Şov üç ay sürdü ve Hepburn olumlu eleştiriler aldı.Het toneelstuk werd goed ontvangen en leverde Hepburn positieve kritieken op.
Yo (陽) "olumlu"dur, Çin'deki Yin ve Yang'ın Yang`ıyla aynı karakterdir.Belangrijke kernwoorden Yo (陽) is "positief", nagenoeg dezelfde betekenis als Yang in het Chinese Yin en Yang.
BBC konseri olumlu karşıladı.De BBC had het bij het rechte eind.
Ağacın gövdesinden 9 ay sonra ölümlülerin en güzeli olan Adonis dünyaya gelir.Na negen maanden baarde de boom een beeldschoon jongetje, Adonis.
Amacın olumlu yönde olmasına rağmen deney olumsuz sonuçlandı.Ondanks de idealistische start mislukte het experiment volledig.
Hitler'in de bu fikre olumlu bakması olağandır.Hitler vond dit wel een goed idee.
Her ne kadar yok etmeyi temsil etse de, olumlu bir güç olarak görülür (Kötülüğün Yok Edicisi).En met gestraft, bedoel ik, een goede ouderwetse kastijding met een eind touw".
Bu kısa sürede olumlu sonuçlar vermiştir.Al snel bereikte hij goede resultaten.
Ben adaylığına olumlu bakmıyorum.Hij achtte de kandidaat niet geschikt.
Yine de çeşitli olumlu özelliklerinden bahseden alimler de olmuştur.Ook liet ze haar niet onaanzienlijke eigen vermogen na aan verschillende goede doelen.
Dizi yayınlamaya başladığı günden itibaren sosyal medyada olumlu eleştiriler almaya başlamıştır.De serie ontvangt al sinds de start uiteenlopende kritieken op sociale media.
Performansı ve film olumlu eleştiriler aldı.De film, en zijn prestaties, ontvingen positieve recensies.
Olumsuz ve olumlu enerjiler (Yin ile Yang) denge içinde getirilmeli.De bronnen van maatstaven van redelijkheid en billijkheid (zie art.
Şunu da çok net söylüyorum ben olumlu bakmıyorum.Naar ik hoor tamelijk goed ik heb hen niet gezien.
IX. Pius'tan olumlu bir karşılık alamadı.Pius IX wees dit compromis resoluut van de hand.
Bu görüşmelerin sonunda olumlu bir sonuç çıktı.Via audities werd dit uiteindelijk succesvol.
Bu teklifini bildirmiş ve o da olumlu yanıt vermiştir.Zijn vraag werd gunstig beantwoord.
Yapılan propagandanın pek çok asker üzerinde olumlu etkisi oluyordu.Dit bleek frustrerend voor de meeste VN-soldaten.
("Şans" genellikle olumlu anlamda kullanılır.Meestal wordt deze term positief gebruikt.
Albüm, aradan yıllar geçmesine rağmen halen olumlu eleştiriler almaktadır.Het album was commercieel geen succes, maar kreeg in de loop van de jaren wel veel positieve kritieken.
Yukarıdaki örnekte,insanlar, ölümlü ve Yunanlar gibi.Dat ben jij: over de grondslag van de moraal, vert.
Sağda oynadığım zaman olumlu ortalarım var.Aan de rechterzijde wordt de tijd opgewonden.
İşçi sınıfı bu çağrıya olumlu cevap verdi.De familie gaf hierop een gunstig antwoord.
Kremer, çağrıya olumlu cevap verince Taş, Almanya'ya transfer oldu.Nadat hij in Spanje met afwijzing ontvangen werd, keerde Rosenkreuz terug naar Duitsland.
Buna rağmen tüm eleştiriler olumlu yönde değildi.Niet alle recensies waren echter gunstig.
Parça, genelde olumlu tepkiler almıştır.Reacties waren meestal positief.
Fakat olumlu tepkiler alamamıştır.Er kwamen echter niet uitsluitend positieve reacties.
Onlara sormamız lazım gibi kibarca nazlanılır.Bir dahaki seferde de olumlu cevap verilir.De ene keer gebeurt dit met dik aangezette contouren, een volgende keer fijn aangezet.
Her zaman olumlu düşünür.Deze moet altijd een positieve reactie vertonen.
Karakterin görünüşü, izleyiciler tarafından olumlu tepkiler aldı.De serie kreeg ook positieve reacties van kijkers.
Televizyon ve radyo desteği olmadan çıkan albüm, olumlu yorumlar aldı.Voor het ontvangen van draadloze telefonie en AM-radio was het apparaat ongeschikt.
Siyasî nedenlerin yanında ekonomik ortaklık da ilişkilerin olumlu yönde gelişmesine fayda sağlamıştır.Omgekeerd kunnen goede politieke relaties ook in het voordeel werken van de bedrijven.
