Topraklarda meydana gelecek tüm olumsuz değişimler insan yaşamını kuvvetle etkileyecek güce sahiptir.Cała nadzieja pozytywnych zmian w świecie leży w uduchawianiu się człowieka.
Ada Taoizm'deki ölümsüzllerin adasını hatırlatır.Zasiedlał niezamieszkaną wyspę Eiao.
Beşiktaş ve Adalet ile yapılan transfer görüşmeleri olumsuz sonuçlandı.Mimo to, międzynarodowy apel o uczciwy proces i ułaskawienie nie przyniósł skutku.
Ziusudra, Tufandan kurtularak tanrılar tarafından ölümsüzlükle ödüllendirilmiştir.Po ustaniu potopu świątobliwy człowiek złożył bogom ofiarę i został przez nich nagrodzony nieśmiertelnością.
Hobbes'un kurgusu açık bir şekilde "çokluğa" olumsuz bir anlam yüklemektedir.Towarzysze broni „Burego” wypowiadają się o nim niepochlebnie.
Fakat halk tarafından olumsuz tepkiler almasına çok şaşırdık.Ten incydent spotkał się z przytłaczająco negatywnym odbiorem publiczności.
Pliny Nero hakkında en olumsuz düşünen tarihçilerden birisidir ve onu "insanlığın düşmanı" olarak adlandırır.Plinius har en av de mest negativa uppfattningarna om Nero och kallar honom ”mänsklighetens fiende”.
Tanrı ölümsüzdür.Gud är oändlig.
Batman & Robin, 20 Haziran 1997 tarihinde gösterime girdi ve yine olumsuz eleştiriler aldı.Batman & Robin hade premiär den 20 juni 1997 och fick främst negativa recensioner.
İlk izlenimlerimiz olumsuzdu.Vårt första intryck var ofördelaktigt.
İnsanlar ölümsüz olacaklar.Inga människor är odödliga.
Japon kültüründe deniz kızı eti yiyenlerin ölümsüz olacağına inanılır.Enligt en traditionell japansk sägnen blir man odödlig ifall man äter köttet ifrån en sjöjungfru.
Ölümsüzler (Immortals) - Tarsem Singh tarafından yönetilen 2011 yapımı film.Immortals är en amerikansk action-drama-fantasyfilm från 2011, i regi av Tarsem Singh.
Yanıt olumsuz olunca rakamı artırmaya başladı.När konkurrensen väl hade börjat ökade den.
Senato, bir şölen sırasında Nero hakkında olumsuz konuşan praetor Antistius'u ölüme mahkûm etti.Senaten dömde praetorn Antistius till döden för att på en fest ha talat illa om Nero.
Ruhlar genellikle ölümsüz olarak kabul edilirler.Dessutom är gudarna ofta odödliga.
Bu durum Çekerek'i olumsuz yönde etkilemiştir.Detta motverkade den negativa trenden.
Filme ilişkin ilk görüşler çoğunlukla olumsuzdu.Åsikterna var mestadels negativa över filmen.
Bu değişim, bazı eleştirmenler tarafından takdir edilmiş bazıları tarafından olumsuz yönde eleştirilmişti.Förändringen orsakade en viss kritik från andra journalister.
Bu ölümsüzlüğün sırrı nedir?Vad är dess hemlighet?
Bu hikâye, ölümsüz bir aşkın öyküsüdür.Filmen är en kärlekshistoria med ett ovanligt problem.
Şiir daha sonra Birleşik Devletler'in Ulusal Marşı, "The Star-Spangled Banner" olarak ölümsüzleştirilecekti.I stället kan nationalsången The Star-Spangled Banner sjungas.
Ada Taoizm'deki ölümsüzllerin adasını hatırlatır.Imja-myeon ligger på ön Imja-do.
Taş gücü ve dayanıklılığı (ölümsüzlüğü) temsil eder.Iron (Järn) är stark och hårdför.
Film gişe hasılatı hayal kırıklığı yarattı ve eleştirmenlerden olumsuz eleştiriler aldı.Filmens framgång blev en stor flopp och fick negativa recensioner av kritiker.
Fakat film olumsuz eleştiriler ile karşılaştı.Filmen möttes av negativ kritik.
İlaç yan etkisi, olumsuz ilaç olaylarının nedensel ilişki gösterebilen özel bir tipidir.Interaktioner med andra läkemedel är viktiga orsaker till ogynnsamma reaktioner.
Zerdüştçülük’te bir denizin derin sularından çıkan, ölümsüzlük sağlayıcı gaokerena ağacı.Arten är en djuphavsart som lever vid (och nära) bottnen.
Alucard bir ölümsüzdür ve yaşlanmaz.Kokirifolket är för evigt barn och kan inte åldras.
