Ve Konsey, şaşırtıcı bir şekilde bu ricaya olumlu cevap verdi.למרבה ההפתעה התשובה היא חיובית.
“Eğer çocuk yuvası modellerinin olumlu olduğunu düşünürsek; okullar üzerinde yoğunlaşacağız.”אם נצליח להשריש לתלמידות שתכלית הלימודים לשאוף להידמות לאימותינו, שלא למדו, סימן שהצלחנו בחינוך הבנות".
Eutopya olumlu ütopyadır.אופטית המינרל הוא איזוטרופי.
Hava şartları olumluydu ve uçağın bilinen bir teknik sorunu yoktu.האונייה לא הייתה מוכנה למזג אוויר סוער ומצבה הטכני היה בכי רע.
İşçi sınıfı bu çağrıya olumlu cevap verdi.פסק הדין נתן תשובה שלילית לשאלה זו.
O'Brien'ın Story hakkında olumlu görüşleri olduğu bilinmekteydi.ספרו של או'בריאן מתבסס בעיקר על עדותו.
Ancak buradan kişilerin olumlu bir cevap çıkaracak test yöntemleri aradığı sonucuna ulaşılamaz.כך שלא ניתן לומר שאנשים מחפשים בדיקות שמבטיחות תשובה חיובית, רק כשיש להם העדפה לשאלות מסוג זה.
Şarkı için yapılan eleştirilerin çoğu olumluydu.רוב הביקורות לשיר היו חיוביות.
2003 yılında çıkardıkları albüm olumlu eleştiriler aldı.האלבום יצא בשנת 2003 וגרף ביקורות חיוביות רבות.
Bu ziyaret iki hükûmet arasında olumlu görüşmelere yol açtı.האירוע הוביל לניתוק הקשרים העלילתיים בין שתי הסדרות.
Rusya diğer BRICS ülkeleri ile güçlü ve olumlu ilişkiler sürdürmektedir.Русия поддържа силни и позитивни отношения със страните от БРИКС.
Antonescu 31 Temmuz'daki yanıtında bu talebe olumlu karşılık verdi.На 31 юли Антонеску отговаря положително.
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Положителните ефекти от антибиотиците трябва да бъдат балансирани спрямо възможните странични ефекти.
Şov üç ay sürdü ve Hepburn olumlu eleştiriler aldı.Шоуто продължава три месеца и Хепбърн получава положителни отзиви.
Amerika'da 11 milyon kişi tarafından izlenmiş ve olumlu eleştiriler yapılmıştır.В САЩ са написани повече от сто положителни рецензии.
Gorgon kardeşlerden tek ölümlü olandır.Единствената смъртна сред горгоните.
Film ticari açıdan başarılı değildi, fakat Hepburn'ün performansına dair eleştiriler olumluydu.Филмът не е успешен от търговска гледна точка, но ревютата за Хепбърн са добри.
Her ne kadar ölümlü olsalar da, ortalama yaşam süreleri 250-300 yıldır.Средната продължителност на живота им е 250—300 години.
Film olumlu eleştiriler aldı ve Jolie birçok övgü aldı.Филмът получава предимно позитивни отзиви и Джоли се гордее с него.
Oradaki o olumlu tepki beni kamçıladı.Скоро тази реакция заглъхва.
Film hakkındaki incelemeler genel olarak olumludur.Отзивите за филма като цяло са одобрителни.
Kakaoda bulunan flavonoidler de atardamar sağlığı için olumlu etkiler vardır.Тютюнопушене Пушене Пура Лула Ефекти върху здравето разширите.
Eleştirmenlerden olumlu dönüşler aldı ve çoğu yorum şarkıyı Bruce Springsteen şarkılarına benzer buldu.Песента получава смесени оценки от критиците, като много я сравняват с музиката на Брус Спрингстийн.
Albüm, eleştirmenlerden olumlu tepkiler aldı ve ticarî anlamda önemli başarılar elde etti.Албумът получава положителни отзиви от критиците и печели комерсиален успех.
Olumlu cümle Soru cümlesi Ünlem cümlesiЧасти на изречението Второстепенни части на изречението Подлог Сказуемо
Bon Jovi, bu albümle kariyerinin en olumlu eleştirilerini aldı.Самата Кайли казва, че това е албумът, за който е получавала най-добрата критика в кариерата си.
Çoğunlukla olumlu eleştiriler aldı.Получава главно положителни критики.
Burada da olumlu bir sonuç alınamadı.Международното положение също не позволява благоприятен изход.
Peynirin tadı üzerinde olumlu etkisi bulunur.Това сирене се отличава с плодов вкус.
Film ticari olarak başarılı bir yapıt olmuş ve eleştirmenlerden olumlu değerlendirmeler almıştır.Филмът има финансов успех и е добре приет от критиците.
Pehleviler döneminde Türkiye-İran ilişkileri olumlu bir düzeyde gelişti.През годините руско-египетските отношенията, отиват на ново ниво.
Bu gelişmelerde bölgenin gelişimine olumlu katkıda bulunmuştur.Този факт оказва благоприятно влияние за развитието на общината.
