"Evet, babamın aort kapağında yani kalbinde yaklaşık on beş yıldır sorun var."Ya, ayahku memiliki penyakit jantung selama 15 tahun.
On beş yıl kadar yaşayabilir.Bisa hidup sampai 15 tahun.
Kaynaklarda on beş çocuğu olduğu geçmektedir.Hiu ini mengandung 55 anak.
Estonya’daki on beş bölgeden on üçünde nüfusun %80’ini Estonlar oluşturmaktadır.Pada tahun 2008, tiga belas dari lima belas negara Estonia lebih dari 80% etnis Estonia.
Geminin batışı iki saat ve on beş dakikada sürmüştür.Lama perjalanan dengan perahu sekitar 10-15 menit.
Shailene'in ses sınavının on ya da on beş saniyesinde, onun Hazel olduğunu anladım.Trong chưa tới 10 hay 15 giây trong lần thử vai của Shailene, tôi biết ngay cô ấy chính là Hazel."
ABD'de yaklaşık on beş milyon Meksika asıllı insan yaşamaktadır.Có khoảng 10 triệu người Mexico sinh sống tại Hoa Kỳ.
On beş rehine kurtarıldı.Đã có 15 người được giải cứu.
Daha sonralarda benzer nedenlerden dolayı "en az on beş işten" daha çıkarıldı.Cô nói mình đã bị đuổi việc ít nhất 15 lần vì lý do nêu trên.
On beş gün sonra İngiliz elçisi Sir Harry Parkes Kyoto sokaklarında saldırıya uğrar.15 ngày sau, Harry Parkes, đại sứ Anh, bị một nhóm samurai tấn công trên đường phố Kyoto.
On beş çocuk sahibi oldular: A pedigree of the Habsburg ^ accepted.Ông đảm bảo nhà Habsburg lá phiếu của mình.
Önceden, on beş yaş büyük olan abisi Sora ile yaşamaktaydı.Trước đây, cô sống với anh trai của cô, Sora, người lớn hơn cô 15 tuổi.
Yanık, toplamda, çocuklarda ölüme yol açan ilk on beş sebepten birisidir.Bỏng là 1 trong 10 nguyên nhân hàng đầu gây tử vong ở trẻ em.
Dergi, başlangıçta on beş günlük, sonra aylık olarak yayımlandı.Thời gian đầu, báo ra mỗi tháng 1 kỳ vào ngày 15 hàng tháng.
On beş altın madalya verilmiş ve 260 atlet müsabakalarda yarışmıştır (156 erkek ve 104 kadın).Khoảng 260 vận động viên (156 nam và 104 nữ) tranh tài tại 15 nội dung thi đấu khác nhau theo hạng cân.
Önceden kaza olan diğer on beş kaza, bu dönemde nahiye olarak yapılandırıldılar.Mười bảy trận cháy rừng đã được báo cáo trong thời gian này.
Buzun çeşitli sıcaklıklarda ve basınçlarda var olan on beş kristal yapısı bilinir.氷には、温度や圧力によって15の異なった結晶形が知られている。
Shailene'in ses sınavının on ya da on beş saniyesinde, onun Hazel olduğunu anladım.シャイリーンのオーディションにかかった時間は10秒か15秒だったと思うけど、僕は彼女こそヘイゼルだと思ったよ。
Apalak'ın on beş oğlu vardır.アブディラフマンには5人の息子がいる。
18 yaşında, Münih Üniversitesi'ne girdi ve on beş yıl boyunca burada kaldı.18歳のときミュンヘン大学に入学して科学を学び、15年間そこに在籍した。
Geminin batışı iki saat ve on beş dakikada sürmüştür.船外活動は7時間12分で終了した。
On beş rehine kurtarıldı.人質のうち、13人は救出された。
Femto kelimesi, eski nors dilinde fimmtān yani on beş anlamına gelir.英語の序数詞では、5th、fifthとなる。
Şimdi yeşil sepette on beş elma oldu.緑の盛り土に15枚の葉をつけた銀のボダイジュ。
On, on beş Ve yirmi yıllık devlete sadık ve kusursuz hizmete göre verildi.天長7年(830年)従五位下・正親正に叙任される。
Ödüller on beş dalda verilmektedir.褒賞金として15両得ている。
Biletlerinin $5'dan satıldığı törene 270 kişi katıldı ve tören on beş dakika sürdü.授賞式のチケットは5ドルであり、270名が出席し、15分ほどで閉式となった。
Oyuncu topla birlikte koşabilir ancak, on beş metrede bir topu sektirmek zorundadır.制球力にやや難があるが、150km/hを超える剛球を武器とする抑え投手。
