4. sezon, eleştirmenler tarafından genel olarak olumlu karşılandı.Четвертий сезон був позитивно оцінений більшістю критиків.
Olumlu bir değişim göstermeye başlar.У компанії почалися позитивні зміни.
Son yıllarda film, eleştirmenler arasında yeniden olumlu değerlendirilmeye başlanmıştır.В останні роки фільм значно виріс у оцінці критиків.
Bunun olumlu sonuçları doğmuştur.Це призвело до позитивних наслідків.
Bu durum İtilaf Devletleri arasında olumlu karşılanmıştır.Це благотворно позначилося на економічному стані державних підприємств.
Örneğin: Majör Terim: Bütün insanlar ölümlüdür.Класичним прикладом дедукції є наступна: Всі люди смертні.
Bunun üzerine olumlu tepki gördü.Його відповідь, природно, була позитивною.
Klip, olumlu geri dönüşler aldı.Стрічка отримала позитивні відгуки.
"Ölümsüzler ölümlü, ölümlüler ölümsüz.«Насолода — смертна, доброчинність — безсмертна».
Her birey kendisine dair olumlu bir benlik imajı oluşturmaya çalışmaktadır.Кожна крапля представляє собою своєрідний фотоелемент.
Eleştirmenler şarkıyı olumlu karşıladı.Критики дали позитивну оцінку пісні.
Google Apps, 5 yıldız üzerinden 4,5 yıldız ortalamayla çok sayıda çevrimiçi olumlu değerlendirme aldı.Пакети G Suite отримали в Інтернеті багато позитивних відгуків і середню оцінку в 4–5 зірочок із 5.
Şunu da çok net söylüyorum ben olumlu bakmıyorum.Я просто переконую себе, що я недостатньо хороший.
Yine de izleyiciler tarafından olumlu karşılandı.Загалом, відгуки глядачів були позитивними.
Peynirin tadı üzerinde olumlu etkisi bulunur.У сира ніжний приємний смак.
Terim ilk kez olumlu anlamda Lazar Kaganoviç tarafından dile getirilmiş ama Stalin tarafından reddedilmiştir.За деякими відомостями, термін Сталінізм був вперше використаний Лазарем Кагановичем в позитивному сенсі.
Parça bir anda patlamış ve olumlu derecede iyi tepkiler almıştır.Фільм отримав в цілому стримані й позитивні відгуки.
Son yıllarda köyde tarım alanında olumlu gelişmeler olmaktadır.В останні роки помітні поліпшення в селянському господарстві.
Bütün insanlar ölümlüdür.Всі люди смертні.
Yazılım, Rusya PC Magazine ve Avustralya Macworld dergilerinden olumlu eleştiriler almıştır.Software získal pozitivní recenze v ruském časopisu PC Magazine a australském Macworld Australia.
Örneğin: Majör Terim: Bütün insanlar ölümlüdür.Například: Hlavní předpoklad: Všichni lidé jsou smrtelní.
Yani olumlu anlamda kullanılmıştır.Byl použit v pozitivním slova smyslu.
Adrenalin genelde krupun şiddetini 10–30 dakika içinde azaltsa da, olumlu etkisi sadece 2 saat kadar sürer.Ačkoli adrenalin snižuje závažnost symptomů krupu do 10 - 30 minut, jeho účinek trvá jen asi 2 hodiny.
Ancak tedaviler olumlu sonuç vermedi.Léčba ale neměla pozitivní výsledky.
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Kladné účinky antibiotik vyvažují jejich možné nežádoucí účinky.
1989'a gelen eleştiriler genellikle olumlu yönde oldu.Revoluční rok 1989 byl přijímán většinou pozitivně.
Majör Terim: Bütün ölümlüler ölür.Závěr: Všichni psi zemřou.
Ayrıca bir fikrin önemi (olumlu veya olumsuz yönleriyle) her zaman takdir edilemeyebilir.Významnost (dobrá či špatná) myšlenky nebývá vždy současníky široce oceněna.
Fikirleri ile düşüncem olumlu hale geldi.Ten se k myšlence postavil příznivě.
"Ölümsüzler ölümlü, ölümlüler ölümsüz.Rozkoše jsou smrtelné, avšak ctnosti nesmrtelné.
Şu anda her şey olumlu gidiyor.V dnešní době už je situace příznivější.
Bunun üzerine olumlu tepki gördü.Vyvolal u nich pozitivní reakce.
