Oyun başlangıcında bir oyuncuya on beş, diğer üç oyuncuya on dört taş verilir.Na początku gry trzech graczy ma po trzynaście kamieni, natomiast Wiatr Wschodni ma czternaście.
On dört defa hacca gitmiştir.Czternaście razy wystąpił w finałach IMŚ.
BBC 8 Haziran 2011 tarihinde yedinci sezonun on dört bölüm olacağını söylemiştir.BBC zleciła siódmą, czternasto-odcinkową serię 8 czerwca 2011 roku.
Kurs on dört gün sürecek.Kurs będzie trwał czternaście dni.
Nero, 51 yılında henüz on dört yaşındayken yetişkin ilan edildi.År 51 när Nero var 14 år gammal förklarades han vuxen.
O on dört fit derinlikte petrol buldu.Man hittade olja på 25 meters djup.
Shakira 1991'de Kolombiya'da Sony Music ile on dört yaşındayken bu LP'yi kaydetti.Shakira spelade in albumet hos Sony Colombia vid 14 års ålder.
Paradis, on dört yaşındayken dünya çapında başarı kazanan şarkısı "Joe le taxi" ile ünlenmiştir.Hon fick sitt genombrott 1987, som 14-åring, med hitlåten "Joe le taxi".
Tüm bu ekip, bazı günler on dört saat çalışıyorlardı.Under vissa tider byggdes 14 våningar under loppet av tio dagar.
Simpsonlar'dan dokuz sanatçı, bu ödülü toplamda on dört kere kazandı.Fjorton av dessa forskare har vunnit Nobelpris.
Sonunda on dört yaşındayken annesi onu babasının yanına Nashville, Tennessee’ye gönderdi.Vid 19 års ålder flyttade hon till Nashville, Tennessee.
Young Buck, rap yapmaya on iki yaşında başladı ve on dört yaşında stüdyo çalışmalarına başladı.Young Buck började rappa vid 12-årsåldern, och spelade in sin första låt i en studio när han var 14 år.
On dört yaşındayken Youtube'a videolarını koymaya başladı.Стала відомою у 14 років після завантаження відео на YouTube.
On dört yaşında bir ciltçiye çırak olarak girdi.Для чотирнадцятирічної дівчинки це стало страшним ударом.
On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı.Чотирнадцятирічним хлопцем пішов із села в широкий світ у пошуках свого місця в ньому.
Eşi ressama on dört çocuk doğurdu.Дружина Глікерія народила йому 13 дітей.
Buna göre sayıları on yedi, on dokuz, on üç ya da on dörttü.P знає, що s дорівнює 17, 13 або 11.
Justin Bieber müzik kariyerine başladığında on dört yaşındaydı.Коли Джастін Бібер розпочав свою музичну кар’єру, йому було чотирнадцять років.
Bütün on dört sekizbinliğe çıkan ilk kişi Reinhold Messner'dir.Prvním horolezcem, který vylezl na všech 14 osmitisícovek, byl Reinhold Messner.
On dört yaşına kadar Tiflis'teki teyzesinin yanında kaldı.Do 14 let žil se svou tetou v Tbilisi.
Swift on dört yaşındayken Nashville'a taşındı.Ve čtrnácti letech se Swift přestěhovala do Nashville.
Çiftin on dört çocuğu oldu ve bu çocukların altı tanesi yetişkinliğe kadar yaşayabildiler.Manželé měli spolu šest dětí, z nichž se dospělosti dožily čtyři.
Erongo, Afrika ülkesi Namibya'nın toplamda var olan on dört bölgesinden bir tanesidir.Erongo je jeden ze čtrnácti regionů Namibijské republiky.
On dört yaşında demiryolu işçisi olarak çalışmaya başladı.Daha sonra kereste ticareti yaptı.Ve svých šestnácti letech začala pracovat pro dálkovou železniční společnost, což jí umožňovalo jezdit zdarma.
Shakira 1991'de Kolombiya'da Sony Music ile on dört yaşındayken bu LP'yi kaydetti.Toto album nahrála pro Sony Colombia v roce 1991, když jí bylo 13 let.
Bu on dört gün sürdü.To nakonec trvalo 14 měsíců.
1991 yılında on dört yaşındayken profesyonelliğe adım attı.Profesionální status získala v roce 2000 ve věku čtrnácti let.
On dört yaşındayken Youtube'a videolarını koymaya başladı.V patnácti letech vložila své první video na YouTube.
On dört yıla yakın bir süredir vejetaryendir ve vegan olmaya çalışmaktadır.Již od svojích šestnácti let je vegetariánkou, v posledních letech již vegankou.
On dört yaşındayken babasıyla beraber Batesville, Mississippi'ye taşındı.La vârsta de 14 ani s-a mutat în Batesville, Mississippi împreună cu tatăl său.
İsyanı on dört ay sonra bastırılabildi.Acestea duc la abdicarea președintelui, 14 luni mai târziu.
