Bunun üzerine İngiltere hükümeti Kanada hükümetinden bunu rica etti ve olumlu yanıt aldı.Il governo britannico si rivolse allora al Canada, paese dal quale ottenne una risposta positiva.
Öte yandan kitap birçok olumlu eleştiriler de almıştır.La scrittura è ben formata e ampia.
Be Back by Five tamamladı ve olumlu eleştiriler topladı.Be Back by Five, che fu ben accolto.
Ancak buradan kişilerin olumlu bir cevap çıkaracak test yöntemleri aradığı sonucuna ulaşılamaz.Tuttavia, questo non significa che le persone ricerchino test che garantiscano una risposta positiva.
Yo (陽) "olumlu"dur, Çin'deki Yin ve Yang'ın Yang`ıyla aynı karakterdir.Yo (陽) significa "positivo", e ha la stessa connotazione di Yang nello Yin e Yang cinese.
Projelerin uygulanması hız kazanmaktadır ve projeler uygulandıkları yerlerde olumlu sonuçlar vermektedir.L'attuazione dei progetti sta procedendo a ritmo sostenuto e sta producendo risultati positivi sul campo.
Fikirleri ile düşüncem olumlu hale geldi.Sono contento che le mie idee diventino motivo di discussione.
Nuga, olumlu eleştiriler aldı.Nougat ha ricevuto recensioni positive.
The Witcher 3: Wild Hunt, birçok site tarafından olumlu eleştiriler aldı.The Witcher 3: Wild Hunt ha ricevuto il plauso della critica.
Bu durum 1941 yılında şehrin endüstrileşmesi ile tekrar olumluya dönmüştür.La situazione venne ribaltata nel 1941, quando il ciclo dell'industrializzazione della città ebbe inizio.
Albüm genel olarak olumlu görüşler aldı ancak Pink Floyd, Tool ve Brian Eno gibi gruplarla karşılaştırıldı.L'album ricevette recensioni positive e fu paragonato ai lavori dei Pink Floyd, Tool e Brian Eno.
Ünlü eleştiri yazarı Roger Ebert'ten olumlu yorumlar almıştır.Ha ricevuto recensioni positive da Roger Ebert.
Amacın olumlu yönde olmasına rağmen deney olumsuz sonuçlandı.Nonostante i buoni risultati l'esperimento non ebbe seguito.
Aynı zamanda eleştiriler de olumluydu.Anche la critica fu favorevole.
Hail, Caesar! eleştirmenlerden olumlu yorumlar aldı.Ave, Cesare! ha avuto recensioni generalmente positive da parte della critica.
"Ölümsüzler ölümlü, ölümlüler ölümsüz.Es.: Gli dei sono immortali Gli uomini non sono dei Dunque gli uomini non sono immortali.
Voldemort artık bir ölümlüdür.Draenor è un mondo ormai morente.
İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener bu isteklerin askeri harekat yanına olumlu yanıt vermişti.Lord Kitchener, ministro della guerra britannico, rispose che avrebbe posto la questione al governo.
Özal'ın olumlu yanıt vermesi ile hukuki işlemler başlatıldı.Il pubblico accolse con applausi la risposta di Wilde.
Çok olumlu eleştiriler aldı ve ilk haftada 150.000 sattı.Ebbe eccellenti critiche e nella prima settimana vendette 200.000 copie.
Son yıllarda film, eleştirmenler arasında yeniden olumlu değerlendirilmeye başlanmıştır.Con il passare degli anni, il film è stato rivalutato in maniera positiva dalla critica di tutto il mondo.
Bu olumlu görünüm Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar devam etti.Tale ospitalità proseguì fino all'inizio della prima guerra mondiale.
İnsan sağlığına, özellikle de yüksek tansiyona olumlu etkisi vardır.Ottimo stipendio e soprattutto assistenza sanitaria.
Bölüm, 12.98 milyon Amerikalı tarafından izlendi ve genellikle olumlu eleştiriler aldı.Il pilot fu visto da 12,93 milioni di persone, e ricevette commenti positivi dalla critica.
Fakat olumlu tepkiler alamamıştır.Non ha avuto un riscontro positivo.
Simeon'un halefi Petro, olumlu bir barış anlaşması imzaladı.Il successore di Simeone I, Pietro I, negoziò un trattato di pace favorevole.
Aslında ilk başta ölümlüdür.Originariamente era immortale.
Ancak yine de genel olarak ölüm haberi olumlu karşılandı.Non ovunque però, la richiesta di trasparenza è stata accolta positivamente.
Buna rağmen tüm eleştiriler olumlu yönde değildi.Non tutte le critiche però sono state positive.
Eser genelde edebiyat eleştirmenlerinden olumlu eleştiriler almıştır.Questo regolarmente ha risposto con aspre critiche al liberalismo di destra.
