Bolshoi Booze, Prison Break dizisinin ikinci sezonunun on birinci bölümüdür.Bolshoi Booze est le 33e épisode du feuilleton télévisé Prison Break et le 11e de la deuxième saison.
Adanın üzerinde on bir köy mevcuttur.Il y a actuellement plus de 10 spots sur l'île.
Sonraki on bir yıl içerisinde köprü düzeltildi ve 1959'da herhangi bir tam kullanışlı haline getirildi.Le phare actuel a été mis en service en 1909.Il a été électrifié en 1950 et totalement automatisé en 1965.
On bir çocuklu bir aileden geliyordu.Elle est issue d’une famille de dix enfants.
Alba on bir yaşındadır ve çok utangaçtır.Elle a 23 ans et est d'une grande timidité.
On bir kişilik bir ailenin dokuzuncu çocuğudur.Il est le neuvième d'une famille de dix enfants.
On Birinci Doktor rolüyle Matt Smith.Amy est la première compagne du Docteur dans sa onzième incarnation (Matt Smith).
O, on bir yaşında iken annesi öldü.Su madre murió cuando él tenía once años.
On bir şişe bira içtin!¡Te bebiste once botellas de cerveza!
Onun on bir tane çocuğu var.Él tiene once hijos.
Tom, Mary'yi saat on birde uyandırır.Tom despierta a Mary a las once.
İngilizce öğrenmeye on bir yaşında başladı.Empezó a aprender inglés a los once años.
Feuerbach Üzerine Tezler, Karl Marx`ın 1845`de yazdığı on bir kısa felsefi nottur.Las Tesis sobre Feuerbach son once breves notas filosóficas escritas por Karl Marx en 1845.
Şampiyona on bir tur İsviçre sistemine göre oynanmaktadır.El campeonato es organizado como un Sistema suizo a once rondas.
Sabah saat dörtten önce olmamak şartıyla, gece saat on birlere kadar çalışma saatleri belirlendi.Congelar, si no se va a usar antes de las 24 horas.
Böylelikle On Birinci Doktor, ikinci döngünün ilk Doktor'u oldu.Al final el Doctor se transforma en el undécimo Doctor.
Jüri panelinin oylaması sonucunda on bir katılımcı yarı finallerden finale yükselmiştir.Basado en el desenvolvimiento en las áreas mencionadas, el jurado eligió las diez semifinalistas de la noche.
On bir yıl devlet memurluğu yaptı.Ocuparía el gobierno por diez años.
On bir yaşında bursu kesilir ve okulu bırakır.Cursó hasta noveno grado y abandonó los estudios.
Bu on bir fosilin çoğu tüy izleri barındırmaktadır.La mayoría de los once fósiles incluyen impresiones de plumas.
Şu ana kadar on bir adet indirilebilir içerik yayınlanmıştır.Al menos 14 llamadas de activación podrían ser detectados hasta ahora aquí.
On bir kişilik bir ailenin dokuzuncu çocuğudur.Es el noveno hijo de una familia de diez hermanos.
Hard Candy, Amerikalı şarkıcı Madonna'nın on birinci stüdyo albümü.Hard Candy es el undécimo álbum de estudio de la cantante estadounidense Madonna.
Son cemaat yerine deniz tarafından on bir basamaklı bir merdivenle çıkılmaktadır.Desde la gran nave se asciende al crucero por una escalera de diez peldaños.
Amy Pond'u kurtarmak için On Birinci Doktor'a yardım etmişlerdir.Muestra el primer viaje en la TARDIS del Undécimo Doctor y Amy Pond.
Juventus'un şike yapması sonucu küme düşürüldüğü sezonun ilk on bir oyuncuları arasındaydı.Doda actuaba como uno de los tres jurados en la primera temporada.
Film on bir dalda Oscar'a aday gösterilmiş ve bunlardan üçünü kazanmıştır.Ganó un Oscar y estuvo nominada para tres.
On bir gün sonra kıza kim olduğunu ve neden buraya getirildiğini sorar.El poeta le pregunta quién es y por qué se encuentra en ese lugar.
26 maçta sahaya ilk on birde çıktı.En Baler, el día 26 se dieron las primeras huidas.
Bunlardan on biri seks filmleri dönemine aittir.De sus ocho películas, seis pertenecen al género de la ciencia ficción.
Dokuzdan sonra, on birden önce gelir.A las nueve de la noche, Norma aún no había llegado.
On bir yaşında iken annesi kanserden ölmüştür.A los 9 años de edad, su madre muere victima de un cáncer.
