Kurtuluş Savaşı'na karşı olumsuz bir tavır takındı.Бачила руйнування викликані визвольною війною.
Bütün bu olumsuz koşullara rağmen Yupiklerde karma ekonomi görülür.Незважаючи на ці фактори, в Хутікальпі високий рівень безробіття.
Diğer taraftan bazı olumsuz eleştiriler de vardı.Однак був і ряд критичних відгуків.
Dağ sıçanı ölümsüzdür.Байбак безсмертний.
Güzel olmanın olumsuz yanları var.Бути гарною має свої вади.
Sonuçlar olumsuz.Результати негативні.
Yaochi (瑤池), Xi Wang Mu'nun da yaşadığı, ölümsüzlerin mekânı.Yaochi (瑤池) - obydlí nesmrtelných, kde žije Xi Wang Mu.
Bu olumsuz rapora karşın, İspanya Hükümeti 1 Ekim 2004'te yasa tasarısını Kongre'ye gönderdi.I přes negativní postoj prezentovala vláda svůj návrh v Kongresu 1. října 2004.
Bu günde olumsuz davranışlar sergilenmez.Dnes nám takové jednání připadá nelidské.
Olumsuz düşünce: “İki gündür birbirimizi görmedik.Svůj výsledek komentuje: „Dva týdny jsem měla pocit, že mě nikdo nezastaví.
Michele Z (Ölümsüz, 1969) ....Jiří Grygar: Sejdeme se v nekonečnu (1979).
Ayrıca bir fikrin önemi (olumlu veya olumsuz yönleriyle) her zaman takdir edilemeyebilir.Významnost (dobrá či špatná) myšlenky nebývá vždy současníky široce oceněna.
"Ölümsüzler ölümlü, ölümlüler ölümsüz.Rozkoše jsou smrtelné, avšak ctnosti nesmrtelné.
Bu ölümsüzlüğün sırrı nedir?V čem tato nekonformita spočívá?
Bu hikâye, ölümsüz bir aşkın öyküsüdür.Jde o příběh nenaplněné lásky.
Bununla birlikte, yayın birkaç olumsuz eleştiri almıştır.Seriál obdržel i pár negativních hodnocení.
Sokrat'a göre insan ruhu görünmez ve ölümsüzdü, bedeni sevk ve idare eden ruhtu.Aristoteles tedy argumentuje, že duše je neoddělitelná od těla a umožňuje nám žít, vnímat a jednat.
Yanıt olumsuz olunca rakamı artırmaya başladı.V době uvedení postrádala podporu OpenGL.
İnsanlardan uzun yaşarlar ama ölümsüz değillerdir.Byly věčně mladé a krásné, avšak nebyly nesmrtelné.
Bu durum kaliteyi de olumsuz etkiledi.Dlužno říci, že jejich kvalita nebyla dobrá.
Fakat olumsuz durumlar peş peşe geldi.Nicméně nejhorší problémy měly teprve přijít.
Bu durum olumlu ve olumsuz birçok tepki aldı.Text vzbudil řadu souhlasných i odmítavých reakcí.
Aynı zamanda ölümsüz bir ırktır.Ale ani vy nejste nesmrtelný!
İlk izlenimlerimiz olumsuzdu.Prvotní reakce nebyly příznivé.
Ölümsüz olan, ruhun bu kısmıdır.To znamená, že jsem nesmrtelná Duše.'
Olumsuz yorumlar aldı.Reakce neúspěšných interpretů včerejšího večera
Buna rağmen bölüm, bazı olumsuz eleştirilere de sahne oldu.I přes jeho rozšíření však třídění sklízí i negativní kritiku.
Halk arasında olumsuz söylentiler dolaştı.Mezi fyziky kolují fantastické zvěsti.
Ruhumuz ölümsüzdür.Tím se duše stává nesmrtelnou.
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.Tyto látky mají mít příznivé účinky na organismus.
Tanrı ölümsüzdür.Bůh je věčný.
Bu sistem, ceza veya organizmada rahatsızlık yaratan olumsuz olaylar karşısında harekete geçer.Tato metoda zabránila nežádoucímu poškození při přepravě či stavbě.
