Sovyet hükûmetinin olumlu yanıt beklemesinin aksine Nazi Almanyası bildiriye yanıt bile vermedi.Přes očekávání kladné odpovědi nechalo vedení nacistického Německa tuto nótu bez povšimnutí.
Oyunculuğu olumlu yorumlar aldı.Hra obdržela kladné recenze.
Şarkıyı dinlettiğimizde olumlu cevaplar da aldık.Stejně jako píseň, tak i video se dočkalo kladné odezvy.
Ancak bu olumlu hava ilişkilerde bir gelişmeye yol açmadı.V příznivějším podnebí se jí nedaří.
Albüm kritiklerde olumlu not almış olsa da satışı beklenenin altında kalarak hayal kırıklığı yarattı.Album sklízelo vynikající kritiky, prodej opět předčil očekávání.
(Ölümlü adam inanmamalı...).Pokud lidé nezapomenou…) .
Bu teklifini bildirmiş ve o da olumlu yanıt vermiştir.Na inzerát zareagoval a obratem se mu dostalo kladné odpovědi.
Örneğin: Majör Terim: Bütün insanlar ölümlüdür.Exemplu: Premisa majoră: Toți oamenii sunt muritori.
Bazı insanlar “risk arayıcı” olabilirler, yani onların kullanım fonksiyonlarının ikincil çıkarımı olumludur.Unele persoane pot fi "încercarea de risc", adică funcția de utilitatemodelului doua derivată este pozitivă.
Rusya diğer BRICS ülkeleri ile güçlü ve olumlu ilişkiler sürdürmektedir.Rusia lui Putin menține relații pozitive cu alte țări BRIC.
Rolling Stone, Allmusic ve Blender, biraz temkinli de olsa olumlu görüş bildirdi.Revistele Rolling Stone, Allmusic și Blender au avut o opinie pozitivă, deși rezervată.
Bu yardımda olumlu karşılanmıştır.Ajutorul dumneavoastră este binevenit !
Sağda oynadığım zaman olumlu ortalarım var.Este mijlocaș de obicei jucând pe partea dreaptă.
Gregory Nava tarafından yönetilen hayat filmi olumlu eleştiriler aldı.Regizat de Gregory Nava, filmul a primit în general critici pozitive.
Spec Ops: The Line, video oyun eleştirmenleri tarafından olumlu eleştiriler aldı.Spec Ops: The Line a primit recenzii pozitive din partea criticilor.
Dişler, Poe'nun pek çok öyküsünde ölümlülüğü anlatan semboller olarak kullanılır.Dinții sunt folosiți în mod simbolic în mai multe dintre povestirile lui Poe pentru a simboliza mortalitatea.
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Efectul benefic al antibioticelor trebuie evaluat în raport cu reacțiile adverse posibile.
Oyunun ortamı da olumlu eleştirildi.Cadrul jocului a fost primit pozitiv.
Voldemort artık bir ölümlüdür.Prin urmare, Socrate este muritor.
Her zaman olumlu düşünür.A introdus sistematic logica pozitivă.
Her durumda olumluyu düşünür.El este pozitiv în orice situație.
Ancak tedaviler olumlu sonuç vermedi.Tratamentele nu au nici un rezultat.
Birleşik Krallık'taki Türkler, iki ülke arasındaki ilişkilere olumlu katkı sağlamaktadırlar.Dialogul politic favorabil între cele două țări are un impact pozitiv asupra cooperării economice.
Roman hakkındaki basına yansıyan tepkiler genellikle olumluydu.Recenziile romanului au fost în general pozitive.
4. sezon, eleştirmenler tarafından genel olarak olumlu karşılandı.4 in the Morning a fost în general bine primit de către criticii contemporani.
Seri, ilk kitabın Goodreads'ten 5 üzerinden 4.3 puan almasıyla oldukça olumlu bir eleştiriye sahiptir.Cartea a primit critici pozitive cu un scor de 4.01/5 pe Goodreads, pe baza a 43,294 punctaje.
Salgın hastalık ise insan yaşamının ve ölümlülüğün tipik özelliği olarak öne çıkar.Ciuma poate, de fapt, reprezenta atributele tipice ale vieții umane și ale mortalității.
"Give It 2 Me" eleştirmenlerden olumlu tepkiler aldı.Gi„ve It 2 Me” a primit critici pozitive.
Müzik videosuna oldukça olumlu eleştiriler geldi.Comentatorii au fost în general pozitivă față de muzica video.
Oradaki o olumlu tepki beni kamçıladı.Aceasta a fost scânteia ce a aprins răscoala.
IGN yazarı Roth Cornet, bölümü olumlu yorumlayarak bölüme 10 üzerinden 8.3 puan verdi.Rachel Sonis a considerat piesa simplă și simpatică, oferindu-i un punctaj de 8.5 din 10.
