşmasıyla kolaylıkla içeri alındım.I was easily taken in by his smooth talk.
Sonunda James Bond bir aktör olarak onu yaptı.At last, James Bond made it as an actor.
Onu denediğimde, kolay buldum.I found it easy when I gave it a try.
Onunla iletişim kurmayı imkansız buldum.I found it impossible to get in contact with him.
Vakti geldiğinde onun masumiyeti ispat edilecektir.In due time, his innocence will be proved.
Çok geçmeden ona yetiştim.It was not long before I caught up with him.
Tom onu sevmek için zamanında geldi.In time, Tom came to love her.
Artık ona inanmıyorum.I don't believe him any longer.
Ona artık güvenmiyorum.I don't trust him any longer.
Berbat bir çığlık sesi onu ürpertti.The sound of an awful scream made him shudder.
Onu bulduğun yere geri koy.Put it back where you found it.
Onun evde olup olmadığına bakacağım.I'll see if he is in.
Lütfen onu tekrar yerine koy.Please put it back in its place.
Ben onu daha açık renk içinde severim.I'd like it in a brighter color.
Keşke onunla konuşmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time to talk with her.
Onu daha önce uyarmalıydın.You should have warned him before.
O beni kısa sürede ona yazmamakla suçladı.She accused me of not writing to her sooner.
Onu bana daha önce söylemeliydin.You should have told it to me sooner.
Onu sade bir dille söyleyebilir misin?Could you put it in plain language?
Lütfen ona daha çok çalışmasını tavsiye eder misiniz?Will you please advise him to work harder?
Ona daha sıkı çalışmasını öğütler misiniz lütfen?Will you please advise him to work harder?
Eğer istiyorsan elbette onu alabilirsin.Of course you can take it if you want.
Onunla görüşmek için kesinlikle gideceğim.I'll certainly go and see him.
Tabii ki onun destek teklifini kabul ettim.Of course I accepted his offer of support.
Ben yokken biri gelirse ona akşama kadar geri gelmeyeceğimi söyle.If anyone comes in my absence, tell him that I won't come back till evening.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
on ile cümle - Sayfa 15 - on kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App