Bunlardan bir tanesi bir çocuğa ait olup diğerleri kadın ve erkek kafataslarıdır.Celui-ci comporte une section pour les hommes, et une autre pour les femmes et les enfants.
Çok dağınık olup, tespitleri bile güçtür.Il est tendu, mal à l'aise ; ses auditeurs aussi.
Silah, 1937 tasarlanmış olup II. Dünya Savaşı sırasında Japon İmparatorluk Ordusu tarafından kullanılmıştır.Ce canon fut adopté en 1932 dans les divisions de l'Armée Impériale Japonaise.
İstilaya gelenler ile yüzleşmiş ancak Sufetula'da mağlup olup, öldürülmüştür.À leur arrivée, les habitants d'al-Musayfirah furent soit expulsés, soit tués.
Arka bacakları iyi gelişmiş olup, sıçramaya yarar.Les pattes postérieures sont très développées et adaptées au saut.
Denebilir ki, savaşın devam ettiği dört gün zarfında ne olup bittiğinden hiç haberi olmadı.On ne saura jamais ce qui s'est passé pendant ces quatre jours.
Yaklaşık 135 km uzunluğunda olup boğazın ortası Kanada ile ABD arasındaki uluslararası sınırı oluşturmaktadır.Long de 96 milles (154 km), il forme une partie de la frontière entre le Canada et les États-Unis.
Ortalama sağkalım zamanı çok ilerlememiş evrelerde 20 ay olup 5-yıllık sağkalım ise %20'dir.Le temps de survie médian pour un stade limité est de 20 mois, avec un taux de survie à 5 ans de 20 %.
Zipf-Mandelbrot savı: Bir ayrık güç kuralı dağılımı olup Zipf dağılımının genelleştirilmesidir.La loi de Zipf–Mandelbrot et la loi fractale parabolique généralisent la distribution de Zipf.
Şirketin merkezi Columbus'ta yer almakta olup New York Borsası'nda işlem görmektedir. ^ "Fortune 500".L'entreprise est une société par actions cotée à la bourse de New York et figure au classement Fortune 500.
Çok zehirli olup ölümcüldür.Elle est fortement toxique et même mortelle.
Mahallede eğitim iyi seviyede olup okuma-yazma oranı çok yüksektir.L'école est prospère, le pourcentage de succès aux examens est élevé.
Highball bardak, Old Fashioned bardaktan daha uzun olup, Collins bardağından daha kısa ve geniştir. ^Borderies, de maturation plus rapide que la grande et la petite champagne.
Banka 1912 yılında kurulmuş olup ülkenin en eski bankasıdır.Fondée en 1914, elle est la principale banque du pays.
Kitap deri ciltli olup kitaba 9 şilin fiyat biçilmişti.On l'a vendue jusqu'à neuf francs la livre.
Nagoya metrosu 15 Kasım 1957 tarihinde açılmış olup Tokyo ve Osaka'dan sonra ülkenin üçüncü metro ağıdır.Mis en service en 1957, c'est le troisième métro du Japon après ceux de Tokyo et d'Osaka.
Bunların 10 tanesi Greko-Romen dalında olup, diğer 10 tanesi Serbest Stildedir.Dix États sont parties au Pacte Roerich et onze sont signataires.
Transfer edilen kütle yüksek açısal momentumlu olup, yoğun yıldızı çevreleyen disk civarında toplanır.Supposons le corps en mouvement circulaire et uniforme autour de l'astre.
Babası Boşnak annesi Türk olup, annesi tarafından Sultan II. Bayezid'in torunudur.Son père était un bosniaque originaire du sud de la Bosnie et sa mère turque, fille du Sultan Bayezid II.
İlk nesil 9-5, 1997 yılında tanıtılmış olup Saab 9000'in yerini almıştır.La première Saab 9-5 est apparue en 1997, en remplacement de la Saab 9000.
Mutfağı çok zengin olup, kırmızı et ağırlıklıdır.C'est une viande rouge au grain très marqué.
Bu yollar ülkeler arası güzergâhlar olup, ticaret mallarının nakliyesi için kullanılmıştır.En effet, les deux emploient les Métis de cette région pour le transport des marchandises.
Kürtler, dini bakımdan heterojen bir halk olup aralarında birçok farklı dine mensup gruplar vardır.Les bocio ont un aspect religieux et incluent différentes forces.
Bina Leo von Klenze tarafından Neoklasik tarzda tasarlanmış olup 1816 - 1830 yılları arasında inşa edilmiştir.Dessiné par l'architecte Leo von Klenze dans un style néoclassique, le bâtiment a été édifié de 1816 à 1830.
2001 yılında kurulmuş olup yurt içi ilk uçuşunu 25 Mayıs 2003'te yapmıştır.La compagnie aérienne est fondée en 2001 et opère son premier vol le 25 mai 2003.
Uysal gibi gözükse de, gerçekte tehlikeli olup son derece zehirlidir.Mais c’est dangereux, bien sûr, terriblement dangereux.
Akşam yemeği günün ana öğünü olup genellikle akşam üzeri veya akşam saatlerinde yenir.Son cri strident peut être le plus souvent entendu en matinée ou soirée.
Sekiz göze sahip olup Entelegynae grubunda yer alır.Elle comprend huit communautés et a son siège à Inuvik.
Evli ve üç çocuk babası olup aynı zamanda yeminli mütercimlik yapmakta ve sporla ilgilenmektedir.Marié et père de cinq enfants, il a pour loisirs la lecture et le sport.