On dört yaşımda hafız oldum.S-apucat de scrimă la vârsta de 14 de ani.
Grevin çıkmasıyla grevden önce sekiz, grevden sonra altı bölüm olmak üzere toplam on dört bölüm yayınlandı.Din cauza grevei scenariștilor, sezonul a avut doar 14 episoade, 8 filmate înainte de grevă, șase după grevă.
Bien ve kocasının, on dört yıldır evli olmalarına rağmen, hiç çocuğu yoktu.Caterina, după zece ani de căsnicie, încă nu avea copii.
On dört yaşındayken Youtube'a videolarını koymaya başladı.14 éves korában kezdte el videóit megosztani a YouTube-on.
On dört dakika uzunluğundaki klip, Paul Hunter yönetmenliğinde çekildi ve klipte Chris Tucker da rol aldı.A dal tizennégy perces videoklipjét Paul Hunter rendezte, és szerepel benne Chris Tucker is.
Cherry, on dört yaşında okuldan ayrıldı ve Londra'ya taşındı.Neneh Cherry 14 évesen elhagyta az iskolát, és egyedül Londonba költözött.
On dört defa hacca gitmiştir.14-szer kerülte meg a Földet.
Bir MGM yıldızı olarak, Myrna Loy ile birlikte on dört filmde oynadı.Híres párt alkotott Myrna Loyjal, akivel összesen 14 filmben szerepelt együtt.
On dört dakika uzunluğundaki klip, bir kısa film olarak nitelendirildi.A csaknem 13 perces videoklipet rövidfilmnek is nevezték.
"I Gotta Feeling", on dört hafta boyunca zirvede yer aldı.A brit kislemezlistán 4. helyen debütált, összesen 14 hetet töltött el a slágerlistán.
Festival kapsamında on dört program gerçekleştirildi.A Színházi adattárban tizennégy bemutatóját regisztrálták.
On dört yaşındayken babasıyla beraber Batesville, Mississippi'ye taşındı.14 évesen apjával Mississippibe költözött.
Sekiz yaşındayken piano çalmaya başlamış, on dört yaşındayken şarkı yazmaya başlamıştır.Négy éves korában kezdett el zongorázni, 13 évesen énekelni tanulni.
Bana, on dört yaşında motorlar ile daha fazla ilgilenebilmek için okulu bırakmak istedi.14 évesen abba akarta hagyni a tanulást, hogy autószerelő lehessen.
İki kere yedi on dörttür.Kétszer hét az tizennégy.
On dört yaşındayken bir arkadaşıyla birlikte tam ölçekte bir planör yapmayı başardılar.Neljätoistavuotiaana hän rakensi ystävänsä kanssa täysimittaisen purjelentokoneen.
Dövüş esnasında on dört saldırgan ile Gunnar'ın erkek kardeşi Hjörtur ölür.Gunnarr veljineen surmaa hyökkääjistä neljätoista, mutta Gunnarrin veli Hjörtr kuolee.
Konstantinos, yaklaşık on dört yaşındaydı.Tuolloin Augustinus oli noin 40-vuotias.
Young Buck, rap yapmaya on iki yaşında başladı ve on dört yaşında stüdyo çalışmalarına başladı.Young Buck aloitti räppäämisen 12 vuoden iässä ja jo 14-vuotiaana hän nauhoitti studiossa.
Toplamda on dört çocuğu oldu.Perheeseen syntyi yhteensä 14 lasta.
Toplamda on dört ASCAP ödülü vardır.Yhteensä Rahmanilla on palkintoja neljätoista.
Paradis, on dört yaşındayken dünya çapında başarı kazanan şarkısı "Joe le taxi" ile ünlenmiştir.Paradisin ura alkoi vuonna 1987 hittikappaleella ”Joe le taxi” hänen ollessaan 14-vuotias.
Bir MGM yıldızı olarak, Myrna Loy ile birlikte on dört filmde oynadı.Powell ja Myrna Loy näyttelivät yhdessä 14 elokuvassa.
On dört defa hacca gitmiştir.Kaikkiaan 14 kertaa se eteni pudotuspeleihin.
On dört yaşındayken 1938 yılında okulu bıraktı.1940 Eric lopetti koulun 14-vuotiaana.
Burada on dört yaşındayken A takımına yükseldi.Hän nousi nuorten maajoukkueeseen 14-vuotiaana.
Buna göre sayıları on yedi, on dokuz, on üç ya da on dörttü.Edellisessä tapauksessa siis 49, 97, 130 ja 10 ovat onnellisia.
Biri Katolik ve yarısı çocuk olmak üzere on dört kişi plastik mermi yaralanmasından hayatını kaybetti.Tekijän puoliautomaattikiväärillä ja käsiaseella ampumiin luoteihin kuoli 49 ihmistä, ja 53 haavoittui.
İlk makalesi on dört yaşındayken bir ulusal gazetede yayımlandı.Ensimmäisen lehtiartikkelinsa hän julkaisi 14-vuotiaana.