Her durumda olumluyu düşünür.Hij moet dan wel positief over hem schrijven.
Pluto adını taşıyan ilk stüdyo albümü Nisan 2012'de yayınlandı ve olumlu geri dönüşler aldı.Zijn eerste studioalbum kwam in april 2012 uit en is getiteld "Pluto".
Resident Evil 7 genel olarak olumlu eleştiriler almıştır.De recensies voor Resident Evil 5 waren over het algemeen positief.
Eleştirmenlerin şarkı hakkındaki tutumları genelde olumlu yönde oldu.Zijn oordeel over de moslims was overwegend positief.
Yayımlandığı dönemde albüme Birleşik Krallık'taki eleştirmenlerin tepkisi oldukça olumlu oldu.Het was pas bij deze heruitgave dat het album goede kritieken kreeg in Groot-Brittannië.
Mutlu olmayan bir kişi bile olumlu bir gelişme karşısında geçici olarak sevinç duygusu hissedebilir.Een nietszeggende belofte kan toch tijdelijk gelukkig maken.
Olumlu duyguların nedenlerini araştırmıştır.Over het ontstaan van goede gevoelens.
Rotten Tomatoes sitesinde bağlantısı verilen tüm eleştirmenler film hakkında olumlu görüşler bildirmişlerdir.Critici op Rotten Tomatoes reageerden negatief op de serie.
Her zaman olumlu düşünür.Zawsze myśli pozytywnie.
Eleştirmenler şarkıyı olumlu karşıladı.Krytycy pozytywnie ocenili piosenkę.
Albüm çok iyi bir satış yaptı ve olumlu eleştiriler aldı.Album sprzedał się bardzo dobrze i zebrał pozytywne recenzje.
Salgın hastalık ise insan yaşamının ve ölümlülüğün tipik özelliği olarak öne çıkar.Zaraza może być rozumiana w kontekście typowych atrybutów ludzkiego życia i moralności.
Bu fenomene "olumlu sınama stratejisi" adını vermişlerdir.Nazwali to „strategią pozytywnego testu”.
Albüm The New York Times ve Rolling Stonedan olumlu eleştiriler almıştır.Album zdobył uznanie ze strony The New York Times i Rolling Stone oraz innych magazynów.
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Dobroczynne działanie antybiotyków powinno też zrównoważyć możliwe skutki uboczne.
Modern Warfare, birçok kurum tarafından olumlu eleştiriler aldı.Modern Warfare została pozytywnie przyjęta przez wielu krytyków.
Lara Croft ve Işık Muhafızı oyun eleştirmenleri tarafından olumlu not aldı.Lara Croft and the Guardian of Light spotkała się z pozytywnym przyjęciem krytyków.
Yo (陽) "olumlu"dur, Çin'deki Yin ve Yang'ın Yang`ıyla aynı karakterdir.Jest to podobne do chińskiej koncepcji yin i yang.
Pocketful of Sunshine, pop müzik eleştirmenlerinden genellikle olumlu tepki aldı.W większości Pocketful of Sunshine uzyskał pozytywne recenzje profesjonalnych krytyków muzycznych.
IX. Pius'tan olumlu bir karşılık alamadı.Pius IX kategorycznie odmówił porozumienia.
Bu sorunsallaştırmalar olumlu ve olumsuz çeşitli tepkilerle karşılanmıştır.Ta sława doprowadziła do niespodziewanych, negatywnych reakcji.
Bu teklifini bildirmiş ve o da olumlu yanıt vermiştir.Odpowiedź nadeszła jeszcze tego samego dnia i była pozytywna.
Fakat bundan olumlu bir sonuç çıkmadı.Jednakże nie przyniosło to pozytywnych rezultatów.
Bölüm, eleştirmenler tarafından bölümün hikâyesi ve kültürel göndermeleri sebebiyle olumlu karşılandı.Odcinek otrzymał mieszany recenzje od krytyków za fabułę i odniesienia kulturalne.
Hayvani bir yazar, bunu olumlu anlamda söylüyorum.Człowiek pisze, ponieważ jest w tym dobry.
Buna rağmen tüm eleştiriler olumlu yönde değildi.Jednak nie wszystkie z tych zastosowań były pozycyjne.
Eleştirmenler bölümü çok beğendi ve övdü, ayrıca yeni eklenen karakterler de olumlu karşılandı.Zostało to zauważone przez krytyków i wszystkim spodobał się jej nowy styl.
Bu yaşanan olay kilise yanlıların olumlu tepkisiyle sonuçlanmıştır.Dzisiejszy wygląd kościoła to efekt tej rekonstrukcji.