Köyde traktör sadece iki kişide bulunmakta olup, bir kişide kamyon ve bir kişide ticari minibüs vardır.Il n'y a pas de voitures sur l'ensemble de l'île, à l'exception d'un camion de pompiers et de deux tracteurs.
"XIV. I. Dünya Savaşı'nda Olup Bitenler".Кто был кто в Первой мировой войне. — М.: АСТ, 2003. — С.
Ülkenin en yüksek noktasını Chappal Waddi oluşturmakta olup, dağın zirvesi 2.419 m yüksekliktedir.Près de la frontière camerounaise, le Chappal Waddi culmine à 2 419 mètres.
Ayrıca bir adet cami mevcut olup, ibadete açıktır.Mode One-shot et Servo Ai prédictif.
Defans pozisyonunda görev almakta olup, Regionalliga Nordost ekiplerinden Babelsberg 03'da forma giymektedir.Il partage ce terrain avec l'équipe masculine du SV Babelsberg 03 évoluant en Regionalliga.
Deniz büyük bir leğen biçiminde olup 6.200 m derinliğe sahiptir.La mer de Célèbes a la forme d'un vaste bassin, avec une profondeur maximale de 6 200 mètres.
Ayrıca köyde kol saaati imal eden bir atölye olup yaklaşık 80 kişiye istihdam sağlamaktadır.Par ailleurs, Couesques possède une salle des fêtes pouvant accueillir 80 personnes.
Babası Abdullah isminde bir zat olup kendisi Kandehar şehrinde doğdu.Il est même persuadé de s'appeler Abdelbachir et d'être né dans un petit village du bled.
Köyün geçim kaynakları tarım ve hayvancılık olup avcılık da yapılmaktadır.Les activités pastorales et agricoles, ainsi que la chasse, sont interdites.
Ayrıca onları beraber olup hapishaneden atarsak orada güvenle kalabileceklerini söyler.Il lui affirme également que s'il parvient à sortir de prison, il reviendra la voir.
Hitto, Suzanne Hitto adlı bir Amerikalı öğretmen ile evli olup dört çocuk sahibidir.Sa femme, Suzanne Hitto, est une enseignante, et il a 4 enfants.
Bu olaylar sırasında Theodora'nın hala hayatta olup olmadığı belli değildir.La question de la survie de Théodora à ces événements n'est pas tranchée de manière certaine.
NATO rapor adı AT-14 Spriggan olup "9M133" ise GRAU adıdır.Le missile porte la désignation GRAU 9M133 et le code OTAN AT-14 Spriggan.
AEGEE, kar amacı gütmeyen bir organizasyon olup, herhangi bir politik taraf tutmaz.L'AEGEE est une organisation indépendante qui n'est liée à aucun parti politique.
Oyuncular, ayrıca Bomba atar, el bombalarına sahip olup ve taret kullanabilirler.Le joueur dispose d'armes à feu, de grenades et peut attaquer au corps à corps.
Tuba, Arapça kökenli bir sözcük olup hoşluk, güzellik, iyilik gibi anlamlara gelmektedir.Bliss est un mot anglais signifiant joie, allégresse, béatitude.
Arnavutluk'un illeri 1992 yılında kurulmuş olup 2000 yılında ilçelerin yerini almıştır.Les jardins du prieuré d'Orsan naissent en 1992 et ouvrent au public en 1994.
Kökörü kır yerleşimi 1 köyden oluşmakta olup Kökörü köyüdür.Elle est composée d'un seul village, Cristian.
Yarı Meksikalı olup İspanyolcayı akıcı bir şekilde konuşmaktadır.Il est latino et parle l'espagnol couramment.
Plaj ince kumlu olup, deniz sığdır.Le temps est couvert, la mer est grosse.
Şenlik geleneksel hale gelmiş olup, her yıl binlerce insan katılmaktadır.Cette fête traditionnelle réunit chaque année des milliers de personnes.
Şirket, 1873 yılında kurulmuş olup otomobil, motosiklet, bisiklet ve örgü makinesi imalatı yapmaktaydı.Société fondée en 1880, fabricant de vélos, motos et voitures.
1996 yılında kurulmuş olup Londra, İngiltere merkezlidir.London est formé en 1976 à Londres, en Angleterre,.
Elastik olup kollarını ve bacaklarını istediği kadar uzatabilir.Elle a la capacité d'allonger et de raccourcir ses bras et jambes.
Köyde ilköğretim okulu mevcut olup, taşımalı eğitim yapılmamaktadır.En danse, je ne peux emprunter à aucune école existante.
Bitki örtüsü yönünden zengin olup endemik türler de bulunmaktadır.L'écosystème de la Réunion est riche en termes d'espèces endémiques.
Ancak gece olup bitenleri hatırlayamamaktadır.Une nuit, ils commettent l'irréparable.
Bekar olup, bir çocuk annesidir.Célibataire, elle est mère d'un enfant.
Planlama merkezleri aslında ekonomide hiçbir zaman ne olup bittiğini bilmemişlerdi.La plupart du public n’avait alors pas idée de ce qui venait de se passer dans le stade.
Çiçekler beyaz veya pembe renkli olup, yapraklardan daha önce meydana gelirler.Les fleurs, assez grandes, blanches ou rose pâle, apparaissent avant les feuilles.
Karbondioksit emisyonunun azalma derecesi elektrik üretimine bağlı olup %30'luk bir azalma beklenmektedir.Les émissions nettes de CO2 sont réduites d'environ 40 %.