Beden büyüklüğünü ve hacmini değiştirme, süper hız, uçma, süper kuvvet, ölümsüzlük ve görünmezlik.Изменение размера тела и органов, сверхскорость, полёт, сверхсила, бессмертие, и невидимость.
Beden büyüklüğünü ve hacmini değiştirme, süper hız, uçma, süper kuvvet, ölümsüzlük ve görünmezlik.Изменение размера тела и органов, сверхскорость, полёт, сверхсилу, бессмертие и невидимость.
Beden büyüklüğünü ve hacmini değiştirme, süper hız, uçma, süper kuvvet, ölümsüzlük ve görünmezlik.שינוי גודל גוף וחומר, מהירות על, תעופה,
Beden büyüklüğünü ve hacmini değiştirme, süper hız, uçma, süper kuvvet, ölümsüzlük ve görünmezlik.שינוי גודל גוף ומשקל, מהירות על, תעופה,
Beden büyüklüğünü ve hacmini değiştirme, süper hız, uçma, süper kuvvet, ölümsüzlük ve görünmezlik.שינוי גודל גוף ותוכן, מהירות על, מעוף,
Beden büyüklüğünü ve hacmini değiştirme, süper hız, uçma, süper kuvvet, ölümsüzlük ve görünmezlik.تحول حجم الجسم والمحتوي، السرعة الفائقة الطيران،
Beden büyüklüğünü ve hacmini değiştirme, süper hız, uçma, süper kuvvet, ölümsüzlük ve görünmezlik.تحول حجم و محتوى الجسم، السرعة الفائقة، التحليق،
Beden büyüklüğünü ve hacmini değiştirme, süper hız, uçma, süper kuvvet, ölümsüzlük ve görünmezlik.تغيير حجم الجسد و محتواه سرعة هائلة الطيران
Beden büyüklüğünü ve hacmini değiştirme, süper hız, uçma, süper kuvvet, ölümsüzlük ve görünmezlik.تغيير حجم الجسم ومحتواه، السرعة القصوى، الطيران،
Beden büyüklüğünü ve hacmini değiştirme, süper hız, uçma, süper kuvvet, ölümsüzlük ve görünmezlik.تغيير حجم الجسم ومحتوياته، السرعة الخارقة، الطيران،
Beden büyüklüğünü ve hacmini değiştirme, süper hız, uçma, süper kuvvet, ölümsüzlük ve görünmezlik.تقليص حجم الجسم السرعة الخارقة الطيران
Beden büyüklüğünü ve hacmini değiştirme, süper hız, uçma, süper kuvvet, ölümsüzlük ve görünmezlik.超高速で動ける力 空を飛べる力 怪力を出せる力
Beden büyüklüğünü ve hacmini değiştirme, süper hız, uçma, süper kuvvet, ölümsüzlük ve görünmezlik.超高速 空を飛ぶ力 超怪力
Bizi, ölümsüzlükten alıkoyuyor.영혼은 우리에게서 영속성을 빼앗아 갑니다
Bizi, ölümsüzlükten alıkoyuyor.Она забирает у нас бессмертие.
Bizi, ölümsüzlükten alıkoyuyor.הוא גוזל מאיתנו את האלמוות.
Bu... ölümsüzlük mü?Är det här...odödlighet?
Bu... ölümsüzlük mü?Er det her ... udødelighed?
Bu... ölümsüzlük mü?Esto es... ¿la inmortalidad?
Bu... ölümsüzlük mü?Isto é... imortalidade, não é?
Bu... ölümsüzlük mü?Onko tämä kuolemattomuutta?
Bu... ölümsüzlük mü?Questa è... l'immortalità, vero?
Bu... ölümsüzlük mü?To jest nieśmiertelność?
Bu... ölümsüzlük mü?Αυτό είναι... η αθανασία, σωστά;
Bu... ölümsüzlük mü?Это и есть... бессмертие?
Bu yüzden ölmüyorlar. Ölümsüzlükleri Felsefe Taşlarından geliyor.Niiden kuolemattomuus on Viisasten kivien ansiota.
Çünkü kazandığında zaferin canlılığı seni Tanrı'nın ölümsüzlük yemeğine daha çok yaklaştıracak"é o mais próximo que irás chegar da ambrósia dos deuses."
Çünkü kazandığında zaferin canlılığı seni Tanrı'nın ölümsüzlük yemeğine daha çok yaklaştıracak"왜냐하면 승리의 도취감만큼" "신들의 향연에 가장 가까운 순간은 없거든."
Çünkü kazandığında zaferin canlılığı seni Tanrı'nın ölümsüzlük yemeğine daha çok yaklaştıracaklà thứ gần nhất đưa con tới cao lương mỹ vị của thánh thần".
Çünkü kazandığında zaferin canlılığı seni Tanrı'nın ölümsüzlük yemeğine daha çok yaklaştıracakPonieważ radość zwycięstwa, kiedy wygrywasz, jest najbardziej zbliżona do boskiej ambrozji."
Çünkü kazandığında zaferin canlılığı seni Tanrı'nın ölümsüzlük yemeğine daha çok yaklaştıracakProtože když vyhraješ, bujará radost z vítězství je, jako bys popíjel nektar bohů."
Çünkü kazandığında zaferin canlılığı seni Tanrı'nın ölümsüzlük yemeğine daha çok yaklaştıracakΔιότι όταν κερδίζεις, η ευθυμία της νίκης είναι το πλησιέστερο που θα βρεθείς στην αμβροσία των θεών."
Çünkü kazandığında zaferin canlılığı seni Tanrı'nın ölümsüzlük yemeğine daha çok yaklaştıracakИбо восторг от победы - это чувство, ближайшее к божественному наслаждению".
