On ikili sayı sistemi (duodesimal), taban olarak 12 sayısının kullanıldığı sistemdir.Le système duodécimal ou base douze est un système de numération qui utilise douze comme base.
Cole on iki yaşında rap yapmaya başladı.Il se lance dans le rap à 12 ans.
Eisler Schoenberg’in on iki ton tekniğinin ilk takipçisi oldu.Eisler fut un des premiers élèves de Schönberg à adopter la technique des douze sons (musique dodécaphonique).
Bestelediği 200’ün üzerindeki şarkısı, kendisine on iki altın ve bir platin albüm ve kaset ödülü kazandırdı.Ses compositions avoisinent les 200 chansons qui lui ont permis d'obtenir 12 disques d'or et un de platine.
Bu on iki ülke altı takımlı A ve B gruplarına ayrıldı.Les douze équipes participantes sont divisées en deux groupes de six (groupes A et B).
Hollanda'da Eğitim Sistemi, zorunlu olarak ortalama on iki yıldır.Au Turkménistan, le système éducatif est constitué de 12 années d'enseignement.
Kitabı, okuyucularına jest olarak on iki bölümlük haliyle websitesine koydu.Il propose désormais douze pages à ses lecteurs,.
Onların on iki çocuğu var.Ellos tienen doce hijos.
iş iyi para kazandırıyor,fakat diğer taraftan günde on iki saat çalışmam gerekiyor.El trabajo paga bien, pero por otro lado tengo que trabajar doce horas diarias.
On iki müzisyen bir topluluk oluşturdu.Doce músicos formaron una comunidad.
Komite on iki üyeden oluşmaktadır.El comité consiste de doce miembros.
Saat sekizde bir rapor yazmaya başladı, saat on ikide onu bitirdi.Ella comenzó a escribir un informe a las ocho, terminándolo a las doce.
On iki parmakla doğdum.Nací con doce dedos.
Endişelenme, on ikiden önce dönmüş olacağım.No te preocupes, estaré de vuelta antes de las doce.
Onlar genellikle yedi buçukta kahvaltı yaparlar ve on ikide öğle yemeği yerler.Ellos normalmente desayunan a las siete y media y almuerzan a las doce.
On iki yaşındayım.Tengo doce años.
Beş artı yedi, on iki eder.Cinco más siete son doce.
Yahudi mahallesi on iki gün boyunca ablukaya alındı.Todo el barrio judío fue bloqueado doce días.
229) Suetonius, On iki Sezar'ın Hayatları, Nero'nun hayatı 38 (c.229) (en inglés) Suetonius, The Lives of Twelve Caesars, the Life of Nero, 38 (c.
On iki adet cam asansörler türünün Büyük Britanya’daki ilk uygulamasıdır.Los doce ascensores panorámicos de vidrio fueron los primeros de este tipo instalados en el Reino Unido.
Program için Donanma'dan, Hava Kuvvetleri'nden ve NACA'dan (sonrasında NASA) on iki pilot seçildi.Se seleccionaron doce pilotos para el programa de la Fuerza Aérea, la Armada y la NASA.
Young Buck, rap yapmaya on iki yaşında başladı ve on dört yaşında stüdyo çalışmalarına başladı.Young buck comenzó a rapear a los 12 o 13 años y entró en un estudio dos años después.
Kitap on iki bölüm ve 277 tariften oluşmaktadır.La sexta partida posee 19 títulos y 272 leyes.
Bunlar gökyüzünü on iki bölüme ayıran takımyıldızlardan her birisidir.Para mantenerlos separados permaneció entre ellos empujando el cielo hacia arriba.
De Mestral on iki yaşında bir oyuncak uçak tasarladı ve patentini aldı.Cuando tenía doce años construyó un avión de juguete en madera que más tarde patentó.
MÖ'nün son yüzyılında en az on iki iç savaş ve ayaklanma oldu.En el último siglo anterior a la era común tuvieron lugar al menos doce rebeliones.
On iki yaşında bir gazetede kurye olarak çalışmaya başladı.Comenzó a escribir a los 12 años en un periódico escolar.
Süslemeli bu sarnıçta Hindu tanrılarını içeren on iki küçük tapınma yeri bulunur.En la zona intermedia se encuentran once templos dedicados a dioses menores.
On iki çocuğun sekizincisi ve sekiz erkek kardeşten beşinciydi.Fue la octava de once niños con ocho hermanos y dos hermanas.
Kazılarda hepsi Neolitik Çağ'a tarihlenen üç evrede on iki tabaka belirlenmiştir.Se recomiendan otras tres dosis durante la infancia.
On ikinci gece.La Última Noche 10.
