Yaşamının son on beş senesini çok üretken geçirdi.Takto prožil posledních sedmnáct let svého života.
Sergiye yüz elli beşi yabancı olmak üzere beş yüz on beş firma katıldı.Vstupné je 50 THB pro cizince.
Bedir Muharebesi'ne yaşı küçük olduğu için katılamamış, on beş yaşındayken Uhud Muharebesi'ne katılmıştır.Není jisté, zda se Hanuš do dětského bloku dostal, bylo mu tehdy už přes čtrnáct let.
(Arya:Una donna a quindici anni—"On beş yaşında bir kadın").Se pare că este (și este) o fetiță de cincisprezece ani fizic perfectă.
Yanık, toplamda, çocuklarda ölüme yol açan ilk on beş sebepten birisidir.În total, în cazul copiilor, arsurile se numără printre primele cincisprezece cauze ale decesului.
Geminin batışı iki saat ve on beş dakikada sürmüştür.Conform teoriei oficiale vaporul s-a scufundat doua ore și 40 de minute mai târziu.
On beş ulustan yirmi üç halterci yarıştı.35 de floretiști au concurat.
Kuzey Amerika'da on beş hafta boyunca bir numarada kaldı ve bu alanda halen rekoru elinde bulundurmaktadır.A stat în America de Nord pe locul unu pentru 15 săptămâni consecutive, un record pentru orice film.
Dişileri her yıl on beş civarında yumurta yaparlar.Femelele depun în jur de cinci ouă.
On beş yıl kadar yaşayabilir.Poate trăi 15 ani.
Halası ona on beş yaşına kadar vasilik etti.Acest nume îl folosea cam până la vârsta de 15 ani.
Yönetmenlerin On Beş Günü'nde dünya çapından kısa ve uzun metrajlı film ve belgesel filmler gösterilir.Are loc în luna august și prezintă o mare varietate de filme și filme de scurt metraj din întreaga lume.
On beş bin kişi Kurt Meyer'in cenaze törenine katıldı.În jur de 25.000 de oameni au fost prezenți la ceremonia funerară a lui Pablo Escobar.
Dişileri her yıl on beş civarında yumurta yaparlar.Évente 15 tojást rak.
On beş rehine kurtarıldı.Öt terroristát öltek meg és tizenkilenc túszt szabadítottak ki.
On beş gün sonra İngiliz elçisi Sir Harry Parkes Kyoto sokaklarında saldırıya uğrar.Tizenöt nappal később Kiotóban szamurájok az utcán támadták meg Parkes brit nagykövetet.
On beş yıl kadar yaşayabilir.Akár tizenöt évig is elélhet.
Oyuncu topla birlikte koşabilir ancak, on beş metrede bir topu sektirmek zorundadır.A játékos szaladhat is a labdával, de legalább 15 méterenként le kell pattintania vagy a földhöz érintenie.
Yaklaşık on beş takım San Marino Şampiyonası'nda birincilik için yarışır.Egyike annak a 15 csapatnak, amely a San Marinó-i labdarúgó-bajnokságot alkotja.
On beş yaşında yine bilinmeyen sebeplerle görmeye başladı.Korán, 35 évesen hunyt el, ismeretlen okból.
Yanık, toplamda, çocuklarda ölüme yol açan ilk on beş sebepten birisidir.Összességében a gyermekek halálozásában az égési sérülés a tizenöt leggyakoribb kiváltó ok között szerepel.
On beş yaşına kadar farklı okullarda okudu.15 éves koráig különböző falusi iskolákba járt.
Yayınlanmış on beş kitabı vardır.Eddig tizenöt könyve jelent meg.
Toplum Hekimliği Enstitüsü'nü on beş yıl boyunca yönetti.Ohjelma linjaa kansallista terveyspolitiikkaa 15 vuoden aikavälillä.
On beş yaşındaki Vanship pilotudur.Pia on 45-vuotias parturi-kampaaja.
Ayrıca albüm, Atlantic Records etiketiyle çıkan son on beş yılın en çok satan albümü oldu.Siitä tuli Atlantic Recordsin parhaiten myyvä levy 15 vuoteen.
ABD'de yaklaşık on beş milyon Meksika asıllı insan yaşamaktadır.Yhdysvalloissa hollantilaistaustaisia elää noin 5 miljoonaa.
On beş yaşında yine bilinmeyen sebeplerle görmeye başladı.15-vuotiaana sattui kuitenkin takaisku, sillä hän joutui tuntemattoman raiskaamaksi.
Nafot (נפות; tekil: nafa) denen on beş alt bölge bulunur.Suvussa Orchidantha (syn. mm. Lowia) on viisitoista lajia.
Geminin batışı iki saat ve on beş dakikada sürmüştür.Aluksen keulaosa upposi kolmessa minuutissa ja peräosa viisitoista minuuttia myöhemmin.
Apalak'ın on beş oğlu vardır.Rudeenilla oli 15 lasta.