‘Şike: Organize Suçlar ve Futbol’ isimli kitabı toplam on beş dile çevrildi.他的书"The Fix: Organized Crime and Soccer"已经被翻译成十五种语言。
Yanık, toplamda, çocuklarda ölüme yol açan ilk on beş sebepten birisidir.总体而言,灼伤是导致儿童死亡的前15大主要原因之一。
On beş rehine kurtarıldı.绑架了35名人质。
Nolan her gün on beş dakika çekim yaptı.為此,鄧肯每天舉重30分鐘。
"The Other Woman" on beş milyon Amerikalı tarafından izlendi ve değişik eleştiriler kazandı.《另一个女人》吸引了约1500万美国观众收看,所获评价褒贬不一。
On beş yaşında yine bilinmeyen sebeplerle görmeye başladı.15歲時,他的視力突然回復正常。
On beş yıl sonra ABD'ye göç ederek Amerikan vatandaşı oldu.5年后,他们成为美国公民。
Kuzey Amerika'da on beş hafta boyunca bir numarada kaldı ve bu alanda halen rekoru elinde bulundurmaktadır.它在北美連續15週保持第一,超越任何一部電影的紀錄。
Apalak'ın on beş oğlu vardır.拓跋仪有十五个儿子。
West, on beş adaylığın arasında yedi ödül kazandı.威斯特在15項提名中獲得了七座獎項。
Voleybola on beş yaşında başladı.博尔曼从15岁便开始飞行。
Biletlerinin $5'dan satıldığı törene 270 kişi katıldı ve tören on beş dakika sürdü.當時門票票價為5美元,只有270人出席。
Buzun çeşitli sıcaklıklarda ve basınçlarda var olan on beş kristal yapısı bilinir.又例如冰,世上已知有關冰的晶體結構有15種,這15種的固體物質狀態分別存在於不同的溫度和壓力之下。
On beş yaşında müzikle tanıştı ve arkasından bir rock grubu kurdu.之后迷上了摇滚乐,15岁组建了乐队。
On beş yaşından itibaren babası tarafından evlendirilebilir.소녀 : 할머니, 내가 열다섯 살인데도 시집갈 수 있습니까?
Shailene'in ses sınavının on ya da on beş saniyesinde, onun Hazel olduğunu anladım.우들리의 오디션에 걸린 시간은 10초 또는 15초였다고 생각하지만, 나는 그녀야말로 헤이즐과 적역이였다고 생각해요.
Âsâr-ı Nisvân on beş günde bir neşrolunurken isim değişikliği sonrasında aylık olarak neşrolunmuştur.항우는 부하 조구(曹咎)에게 "15일간 굳게 지키고만 있어라.
Bu konu üzerine çalışmalar on beş yıldır sürmekteydi.나는 이 일을 15년 간 해왔다.
Apalak'ın on beş oğlu vardır.조조에게는 25명의 아들이 있었다.
On beş yaşında at binip kılıç kuşanmıştır.만 15세 때 태권도와 복싱을 접했다.
On beş gün sonra 1702'nin Eylül ayında burada öldü.그 전투가 있고나서 5개월 뒤인 9월 17일, 결핵으로 사망했다.
Oyuncu topla birlikte koşabilir ancak, on beş metrede bir topu sektirmek zorundadır.공을 가지고 달리는 선수는 최소 15야드 마다 공을 땅에 튀기거나 터치해야 한다.
Mozart, Haydn'in "Requiem"ini ilk kez on beş yaşındayken duymuştu.애칭은 "리즈" 다이브당시 15세 본편(ALO)시작은 17살.
"Evet, babamın aort kapağında yani kalbinde yaklaşık on beş yıldır sorun var.לפי דבריה: ובכן, לאבי הייתה מחלת לב במשך כ-15 שנה.
18 yaşında, Münih Üniversitesi'ne girdi ve on beş yıl boyunca burada kaldı.בגיל 18 נרשם לאוניברסיטת מינכן ללימודי מדע, ושם נשאר במשך 15 השנים הבאות.
On beş ay aradan sonra grup, reggae ve dancehall müziğini içeren Rock Steady ile geri döndü.חמישה עשר חודשים מאוחר יותר, חזרה הלהקה עם האלבום Rock Steady, ששילב גם רגאיי ו-Dancehall.
On beş rehine kurtarıldı.חמישה בני ערובה חולצו.
Söz konusu şeyin en az on beş veya yirmi yıl eskiye ait olduğu anlamına gelmektedir.המונח בדרך כלל מתייחס לתקופה של לפחות 15 או 20 שנה קודם להווה.
Daha sonralarda benzer nedenlerden dolayı "en az on beş işten" daha çıkarıldı.ביומנו תיעד עוד לפחות חמישה "ניתוחים" דומים.
Bu sırada Einstein on beş yaşındaydı ve liseyi bitirmesine daha üç yıl vardı.לעומתו קריק היה בן 35 ועדיין לא סיים את הדוקטורט.
Hatta bu yüzden bazı davalar on beş dakika sürüyordu.אז ניסיתי, במשך 15 דקות.
On beş yıl sonra ABD'ye göç ederek Amerikan vatandaşı oldu.כעבור חמש שנים היה לאזרח בריטי.