Diğer özelliklerinden biri ise ölümsüz olmasıdır.Podle některých jsou navíc nesmrtelní.
Değilleme eklemi: Olumlu bir ifadeyi olumsuz hale, olumsuz bir ifadeyi ise olumlu hale getirir.Při pozitivním se dějí věci kladné, zatímco při záporném věci nepotěšující a komplikující.
Tüm olumsuz eleştirilere rağmen kitap 1000 lerce insan tarafından okunmuştur.Díky promyšlené distribuci četlo každé číslo až tisíc lidí.
Kısmen ölümsüzdür (Hortkuluklar sayesinde).Byly ale poměrně poruchové (především motor).
İnsanlar ölümsüz olacaklar.Tyto postavy jsou nesmrtelné.
Hastalarda gördüğü olumlu-olumsuz etkileri belirtmiştir.Brzy byly objeveny jeho sedativní účinky na pacienty.
O romanda ölümsüz bir varlık olarak tarif edilmiştir.Pro tuto svou schopnost je nazývána nesmrtelnou.
Örneğin The New York Times'den Vincent Canby film hakkında çok olumsuz bir yazı yazdı.V bloku Malované ZOO s písničkou pravidelně zpíval přerovský zpěvák Pavel Novák písničky o zvířatech.
Houyi diğer ölümsüzlerin kıskandığı birisiydi ve diğer ölümsüzler ona iftira attılar.Lich je mág, který se pomocí temných rituálů změnil na nemrtvého, aby tak získal nesmrtelnost.
Batıya, Ölümsüz Diyarlara doğru yelken açtı.Odtud vádí směřuje k západu hlubokým zalesněným údolím.
Bu da Osmanlı ekonomisini olumsuz etkilemiştir.Je považován za vedlejší efekt neoklasické ekonomiky.
Taniquetil Ölümsüz Diyar’da, Arda’nın en yüksek dağı olarak yükselir.Žije na hoře Taniquetilu, nejvyšší hoře Ardy, v síních Ilmarin.
Durin çok uzun bir ömür sürdü, öyle ki Ölümsüz Durin olarak bilinir oldu.Durin se dožil velice vysokého věku a svým lidem byl s přibývajícími lety pokládán za nesmrtelného.
Bu olumsuz rapora karşın, İspanya Hükümeti 1 Ekim 2004'te yasa tasarısını Kongre'ye gönderdi.În ciuda acestui raport negativ, guvernul a trimis legea propusă Congresului Deputaților la 1 octombrie 2004.
Ruhumuz ölümsüzdür.Sufletul omului este nemuritor.
İlk izlenimlerimiz olumsuzdu.Prima noastră impresie a fost una negativă.
Bu yolla bilim adamlarının adları ölümsüzleştirilmiştir.Ca atare, numele acestor investigatorii au fost eliminate.
Fakat olumsuz durumlar peş peşe geldi.Continuă însă să sosească vești proaste.
Ekosistemler üzerinde fillerin olumsuz etkileri de bulunur.Elefanții pot avea însă și un impact negativ asupra ecosistemelor.
Kısmen ölümsüzdür (Hortkuluklar sayesinde).Polenizarea este entomofilă (prin intermediul insectelor).
Söz konusu gazın canlılar üzerinde birçok olumsuz etkisi vardır.Prin urmare, zborul spațial are multe efecte negative asupra organismului.
Böylece Balder Ölümsüz olur.Hidan este imortal.
Nantucketlı Arthur Gordon Pym'in Öyküsü hakkında yayımlandığı dönemde çıkan eleştiriler genelde olumsuzdu.Recenziile contemporane ale Aventurilor lui Arthur Gordon Pym au fost în marea lor majoritate nefavorabile.
Bununla birlikte, yayın birkaç olumsuz eleştiri almıştır.Totuși a avut parte de atenție media destul de negativă.
Oysa Goya olumsuzdur.Și Gaea este plictisită.
Karar olumsuz çıktı.Rezultatul a fost nedecis.
Diğer taraftan bazı olumsuz eleştiriler de vardı.Au existat și alte nemulțumiri critice.
Ölümsüz topraklara buralardan açılınır.Din pământ se născu Erihtonios.