Düzenli spor yapmak da insan sağlığına olumlu katkıda bulunur.Si tratta di una disciplina sportiva che favorisce la sua buona integrazione nella società.
Buradaki olumlu eleştirilerin ardından şarkıyı YouTube ve MySpace gibi sitelere de yolladı.Seguendo le recensioni positive sul sito, ha poi creato le proprie pagine web su YouTube e Myspace.
Olumlu eleştiriler alarak kimilerine göre sezonun en iyi bölümü olarak adlandırılmıştır.Grazie alle buone prestazioni fornite, viene nominato miglior esordiente di quella stagione.
Albüm hakkındaki eleştiriler genellikle olumluydu.Le critiche all'album sono state generalmente positive.
Türkiye bu konuda hamleler yapmış Rusya ile birebir görüşmeler yapılmış olumlu sonuçlar alınmıştır.C'è un notevole contenzioso tra Grecia e Turchia sulle modalità che hanno condotto a questo riconoscimento.
Şarkıyı dinlettiğimizde olumlu cevaplar da aldık.La canzone ebbe anche recensioni positivi.
Günümüzdeki eleştiriler dönemine göre daha olumludur.Altre recensioni dell'epoca furono più positive.
Fakat program halk tarafından sevildi ve olumlu tepkiler aldı.Rimase soddisfatto nell'apprendere che il pubblico gradì ed ebbe reazioni positive.
Albüm olumlu karşılandı.L'album è stato accolto positivamente.
"Change" müzik eleştirmenlerinden hem olumlu hem de olumsuz eleştiriler aldı.Sans attendre ha ricevuto recensioni sia positive sia negative da parte della critica musicale.
Zeus da Alkmene'nin üzerine bir daha hiçbir ölümlü kadınla birlikte olmaz.Bellinger non è più sola nel braccio della morte.
Ayrıca Slav mitolojisinde Dola "ölümlü kaderin ruhu" olarak yer alır.Nella mitologia slava si parla ugualmente di "spettri del mezzogiorno".
"Crazy in Love", eleştirmenlerden olumlu tepkiler toplamış ve Beyoncé'ye birçok ödül kazandırmıştır.Dangerously in Love e i suoi singoli permisero a Beyoncé di vincere numerosi premi.
Olumlu doğrulama: alıcı hatasız aldığı tüm çerçeveler için bir doğrulama iletisi gönderir.Error: Il server invia un pacchetto di errore se una richiesta non è valida.
Uluslararası anlamda B'Day, oldukça olumlu reaksiyon aldı.Tuttavia, Paradox / W ha venduto bene per un po' di tempo.
Video klibi genel olarak olumlu eleştiriler aldı.Il videoclip ha ricevuto critiche generalmente positive.
2011'de ilk mixtape'i LiveLoveA$AP'i çıkardı ve olumlu geri dönüşler aldı.Ad ottobre pubblica il mixtape LIVE.LOVE.A$AP con un buon riscontro della critica.
Yazılım, Rusya PC Magazine ve Avustralya Macworld dergilerinden olumlu eleştiriler almıştır.Inizialmente ha lavorato per IPC Magazines e corrispondente TV australiana.
Selefi gibi o da oldukça olumlu tepkiler aldı.Come ricorda egli stesso, si trattò di un'esperienza sostanzialmente positiva.
Hitler'in de bu fikre olumlu bakması olağandır.Sembrava che Hitler ne avesse una buona opinione.
2003 yılında çıkardıkları albüm olumlu eleştiriler aldı.L'album, uscito nel 2005, è stato accolto positivamente dalla critica.
Sıcak sözler bebekleri olumlu etkiler.Ласка положительно влияет на ребёнка.
Filmin genel olarak bıraktığı izlenim gayet olumlu.Общее впечатление от фильма хорошее.
Bunun sağlığım üzerinde olumlu etkisi oldu.Это положительно сказалось на моём здоровье.
Uluslararası anlamda B'Day, oldukça olumlu reaksiyon aldı.В международном масштабе B’Day заработал больше позитивных отзывов.
Seventeen Dergisi, "zekice, eğlenceli, romantik" diyerek kitap hakkında olumlu bir eleştiri yapmıştır.Seventeen Magazine дали положительный отзыв , заявив, что книга "умная, смешная, романтичная".
Katawa Shoujo çokça olumlu eleştiri aldı.Katawa Shoujo получила в целом положительные отзывы.
Öte yandan kitap birçok olumlu eleştiriler de almıştır.Мы надеемся, что эта книга принесет только добро».
Gorgon kardeşlerden tek ölümlü olandır.Единственная смертная из горгон.
Sonuç: Bütün Yunanlar ölümlüdür.Следовательно, все греки смертны.