Bazıları onun kötü bir fikir olduğunu düşünüyor.Some think it is a bad idea.
Ona pişman olmayacaksın.You won't regret it.
Onun kötü bir şey olduğunu düşünüyor musun?Do you think it a bad thing?
Onun kötü bir şey olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think it a bad thing?
Aşk onu rüyalarında görmektir.Love is seeing her in your dreams.
Aşk, onu rüyalarında görmektir.Love is seeing her in your dreams.
Onu sevdiğim için onunla evlenmedim.I didn't marry her because I loved her.
Onu partiye davet ettik ama gelmedi.We invited him to the party, but he did not show up.
Onlarla uzlaşmaya çalıştık.We sought to come to terms with them.
Biz onun gençliğini hesaba katmalıyız.We must take his youth into account.
Biz onun gençliğini göz önüne almalıyız.We must take his youth into account.
Onun borcunun ödenmesini istedik.We asked for the payment of his debt.
Bazı konularda onlardan farklıyız.We differ from them in some respects.
Onun nerede olduğunu bulamadık.We couldn't find out her whereabouts.
Onun bulunduğu yeri bulamadık.We couldn't find out her whereabouts.
Ona karşı duygularımız karışık.Our feelings towards him are mixed.
Biz başkalarından şüphe ettikçe, onlar bizden daha çok şüphe edecektir.If we suspect others, others will suspect us just as much.
Ona ödünç para verecek kadar aptal değilim.I know better than to lend him money.
Ona ödünç para vermeyecek kadar akıllıyım.I know better than to lend him money.
Ona ödünç para vermeyecek kadar mantıklıyım.I know better than to lend him money.
Gelecek ay on altı yaşında olacağım.I'll be sixteen years old next month.
Her ay on dolar biriktirdim.I put away 10 dollars each month.
Genellikle saat onda yatarım.I usually go to bed at ten.
Onu uyarmaya çalıştım ama o dinlemedi.I tried to warn her, but she wouldn't listen.
Ondan sabırsızlıkla haber bekliyorum.I'm looking forward to hearing from her.
Onun masum olduğuna dair sıkı bir inancım var.I have a firm belief in his innocence.
Onun nasihatını dinlemediğim için pişmanım.I regret not having taken his advice.
Onu, hataları yüzünden daha az sevmiyorum.I do not love him the less for his faults.
Onun yardımını istemedim fakat kabul etmek zorunda kaldım.I didn't want his help, but I had to accept it.
Hatasıyla ilgili onu ikna edemedim.I could not convince him of his mistake.
Onunla temas kuramadım.I couldn't get in touch with him.
Onu kaçtığını gördüm.I saw him run away.
Tamamen ona karşıyım.I am completely against it.
Ben onu ilk başta tanıyamadım.I couldn't recognize him at first.
Onun önerisini kabul etmek zorunda kaldım.I was forced to accept her proposal.
Onun aleyhinde söyleyecek bir şeyim yok.I have nothing to say against it.
Ben onun hakkında oldukça mutsuzum.I am quite unhappy about it.
Onu yapmak istemedim.I didn't mean to do that.
Onları partiye davet ettim.I invited them to the party.
Onun ismi tamamen aklımdan çıkmış.His name has completely gone out of my mind.
Onun söylediği beni gerçekten incitti.What he said really hurt me.
Onun teklifini reddetmekten başka elimden bir şey gelmedi.I couldn't help but turn down his offer.
Onu fazla mesai yapmaktan muaf tuttum.I exempted her from working overtime.
Ve onu üç günde tekrar kaldıracağım.And I will raise it again in three days.
Adamın onun odasına girdiğini fark ettik.We noticed the man enter her room.
Küçük emeklilik maaşıyla yaşamak, onun için zordur.It's hard for him to live on his small pension.
Onu aramak için zahmet etmeyin.Don't bother to call on him.
Onu anlıyorsanız elinizi kaldırın.Raise your hand if you understand it.
Pekala, onu kendi tarzınla yap fakat başarısız olursan beni suçlama.All right, do it your own way, but don't blame me if you fail.
O, Londra'da kalırken, o onu görmek için gitti.He went to see her while she stayed in London.
Londra'da kalırken onunla tanıştım.During my stay in London, I met him.
Onun Londra'da birlikte yaşadığı insanlar beni görmeye geliyorlar.The people he is living with in London are coming to see me.
Onu gördüğünde Bay Long'un karısının hatırını sormayı unutma.Don't forget to ask after Mr Long's wife when you see him.
Rosie'ye saat on bire kadar yatmaması için izin verildi.Rosie was allowed to stay up till eleven o'clock.
Onun şaşkınlığı onun yalanını açığa vurdu.His confusion betrayed his lie.
Roy, dün onu ziyaret ettiğini reddetti.Roy denied having visited her yesterday.
Onun yerini alır mısın, Leo?Can you take his place, Leo?
Lucy onun büyük ebeveynleri tarafından büyütüldü.Lucy was brought up by her grandparents.
Lucy çocuğa yakınlaştı ve elini onun kafasına koydu.Lucy came closer to the boy and laid her hand on his head.
Lucy'nin annesi, ona küçük kız kardeşine bakmasını söyledi.Lucy's mother told her to take care of her younger sister.