Bu kabile, İsrail'in on iki kabilesinden biridir.Fue líder de una de las doce Tribus de Israel.
On iki ülke, %80’den daha yüksek oranlara sahiptir.Existen 12 grupos étnicos, entre ellos los que representan el 80%.
On iki tanesi, düşme ile karşılaşmayan çekirdek takımlar olarak katılmaya hak kazandı.12 de ellos calificaron como equipos principales que no descienden.
On iki ciltten oluşur.Doce puertas correderas.
On iki yaşındayken, bir kaza sonucu kafasından .45'lik mermiyle vuruldu.Dentro de ellos un joven padre asesinado de un tiro en la cabeza con una pistola calibre 45.
"The Wedding", Amerikan komedi dizisi How I Met Your Mother'ın birinci sezonunun on ikinci bölümüdür."The Wedding" es el episodio número 12 de la primera temporada de How I Met Your Mother.
On iki kardeşin en büyüğüydü.Fue el mayor de 12 hermanos.
Londra'da on iki çocuklu bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi.Nació en el seno de una familia con 12 hijos.
Red Carpet Massacre, İngiliz pop rock müzik grubu Duran Duran'in on ikinci stüdyo albümü.Red Carpet Massacre es el duodécimo álbum de estudio de la banda británica Duran Duran.
On iki kez daha parlamentoya seçildi ve çeşitli hükümetlerde görev aldı.Más tarde, fue elegido varias veces para el parlamento y también fue miembro de varios gobiernos.
İsmini, İsa'nın on iki havarisinden biri olan Aziz Andreas'tan alır.La parroquia lleva el nombre del San Andrés, uno de los doce apóstoles de Jesús.
On iki ila yirmi arasında kolu vardır.Tiene de 10 a 16 costillas tuberculadas.
Başlangıçta kendisine sadece on iki figürden oluşan Havariler'i resmetmesi görevi verilmişti.Originalmente solo se le encargó pintar doce figuras, los Apóstoles.
1990’a kadar çember on iki üyeden yedi üyeye azaldı.Además, el número de categorías se redujo de doce a siete.
Ren & Stimpy Show için on iki bölüm yazdı.Participó en la historia de desarrollo en The Ren and Stimpy Show.
Onuncusu düzenlenen şampiyonaya on iki ülkenin ulusal takımları katıldı.Participaron 12 clubes, entre los que ganó Nacional.
Tom kesinlikle on ikiden daha büyük gösteriyor.Tom sembra senz'altro più grande dei suoi dodici anni.
On iki yaşındayken nehri yüzerek geçebiliyordum.Quando avevo dodici anni potevo attraversare il fiume a nuoto.
Bunlar gökyüzünü on iki bölüme ayıran takımyıldızlardan her birisidir.Egli abita nei cieli e possiede dodici ali.
On ikinci gece.La dodicesima notte.
Antlaşmaya uygun olarak Bizanslılar, her bir Rus botu için on iki grivna fidye ödediler.In base al trattato, i Bizantini pagarono un tributo di dodici grivnie per ogni nave rus'.
MÖ'nün son yüzyılında en az on iki iç savaş ve ayaklanma oldu.Nell'ultimo secolo a.C. si ebbero almeno dodici tra ribellioni e guerre civili.
Doktor rolünü bugüne kadar on iki oyuncu oynamıştır.Il ruolo del Dottore è stato finora interpretato da quattordici attori.
1992 yılına kadar on iki turnuva toplam 16 ülkeden takımları bir araya getirdi.Fino al 1992 in dodici tornei hanno preso parte le squadre combinate provenienti da 16 paesi.
Cūnihitoe (十二単) eski çağlarda sarayda kadınlar tarafından giyilen on iki katlı elbisedir.Jūnihitoe (十二単): un abito a dodici strati indossato nell'antichità dalle donne di corte.
Süslemeli bu sarnıçta Hindu tanrılarını içeren on iki küçük tapınma yeri bulunur.Intorno ad essa si trovano undici templi dedicati a divinità minori.
On iki adet cam asansörler türünün Büyük Britanya’daki ilk uygulamasıdır.I 12 ascensori di vetro sono stati i primi del loro genere in tutto il Regno Unito.
Fakat Connery, Harrison Ford ile arasında yalnızca on iki yaş olması yüzünden rolü reddetti.Da notare comunque il fatto che tra Sean Connery e Harrison Ford ci siano soltanto 12 anni di differenza.
Yakup'un 12 oğlunun soyundan gelenler On iki İsrail Kabilesi'ni oluşturmuşlardır.Dai dodici figli maschi di Giacobbe ebbero origine le dodici tribù di Israele.