Kendisinin gençlerle olan iletişimi çok olumlu.Szerintem fontos, hogy a fiatal közönségünkhöz beszél.
"Hair" çoğunlukla olumlu tepkiler aldı.A The Evil Within többnyire pozitív fogadtatásban részesült.
Dizi için birçok olumlu eleştiri yapıldı ve önemli ödüllere aday gösterildi.A sorozat rengeteg pozitív kritikát kapott, számos jelentős díjra jelölték.
Film Toronto Uluslararası Film Festivali'nde gösterildikten sonra birçok olumlu eleştiri aldı.Ezzel szemben a Torontói Nemzetközi Filmfesztiválon rendkívül pozitívan fogadták a filmet.
Çeşitli ilaçlar ile olumlu ya da olumsuz etkileşimleri olabilmektedir.Az utóbbiak másokra kedvező vagy kedvezőtlen egészségi hatást gyakorolhatnak.
Yirmi dört saate kalmadan Almanya bu teklife olumlu yanıt vermiştir.Erre a felszólításra egyedül Németország adott pozitív választ.
Oyunun ortamı da olumlu eleştirildi.A játék kritikai értékelése pozitív volt.
1989'a gelen eleştiriler genellikle olumlu yönde oldu.Az 1989 többségben pozitív kritikákat kapott.
Bu olumlu görünüm Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar devam etti.Ezen struktúra az első világháború végéig fennmaradt.
Buna rağmen tüm eleştiriler olumlu yönde değildi.Nem minden kritika volt azért ennyira negatív.
"What Lies Ahead", televizyon eleştirmenleri tarafından olumlu karşılandı.A "Mielőtt lemegy a Nap" rendkívül pozitív fogadtatásban részesült a filmkritikusok részéről.
Ancak bu sistem silahın ateşleme kabiliyetini pek de olumlu etkilemedi.Így a találatok nem befolyásolták a tüzérségének hatékonyságát.
Bu ziyaret iki hükûmet arasında olumlu görüşmelere yol açtı.Ez durva veszekedéseket robbantott ki a két hadvezetés között.
Yine de izleyiciler tarafından olumlu karşılandı.A közönség pozitívan fogadta őket.
Gene de takım üzerinde oluşturduğu olumlu etki göz önünde bulundurularak sözleşmesi bir sezonluğuna uzatıldı.Meggyőző teljesítménye miatt szerződését meghosszabbították a csapatnál.
Bu teklifini bildirmiş ve o da olumlu yanıt vermiştir.Rögtön fogadták, és kedvező válasszal bocsátották el.
"Do What U Want" yayımlandıktan sonra eleştirmenlerden genel anlamda olumlu geri dönüşler aldı.A Do What U Want megjelenésekor túlnyomórészt pozitív kritikákat kapott.
Hırvat özerkliğine Avrupa'da da gayet olumlu yaklaşılmıştır.A horvát autonómia egy, a kisszámú európai nemzetiségi kérdések pozitív kezelése közül.
Örneğin: Majör Terim: Bütün insanlar ölümlüdür.Esimerkiksi: Pääpremissi: Kaikki ihmiset ovat kuolevaisia.
NowGamer olumlu değerlendirme yaptı, 8.4/10 puan verdi, sadece zorluğu eleştirdi.NowGamer antoi 8.4/10, kritisoiden vaikeustasoa vain.
Yani olumlu anlamda kullanılmıştır.Käytetään vain positiivisessa mielessä.
Gey topluluğun içerisinde herkes başkaldırıyı olumlu bir gelişme olarak nitelendirmedi.Kaikki eivät homoyhteisössä pitäneet kapinaa positiivisena kehityskulkuna.
Sonuç: Bütün Yunanlar ölümlüdür.Johtopäätös: Kaikki kreikkalaiset ovat kuolevaisia.
Kratos ölümlü yarı-tanrı dır.Puolijumala on kuolevainen.
Franz Ferdinand eleştirmenlerden genel olarak olumlu yanıt aldı.Franz Ferdinand sai kriitikoilta hyvinkin positiivisen vastaanoton.
Çıkış sonrası Stellaris olumlu değerlendirmeler aldı.Julkaisun jälkeen Beastly sai kielteisiä arvioita.
Battlefield 2 olumlu yönde eleştiriler aldı.Battlefield 3 on saanut kriitikoilta positiivisen vastaanoton.
Majör Terim: Bütün ölümlüler ölür.Pääpremissi: Kaikki ihmiset ovat kuolevaisia.
Albüm İngiltere ve pek çok ülkede 23 Eylül 2013'te yayınlanmıştır ve oldukça olumlu eleştiriler almıştır.Albumi julkaistiin 27. huhtikuuta 2010 ja se on kerännyt yleisesti positiivisia arvosteluja.
Antonescu 31 Temmuz'daki yanıtında bu talebe olumlu karşılık verdi.Antonescu hyväksyi Hitlerin pyynnön 31. heinäkuuta.
İnsanlar ölümlü bir ırktır.Ovatko ihmiset rationaalisia olentoja?