On beş rehine kurtarıldı.5 panttivankia vapautui rynnäkössä.
Genel olarak bu albüm, dünya çapında on beş farklı ülke listelerinde yer almıştır.Dokumentin DVD-julkaisu sijoittui eri DVD-listojen kärkeen peräti 25 eri maassa.
Shailene'in ses sınavının on ya da on beş saniyesinde, onun Hazel olduğunu anladım.Μέσα σε 10 ή 15 δευτερόλεπτα από την οντισιόν της Σέιλιν, ήξερα ότι αυτή ήταν η Χέιζελ.
On beş rehine kurtarıldı.Διασώθηκαν μόνο 15 σπίτια.
Geminin batışı iki saat ve on beş dakikada sürmüştür.Το σκάφος ολοκλήρωνε μια τροχιά σε 3 ώρες και 15 λεπτά.
1974 yılında grubun listelerde ilk on beşe girmeyi başaran üç şarkısı bulunmaktaydı.Το 1974 το συγκρότημα έκανε επιτυχία με 3 τραγούδια τα οποία ήταν στα 15 πρώτα στην Ολλανδία.
Genel olarak bu albüm, dünya çapında on beş farklı ülke listelerinde yer almıştır.Συνολικά, μπήκε μέσα στη δεκάδα 15 charts ανά τον κόσμο.
On beş gün sonra 1702'nin Eylül ayında burada öldü.Πεθαίνει δέκα ημέρες αργότερα στις 17 Σεπτεμβρίου του 1982.
West, on beş adaylığın arasında yedi ödül kazandı.Κέρδισε 17 Όσκαρ από τις 30 υποψηφιότητες που έλαβε.
Apalak'ın on beş oğlu vardır.Ο Σουλεϊμάν είχε πέντε γιούς.
O, yaklaşık on beş dolara mal olacak.Θα κοστίσει δεκαπέντε δολλάρια περίπου.
Biletlerinin $5'dan satıldığı törene 270 kişi katıldı ve tören on beş dakika sürdü.Billetterne kostede 5 dollars, 270 personer deltog og ceremonien varede 15 minutter.
On beş yaşındayken, vücut geliştirmeye başladı.Som 15-årig begyndte hun at lave sit eget tøj.
TBMM'de kabul edilen yasalar, cumhurbaşkanı tarafından on beş gün içinde yayımlanır veya geri gönderilir.Nationalforsamlingens præsident kan underskrive eller afvise nystiftede love inden for 15 dage.
On beş yıllık bir futbol kariyeri vardır.75 år med Måløv Boldklub.
On beş bin kişi Kurt Meyer'in cenaze törenine katıldı.Hele 50.000 mennesker dukkede op til hans begravelse på Nordre Kirkegård i Århus.
On beş yaşındayken, RCA Records'tan ayrıldı.Da hun er 15 år forsvinder Lord Croft i Cambodja.
Wright on beş yaşındayken, The Voodoo of Hell's Half-Acre isimli ilk öyküsünü yazdı.I en alder av femten år hadde Wright skrevet sin første fortelling, «The Voodoo of Hell's Half-Acre».
Kış aylarında bile çiçekli olan bitkide on beş ya da daha fazla çiçek bulunabilir.De blomstrer om vinteren, og hver plante kan ha opptil femten eller flere blomster.
On beş yıl sonra ABD'ye göç ederek Amerikan vatandaşı oldu.Femten år etter ble han amerikansk statsborger.
Bu olaydan sonra Henry'nin Eleanor'u on beş yıl ev hapsinde tuttuğu da bilinmektedir.Henrik satte da Eleonore i et fangenskap som varte i femten år.
Bunların yanı sıra en az on beş yedek subay da adaya gönderilecekti.De må også ha minst femten års tjeneste i forsvaret bak seg.
Sadece on beş kilo kaybetmişti.Det endte til slutt med at kun 4 kg gikk tapt.
On beş yıllık bir futbol kariyeri vardır.Oslo Fotballkrets gjennem 25 år.
18 yaşında, Münih Üniversitesi'ne girdi ve on beş yıl boyunca burada kaldı.18 år gammel ble han tatt opp i Köln, og han ble der i 15 år.
On beş ayrı makâleden meydana gelmiştir.Det er foretatt femten slike tildelinger.
On beş dakika süren bu etkinliğin sunuculuğunu, AMPAS başkanı Fairbanks gerçekleştirdi.Det ble ledet av AMPAS direktøren Fairbanks, under den 15 minutter lange presentasjonen.
On beş gün sonra İngiliz elçisi Sir Harry Parkes Kyoto sokaklarında saldırıya uğrar.Lima belas hari kemudian, Duta Besar Inggris Sir Harry Parkes diserang sekelompok samurai di Kyoto.
Daha sonralarda benzer nedenlerden dolayı "en az on beş işten" daha çıkarıldı.Dia berkata dia dipecat "setidaknya dalam 15 pekerjaan" karena alasan yang serupa.