Bu durum da tarım ve hayvancılığı olumsuz yönde etkilemektedir.Naturvårdshänsyn i jordbruk och skogsbruk gynnar också viltet.
Bu savaş Arauco Savaşı olarak bilinir ve Alonso de Ercilla'nın destansı şiiri La Araucana'da ölümsüzleşmiştir.Det långa mapuchemotståndet blev odödliggjort i Alonso de Ercillas dikt La Araucana.
Diğer özelliklerinden biri ise ölümsüz olmasıdır.Detta gör henne näst intill odödlig.
Bu durum köy nüfusuna olumsuz etki yapmıştır.Detta har påverkat befolkningsutvecklingen i området i negativ riktning.
Bu durumda olumlu testler genellikle olumsuz testlerden daha çok bilgi içerir.В цьому випадку, позитивні тести як правило більш інформативні, ніж негативні.
İlk izlenimlerimiz olumsuzdu.Наші перші враження були несприятливими.
Bu ölümsüzlüğün sırrı nedir?Що стоїть за цим світом безмовності?
Ölümsüzler (Immortals) - Tarsem Singh tarafından yönetilen 2011 yapımı film.Безсмертні) — американський фентезійний бойовик режисера Тарсема Сінгха, що вийшов 2011 року.
Family Guy, The Simpsons'lara olan benzerliği de dahil olmak üzere çeşitli olumsuz tepkiler de aldı.Мультсеріал також отримував негативну критику, у тому числі за свою схожість з мультсеріалом «Сімпсони».
Bu eleştiriler kısmen kişiliğinin olumsuz algılanması ve bu algının ününe olan etkisidir.Це було частково пов'язано з негативним сприйняттям характеру По та його впливу на репутацію.
Propaganda kelimesi reklamın tersine kuvvetli bir olumsuz anlam taşır.По-друге, є дуже подібним до визначення поняття «недобросовісна реклама».
Diğer askerlerin muhafızlara "ölümsüzler" dedikleri bilinmektedir.Членів академії називають «безсмертними».
İnsanlardan uzun yaşarlar ama ölümsüz değillerdir.Достатньо для людини, але надто мало для Вічності...
Oysa Goya olumsuzdur.Ольга Неподоба.
Herkes ölümsüz olduğunu hissettiği alanda çalışmak ister.Він вирішив помандрувати світом у пошуках безсмерття.
Görüşme aşağı yukarı bu noktada sona erdi, Kral'ın cevabı olumsuzdu.Країна в цей момент знаходилася в глибокій рецесії, тому слова короля не були добре прийняті.
3319 - Ar-Pharazon Ölümsüz Topraklara saldırır.3319 — Ар-Фаразон напав на Валінор.
Terim genellikle olumsuz ya da kötü niyetli bir çağrışım ile birlikte kullanılır.Як правило, коротке оповідання з позитивним чи негативним прикладом.
Maddeyi altına çevirmek ve ölümsüzlüğü bulmak.Був переведений у дубль і Анатолій Безсмертний.
Ben de matematikte kendimi ölümsüz hissettim."Уперше мені сумно стало на вчителюванні».
Bu manevra durumu olumsuz hale getirdi.Цей вимушений маневр став переломним.
1990 Körfez Savaşı kent üzerinde olumsuz etki oluşturdu.Війна в Перській затоці в 1990 році справила величезний вплив на місто.
Tanrı ölümsüzdür.Бог вічний.
Zeus onu Olympos'daki ölümsüzlerin arasına aldı.Зевс підняв його на Олімп, де представив іншим богам як безсмертного.
"Ölümsüzler ölümlü, ölümlüler ölümsüz.«Насолода — смертна, доброчинність — безсмертна».
Silme işlemi "Olumsuz mühürler"i kapsıyordu.Вдячний дідусь допоміг зам'яти «неприємно пахнучі» інциденти.
Bu ortak anlayış ruhun ya da “canın ölümsüzlüğü” olarak adlandırılabilir.Всі разом розуміється як безсмертя або «майбутня життя».
İkisi de matematikte ölümsüz buluşlar yapmışlardır.Обоє батьків мали схильність до математики.
Ancak bu buluş teknolojik yetersizlik ve hava koşullarının olumsuz etkisinden dolayı yaygınlaşamadı.Визначити причину не вдалося через відсутність необхідного персоналу та важкої радіаційної обстановки.
Mezhep liderlerinin Çin dağlarında oldukları ve ölümsüz oldukları söylenmiştir.Китайські герої представлені монахами та безсмертними.
Yanıt olumsuz olunca rakamı artırmaya başladı.Отримавши підкріплення, більшовики почали наступати.