Bazı insanlar ölümlüdür Sokrat bir insandır Sokrat ölümlüdür.Concluzie: Socrates este muritor.
Oyun çoğunlukla olumlu yorumlar almış ve 2006 yılında E3'de birden fazla ödül kazanmıştır.Jocul a stârnit reacții aproape toate pozitive, câștigând peste 35 de premii „Jocul Anului” în 2004.
Hitler'in de bu fikre olumlu bakması olağandır.Inițial a privit pozitiv politica lui Hitler.
Canlı yayımlanan gösteri gibi DVD de genel anlamda olumlu eleştiriler aldı.La fel ca spectacolul original, DVD-ul a primit recenzii foarte bune.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olma ihtimaline olumlu bakmamıştır.El considera că este periculos ca țara să fie neimplicată în afacerile europene.
Şiirde Ligeia, kendi kaçınılmaz ölümlülüğünü kabullenmiş gibidir.Poemul arată în esență o admitere a inevitabilei sale mortalități.
Family Guy'ın ikinci sezonu eleştirmenler tarafından olumlu karşılandı.Primul sezon din Mr. Robot a fost primit cu laude din partea criticilor.
Buna rağmen tüm eleştiriler olumlu yönde değildi.Nu toate părerile erau însă pozitive.
Özellikle grafikler ve Harry Gregson-Williams tarafından bestelenmiş müzikleri olumlu karşılanmıştır.Totuși, toate filmele Shrek ulterioare, au avut muzica compusă doar de Harry Gregson-Williams.
"Beautiful, Dirty, Rich" eleştirmenlerden olumlu geri dönüşler aldı.A Beautiful, Dirty, Rich pozitív visszajelzéseket kapott a kritikusoktól.
Katawa Shoujo çokça olumlu eleştiri aldı.A Katawa Shoujo alapvetően pozitív fogadtatásra talált.
Örneğin: Majör Terim: Bütün insanlar ölümlüdür.Például érvényes a következő, sokat emlegetett következtetés: Minden ember halandó.
Amerika'da 11 milyon kişi tarafından izlenmiş ve olumlu eleştiriler yapılmıştır.Az amerikai kritikusoktól vegyes és pozitív kritikákat kapott.
Hesse’nin ilk eseri o zamanki edebiyat eleştirmenlerince ağırlıklı olarak olumlu değerlendirilmiştir.Hesse korai írásait a korabeli irodalomkritikusok pozitívan ítélték meg.
Örneğin, evlilikte üreme ve cinsel haz olumlu emirlerdendir.A házasság törvényei, illetve a nemi kapcsolatokban szükséges mértékletesség.
Yine Jackson'ın, kayıtlardaki başarılı vokalleri olumlu karşılandı.Jackson pozitív visszajelzéseket kapott a felvételeken hallható vokális teljesítményéről.
Döngüler olumlu süreçteyse insanın kendisini daha iyi hissettiği söylenebilir.A pozitív visszacsatolás alatt azt értjük, hogy egy folyamat önmagát gerjeszti.
Amacın olumlu yönde olmasına rağmen deney olumsuz sonuçlandı.A fergeteges szereposztás ellenére a kísérlet nem bizonyult sikeresnek.
Larson çıkışını 2013 yapımı bağımsız film Short Term 12 ile yaptı ve olumlu yorumlar aldı.2013-ban Brie Larson oldalán játszott a Short Term 12 című független alkotásban.
Bu tür yatırımlar özellikle olumlu vergi muamelesi yapan bölgelerde kaydedilir.Ezt az iparágat többek között éppen a kedvező adóviszonyok vonzották ide.
Eleştirmenler şarkıyı olumlu karşıladı.A kritikusok pozitívan fogadták a dalt.
Bu yardımda olumlu karşılanmıştır.Kedvezően fogadták kérésünket.
BBC konseri olumlu karşıladı.A koncertfilm pozitív fogadtatásban részesült.
Genel anlamda olumlu eleştiriler almıştır.Általánosságban pozitív kritikákat kapott.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra hızla büyüyen Japonya ekonomisi de bu ülkeye olumlu bir imaj sağlamaktadır.A második világháborúból feléledő Japán gazdasága gyors fejlődésnek indult.
Seri eleştirmenlerden olumlu yorumlar aldı ve gençler ile yetişkinlerin izlemesi gelişmiştir.A sorozat tulajdonképpen pozitív kritikákat kapott és kultusszá vált a tizenévesek és a felnőttek körében.
Günümüzdeki eleştiriler dönemine göre daha olumludur.Utóbbi helytállóbb a mai történészek véleménye szerint.
Oradaki o olumlu tepki beni kamçıladı.Az itt szerzett negatív tapasztalatok vezették az aktivizmushoz.
SHP bu karara olumlu yaklaştı.Ez a címerszemlélet pozitivista alapú volt.