Çünkü kazandığında zaferin canlılığı seni Tanrı'nın ölümsüzlük yemeğine daha çok yaklaştıracakכי כאשר אתה מנצח, חדוות הנצחון היא הדבר הקרוב ביותר שאי פעם תוכל להרגיש לאמברוסיה - למאכל האלים."
Çünkü kazandığında zaferin canlılığı seni Tanrı'nın ölümsüzlük yemeğine daha çok yaklaştıracakلأنك عندما تفز، فأن تهليلات النصر هي أقرب ما ستذوق من طعام الآلهة
Çünkü kazandığında zaferin canlılığı seni Tanrı'nın ölümsüzlük yemeğine daha çok yaklaştıracak神肴(不老不死の食べ物)に近づけるだろう」と なぜなら、ギリシャ人は
Eğer ölüm kötüyse, o halde, ölümsüzlük iyi bir şey midir?만약 죽음이 나쁘다면, 어떤 하나의 강력한 불가사의가 필연적으로 '좋은 것'이 되는 것일까요?
Eğer ölüm kötüyse, o halde, ölümsüzlük iyi bir şey midir?אם המוות הוא רע, אפשר לתהות באם האלמוות הוא דבר טוב?
Eski Bir Ölüm, ölümsüzlük ve yorulmamış sabır ile Söylemek올드 죽음을, 죽지 않는다는 and unwearied 인내와, 오히려 말씀
Eski Bir Ölüm, ölümsüzlük ve yorulmamış sabır ile SöylemekAn Old Mortality, sagen eher eine Unsterblichkeit, mit unermüdlicher Geduld und
Eski Bir Ölüm, ölümsüzlük ve yorulmamış sabır ile SöylemekEn Old Mortality, siger snarere en Udødelighed, med utrættelig tålmodighed og
Eski Bir Ölüm, ölümsüzlük ve yorulmamış sabır ile SöylemekUna mortalidad antigua, digamos más bien una inmortalidad, con paciencia incansable y
Eski Bir Ölüm, ölümsüzlük ve yorulmamış sabır ile SöylemekUn Old Mortality, disons plutôt une Immortalité, avec patience infatigable et
Eski Bir Ölüm, ölümsüzlük ve yorulmamış sabır ile Söylemekתמותה ישן, אומרים ולא האלמוות, עם סבלנות unwearied ו
Eski Bir Ölüm, ölümsüzlük ve yorulmamış sabır ile Söylemekوفيات قديم ، ويقول بالأحرى الخلود ، مع الصبر وunwearied
Eski Bir Ölüm, ölümsüzlük ve yorulmamış sabır ile Söylemek信仰は、男性の体内に普通の画像のengravenを作り、神の人の彼らは、ですが、
Fakat ölümsüzlük gibi küçük bir yemi yutanları toplayabilmişler sadece.De hecho, solo han logrado reunir a personas que han mordido un anzuelo tan pequeño como es la inmortalidad.
Fakat ölümsüzlük gibi küçük bir yemi yutanları toplayabilmişler sadece.Det lykkedes dem kun at samle dem, - - der bed på ussel udødelighed.
Fakat ölümsüzlük gibi küçük bir yemi yutanları toplayabilmişler sadece.Fast de lyckades bara samla dem- -som nappade på futtig odödlighet.
Fakat ölümsüzlük gibi küçük bir yemi yutanları toplayabilmişler sadece.Mas só conseguiram reunir aqueles que caíram no engodo de algo pequeno, como a imortalidade.
Fakat ölümsüzlük gibi küçük bir yemi yutanları toplayabilmişler sadece.Toisaalta he saivat kokoon vain ne- -jotka tarttuivat vaikkapa kuolemattomuuden syöttiin.
Fakat ölümsüzlük gibi küçük bir yemi yutanları toplayabilmişler sadece.Udało im się zebrać tylko te, które złapały się na haczyk nieśmiertelności.
Fakat ölümsüzlük gibi küçük bir yemi yutanları toplayabilmişler sadece.Αλλά πάλι, κατάφεραν να φέρουν μόνο όσους έχαψαν κάτι τόσο ασήμαντο, όπως η αθανασία.
Fakat ölümsüzlük gibi küçük bir yemi yutanları toplayabilmişler sadece.Но они смогли собрать лишь тех, кто клюнул на такую мелкую наживку, как бессмертие.
Felsefe Taşı mı? Ölümsüzlük!Τι Φιλοσοφική Λίθο; Αθανασία!
Felsefe Taşı ve ölümsüzlükten söz edip durup dururken bizimle dövüşmek-- amacınız ne sizin?Först De Vises Sten och odödlighet- -sen börjar ni slåss rakt upp och ner. Vad är ni ute efter?
Felsefe Taşı ve ölümsüzlükten söz edip durup dururken bizimle dövüşmek-- amacınız ne sizin?Først De Vises Sten og udødelighed - - og så begynder I at slås. Hvad er I ude efter?
Felsefe Taşı ve ölümsüzlükten söz edip durup dururken bizimle dövüşmek-- amacınız ne sizin?Mówić o Kamieniu Filozoficznym i nieśmiertelności, a potem nagle wszczynać bójkę...
Felsefe Taşı ve ölümsüzlükten söz edip durup dururken bizimle dövüşmek-- amacınız ne sizin?Primero la Piedra Filosofal y la inmortalidad, luego nos atacáis sin más...
Felsefe Taşı ve ölümsüzlükten söz edip durup dururken bizimle dövüşmek-- amacınız ne sizin?Puhutte Viisasten Kivestä ja kuolemattomuudesta- -ja haastatte yhtäkkiä riitaa.