Albüm çok iyi bir satış yaptı ve olumlu eleştiriler aldı.Albumi myi erinomaisesti ja sai hyvät arvostelut.
Bu kısa sürede olumlu sonuçlar vermiştir.Tämä johti aika nopeasti hyviin tuloksiin.
Bu teklifini bildirmiş ve o da olumlu yanıt vermiştir.Luonnollisesti kysyjä esitti oman vastauksensa, joka oli myönteinen.
Şarkı, sosyal medyada çok büyük olumlu tepkiler almıştır.Jakso sai erittäin positiivisen vastaanoton sosiaalisessa mediassa.
Yine de çeşitli olumlu özelliklerinden bahseden alimler de olmuştur.Samalla luetellaan erilaisia huonoina pidettäviä ominaisuuksia.
Burada da olumlu bir sonuç alınamadı.Sekään ei tuottanut riittävää tulosta ajoissa.
Far Cry 2 oyun eleştirmenlerinden olumlu eleştiriler almıştır.Far Cry 3 sai hyvän vastaanoton kriitikoilta.
Modern Warfare, birçok kurum tarafından olumlu eleştiriler aldı.Modern Warfare 2 menestyi arvosteluissa hyvin.
Şarkı olumlu geri dönüşler aldı.Laulu on saanut paljon positiivista palautetta.
Yapılan eleştirlerde film %96 oranında olumlu bulunmuştur.Äänestyksen arvioitiin sujuneen positiivisesti 96 prosentissa äänestyspaikoista.
Buna rağmen tüm eleştiriler olumlu yönde değildi.Kaikki kirja-arvostelut eivät kuitenkaan ole olleet positiivisia.
Ancak hiç kimseden olumlu cevap alamayınca, Cave bu işi kendi yapmaya karar verdi.Kukaan ei kuitenkaan kiinnostunut aiheesta, joten Cave päätti toteuttaa ideansa itse.
Clary Ölümlü Kupa'yı kartın içerisinden çıkarır ve hep birlikte Enstitü'ye dönerler.Ines lupaa ottaa naiskolmikon takaisin konttoriin ja niinpä kaikki ovat onnellisia.
Tatlı sularda yaşarlar ve insanlar gibi ölümlülerdir.Heimoon kuuluu niin meressä kuin makeissa vesissäkin eläviä lajeja.
Güneş ışığı, insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkileri vardır.Rintaruokinnalla on monipuolisia positiivisia vaikutuksia lapsen psykologiseen hyvinvointiin.
Bu albümle olumlu eleştiriler toplayan Jackson, 1984 yılında, Dream Street adındaki ikinci albümünü yayımladı.Vuonna 1984 täysi-ikäistynyt Jackson julkaisi toisen albuminsa Dream Street.
Ben adaylığına olumlu bakmıyorum.Arviota sopivuudesta tehtävään ei saa esittää.
Sapmalar olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılır.Kaksoissidosilmaukset voidaan jakaa positiivisiin ja negatiivisiin.
Oyun birçok eleştirmen tarafından olumlu not aldı ve birçok ödül kazandı.Peli on kriitikoiden ylistämä ja on voittanut lukuisia palkintoja.
Bazı insanlar ölümlüdür Sokrat bir insandır Sokrat ölümlüdür.Johtopäätös: Sokrates on kuolevainen.
Olumlu dilekte bulunma.Älkää ryhtykö mihinkään mielenilmaisuihin.
Şarkı İngiltere'de 25 numaraya ulaşabilmiştir, ancak eleştirmenlerden olumlu eleştiriler almıştır.Kappale saavutti Britannian singlelistan 100. sijan, mutta sai kriitikoilta ristiriitaisen vastaanoton.
Fakat Avrupa ülkelerinde film için olumlu eleştiriler yapılmıştır.Elokuva on saanut hyviä arvosteluja Yhdysvalloissa.
Risk hem olumlu hem de olumsuz olabilir ama insanlar genellikle olumsuz kısmına konsantre olmaktadır.Varaus voi olla positiivinen tai negatiivinen, kun taas massa on aina positiivinen.
1989'a gelen eleştiriler genellikle olumlu yönde oldu.1989 on saanut kriitikoilta pääosin positiivisia arvosteluja.
Şarkı özellikle sözleri ve prodüksiyonu ile müzik eleştirmenlerinden olumlu eleştiriler aldı.Tieto herätti huolta ja kritiikkiä erityisesti kulttuurialalla.
Bu albümü önceki albümleriyle karşılaştırıldığında eleştirmenlerce çok olumlu eleştiriler aldı.Edeltäjänsä tapaan kriitikot ottivat levyn hyvin vastaan.
Kitap hakkındaki değerlendirmeler çoğunlukla olumludur.Kirjaa käsittelevät arviot ovat yleisesti kiittäviä.
Anlaşmanın imzalanması, British Council’in Azerbaycan’daki faaliyeti üzerinde olumlu bir etki yaptı.Η υπογραφή της συμφωνίας είχε θετικό αντίκτυπο στη δραστηριότητα του British Council στο Αζερμπαϊτζάν.