Genellikle olumsuz veya olumlu konotasyona sahip olmak şeklinde kullanılır.Настроенията обикновено имат позитивна или негативна валентност.
Eddie'nin hayatındaki tek olumlu durum kendisini koşulsuz seven annesidir.Единственото, което липсва в живота ѝ е съвършеният мъж.
Öteden beri ölümsüz olduğunu sanan Gılgamış böylece ölümlü bir varlık olduğunu hissetmiş.Тя допринася за по-късното вярване, че той е безсмъртен, прогонен от небесата.
Muharrem Ergin ise, "Zamanı tanrı yaşar, insanoğlu hep ölümlü yaratılmış," şeklinde çevirmektedir.Това е така, дори ако човекът е създаден „по образ Божий“, тъй като Бог по условие е вечен и несътворен.
Aslında ilk başta ölümlüdür.Първоначално става деец на ВМОРО.
Bunun üzerine olumlu tepki gördü.Ролята ѝ получи положителни отзиви.
Bu rolü ile Yunanistan'da tanınma fırsatı buldu ve olumlu tepkiler aldı.В Русия търси подкрепа за евентуално въстание, но получава хладни отговори.
Altıncı albümleri, King Animal, Kasım 2012'de yayınlandı ve albüm hakkında olumlu yorumlar yazıldı.Njihov šesti album, King Animal, objavljuju u studenom 2012. te dobiva većinom pozitivne recenzije.
Gey topluluğun içerisinde herkes başkaldırıyı olumlu bir gelişme olarak nitelendirmedi.Nisu svi u gejskoj zajednici smatrali pobunu pozitivnim događajem.
Adrenalin genelde krupun şiddetini 10–30 dakika içinde azaltsa da, olumlu etkisi sadece 2 saat kadar sürer.Iako adrenalin obično ublažava krup unutar 10–30 minuta, učinak traje samo oko 2 sata.
American Horror Story'nin ilk sezonu eleştirmenlerden ve hayranlardan çok sayıda olumlu eleştiri aldı.Prva sezona Američke horor priče primila je uveliko pozitivne kritike od strane kritičara i od gledatelja.
Olumlu eleştiriler aldıktan sonra da dünya turnesine çıkmaya karar verdiler.Dobili su poštene kritike i krenuli na svjetsku turneju.
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Dobri učinci antibiotika trebaju se odmjeriti u odnosu na moguće nuspojave.
Her ne kadar ölümlü olsalar da, ortalama yaşam süreleri 250-300 yıldır.Iako su smrtni prosječan životni vijek im je oko 250 godina.
Yine de Keaton'a ekranda daha fazla yer verilmesini belirtti ve filme olumlu yönde eleştiri verdi.No, smatrao je kako Keaton zaslužuje više prostora, ali ipak je ocijenio film u pozitivnom svjetlu.
Yani olumlu anlamda kullanılmıştır.Naravno, u pozitivnom smislu.
Grubun sekizinci albümü Hot Sauce Committee Part Two, 2011'de yayınlandı ve olumlu yorumlar aldı.Novi, osmi studijski album Beastie Boysa Hot Sauce Committee Part Two objavljen je 3. svibnja 2011. godine.
Uygulamaya verilen tepki esas olarak olumluydu.Rješenje reparacija bilo je presudno.
Episode One genel olarak olumlu tepkiler almıştır.Kritičari su epizodu dočekali uglavnom pozitivnim reakcijama.
Oyun birçok eleştirmen tarafından olumlu not aldı ve birçok ödül kazandı.Pobrao je hvalospjeve kritičara i osvojio mnoge nagrade.
Fakat diğer taraftan dükler ve kontlar bu çağrıya olumlu cevap verdiler.Neki su povjesničari i putopisci na to pitanje odgovorili potvrdno.
Lindsay, olumlu tepki gösterenlerden idi.Ellison je bio jedan od rijetkih koji je napisao pozitivnu recenziju.
Film, Cannes Film Festivali'nde gösterildi ve olumlu eleştiriler aldı.Film je bio prikazan na Londonskom filmskom festivalu, gdje je dobio vrlo dobre kritike.
Ticari başarısının yanı sıra dönemin eleştirmenlerinden de olumlu yorumlar aldı.Osim komercijalnog uspjeha, dobila je i mnoge pohvale od kritičara.
Albüm İngiltere ve pek çok ülkede 23 Eylül 2013'te yayınlanmıştır ve oldukça olumlu eleştiriler almıştır.Album je objavljen 27. travnja 2010. te je dobio pozitivne kritike.
"Ölümsüzler ölümlü, ölümlüler ölümsüz.Satiri nisu besmrtni, nego mogu umrijeti.
Seri eleştirmenlerden olumlu yorumlar aldı ve gençler ile yetişkinlerin izlemesi gelişmiştir.Film je bio naveliko hvaljen od strane kritičara, a odlično su ga prihvatili i djeca i odrasli.
Bu olumlu görünüm Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar devam etti.Vjerojatno je djelovalo do kraja Prvog svjetskog rata.