"That '90s Show", Amerikan animasyon dizisi Simpsonlar'ın on dokuzuncu sezonunun on birinci bölümüdür.El capítulo That 90's show de la 19ª temporada de Los Simpson.
Toplam olarak on bir kişiyiz.Siamo undici in tutto.
Yapım sonrası aşaması Mart–Haziran 2015 arası on bir hafta sürdü.La fase di post-produzione è durata undici settimane, da marzo a giugno 2015.
Kulüp, 1980 ve 1984 yılları arasında tam üç yıl on bir ay boyunca hiçbir maçı kazanamamıştır.Il club ha trascorso tre anni e undici mesi dal 1980 al 1984 senza vincere una partita.
Altı ana cilt ve beş kısa hikâye olmak üzere on bir cilti basıldı.Undici volumi sono stati pubblicati — sei volumi principali e cinque raccolte di storie brevi.
X-Men film serisinin on birinci filmi olacaktır.Inoltre, è il decimo film della serie cinematografica degli X-Men.
Bu on bir fosilin çoğu tüy izleri barındırmaktadır.La maggior parte di questi undici fossili posseggono l'impressione delle piume dell'animale.
Şu ana kadar on bir adet indirilebilir içerik yayınlanmıştır.All'inizio saranno disponibili sei tragitti già sbloccati.
Katanga, Afrika ülkesi Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin on bir bölgesinden biridir.Provincia del Katanga – una delle 11 province della Repubblica Democratica del Congo.
Tüm on bir odasında ve yan odalarında çok iyi korunmuş kabartmalar bulunmaktadır.Molto bene conservato, all'interno contiene undici camere funerarie.
Yine 1960'ta milletvekili seçildi ve Ulusal Mücadele Cephesi, Lübnan hükümetinde on bir sandalye kazandı.Quell'anno stesso fu rieletto deputato e l'FLN ottenne undici seggi in seno al parlamento libanese.
İlkbahar ve yazın olan çiftleşmenin ardından on bir aylık hamilelik dönemi sonunda yavrular doğar.Il parto avviene in tarda primavera e agli inizi dell'estate, dopo un periodo di gestazione di 10-11 mesi.
On bir yaşında iken annesi kanserden ölmüştür.Quando aveva 10 anni, sua madre morì di cancro all'età di 36 anni.
Ermenistan, on bir tane ile bölündürülmektedir.La Provincia di Artemisa è suddivisa in 11 comuni.
Saat on bir benim için iyidir.Одиннадцать часов меня устраивает.
Gebelik on bir ilâ on iki ay arasında sürer.Двенадцать месяцев (неопр.).
Matt Smith, On Birinci Doktor'u oynamıştır.Мэтт Смит сыграл одиннадцатого Доктора.
On bir ülkeden yirmi film Altın Palmiye için yarıştı.Девятнадцать фильмов из одиннадцати стран участвовали в конкурсе за «Золотую пальмовую ветвь».
Cenazesinde dokuz ile on bir kişi arasında yas tutucu vardı.На его похоронах присутствовало от девяти до одиннадцати человек.
1872 yılından bu yana İngiltere'ye karşı toplam on bir hat-trick yapılmıştır.С 1872 года сборной Англии забивали 11 хет-триков.
On Birkaç olayada kocası ve kardeşi arasında danışman ve arabulucu olarak görev aldı.В ряде случаев она выступала в качестве политического консультанта и переговорщика между братом и мужем.
On bir yaşında Michelangelo'nun başarılarını duyduktan sonra heykeltıraş olmaya karar verdi.В одиннадцатилетнем возрасте решил стать скульптором, услышав о Микеланджело и его достижениях.
FIFA üyesi olan on bir OFC ekibinin tamamı elemelere katılmıştır.Участвуют 11 членов ОФК, входящих в ФИФА.
Media Traffic'e göre, United World Chart'ta 2007 yılının en başarılı on birinci şarkısıdır.По данным Media Traffic это одиннадцатый сингл в списке самых успешных синглов 2007 года.
On bir çocuklu bir aileden geliyordu.Родилась в семье из десяти детей.
Bu da on bir numaraya yükseldi.Он поднялся на счёт 10.
Henüz on bir yaşında iken İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye oldu.Когда ему было десять лет, он оставил семью и стал сопровождающим странствующего рыцаря.
Savaş kamplarında esir olarak on bir ay tutuklu kaldı.Более полугода содержался в лагере для военнопленных.