Buna rağmen tüm eleştiriler olumlu yönde değildi.Nicméně ne všechny jsou orientovány tím správným směrem.
2015 yılında alanda başlayan petrol ve doğalgaz çalışmalarından olumlu sonuç alınmıştır.V roce 2015 vstoupila v platnost velmi důležitá norma o účinnosti a emisích.
Dişler, Poe'nun pek çok öyküsünde ölümlülüğü anlatan semboller olarak kullanılır.Zuby symbolizují smrtelnost ve vícero Poeových povídkách.
Bölüm, 12.98 milyon Amerikalı tarafından izlendi ve genellikle olumlu eleştiriler aldı.Epizodu v den vysílání sledovalo 12,98 milionů amerických diváků a byla obecně dobře hodnocena kritiky.
Olumlu bir değişim göstermeye başlar.Tím dojde k pozitivní změně nálady.
Her durumda olumluyu düşünür.Myšlení na pozitivní věci.
Oyunun sonu böylece çok olumlu olarak bitecek gibi görünür.Přesto závěr hry vyznívá optimisticky.
Film de olumlu eleştiriler ile karşılandı ve büyük bir mali başarı elde etti.Film získal pozitivní ohlasy a setkal se s finančním úspěchem.
Bu durum olumlu ve olumsuz birçok tepki aldı.Text vzbudil řadu souhlasných i odmítavých reakcí.
İşçi sınıfı bu çağrıya olumlu cevap verdi.Výzva se setkala s příznivou odezvou.
Ayrıca üretilen Fransız şarapları turizmi olumlu etkilemektedir.Pozitivní vliv měl i nárůst exportu zemědělských produktů.
Köy halkının tekkeye, tekkenin de köy halkı üzerine çok olumlu etkileri olmuştur.Slavné dědictví Božího lidu a jak z něj čerpat.
Canavar Ev eleştirmenlerden olumlu yorumlar aldı ve dünya çapında 140 milyon $ hasılat elde etti.Film získal kladné recenze od kritiků a vydělal celosvětově přes 140 milionů dolarů.
Film, olumlu eleştiriler aldı ve dünya genelinde gişelerde $32.7 milyon hasılat elde etti.Film obdržel pozitivní kritiku a vydělal 32,7 miliónů dolarů.
Film, Cannes Film Festivali'nde gösterildi ve olumlu eleştiriler aldı.Film měl premiéru na Filmovém festivalu v Cannes a získal pozitivní kritiku.
Sauna insan sağlığına olumlu yönde birçok etkisi vardır.Chia semínka mají na lidské tělo mnoho pozitivních účinků.
Çok olumlu bir geridönüş aldık.Projekt získal velmi pozitivní ohlas.
Dizi eleştirmenlerden genellikle olumlu yorumlar alarak başladı, birçoğu Viola Davis'in performansını övdü.Seriál byl kritikou přijat příznivě, obzvláště byl chválen výkon herečky Violy Davis.
Değilleme eklemi: Olumlu bir ifadeyi olumsuz hale, olumsuz bir ifadeyi ise olumlu hale getirir.Při pozitivním se dějí věci kladné, zatímco při záporném věci nepotěšující a komplikující.
Pehleviler döneminde Türkiye-İran ilişkileri olumlu bir düzeyde gelişti.Napětí v Irácko-Íránských vztazích rychle rostlo.
Güneş ışığı, insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkileri vardır.Technostres má negativní vliv na psychiku člověka.
Turnuva boyunca hakemlerin genel olarak performansları olumlu değerlendirilmişti.V průběhu soutěže byla porotci hodnocena velmi příznivě.
Bugünlük görüşmeler olumlu geçti.Recenze na tyto koncerty byly kladné.
Hastalarda gördüğü olumlu-olumsuz etkileri belirtmiştir.Brzy byly objeveny jeho sedativní účinky na pacienty.
Croc 2 çıktığında karışık-olumlu değerlendirmeler aldı.Starcraft II se dočkal velmi příznivých ohlasů u kritiky.
Bölüm genel olarak olumlu karşılanmıştır.Postava byla celkově přijata velmi kladně.
Düzenli spor yapmak da insan sağlığına olumlu katkıda bulunur.Pravidelné tělesné cvičení prospívá zdraví.
Bu gelişmelerde bölgenin gelişimine olumlu katkıda bulunmuştur.Své ohromné prostředky vložil do rozvoje celého regionu.