oluşturmak ile cümle

oluşturmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Kömür ve ham petrol birlikte Hindistan'ın birincil enerji tüketiminin %85'ini oluşturmaktadır.Уголь и нефть совместно составляют 85% потребления энергии в Индии.
Ancak bugün nüfusun çoğunluğunu Müslümanlar oluşturmaktadır.К исходу дня большая часть города была в руках наступающих.
Vakfın hedefi dünya futbolu ile ilgili ayrıntılı bir arşiv oluşturmaktır.Цель фонда — создание исчерпывающего архива информации, связанной с футболом, со всего мира.
Yeni Zelanda'nın yerli halkı Maoriler ise nüfusun %14,9'unu oluşturmaktadır.Представители коренного народа, маори, составляют около 14,9 % населения.
Kolombiya'nın başlıca ihracat ürünü petrol olup ihracatın %45'ini oluşturmaktadır.Нефть является главным экспортируемым товаром Колумбии и составляет 45% от общего объема экспорта.
Köy halkını tamamen Türk ve müslümanlar oluşturmaktadır.Город стал практически полностью мусульманским и турецким.
Müslümanlar İsrail'in en büyük dini azınlığını oluşturmaktadır.Мусульмане являются наиболее многочисленным религиозным меньшинством в Израиле.
Balıkçı ağları tür için ciddi tehdit oluşturmaktadır.Существенной угрозой для них являются рыболовные сети.
Google'ın gelirlerinin yaklaşık %90'nını reklam hizmeti oluşturmaktadır.90 % доходов издания поступает за счёт рекламы.
Ayrıca, kâfirler ile cihâda girmeyi de lüzümsuz olarak addeden bir topluluk oluşturmaktaydılar.Некоторые богословы «правоверных» суфии даже обвиняли его в неверии (куфр).
Tip 1 diabetes mellitus, dünyadaki tüm diyabet vakalarının yaklaşık % 5-10'unu oluşturmaktadır.Распространённость сахарного диабета 1-го типа в популяции достигает 10—15 % всех случаев сахарного диабета.
Hristiyan Araplar, Arap vatandaşların %9’unu oluşturmaktadırlar.Арабы-христиане составляют примерно 9 % от арабского населения Израиля.
Mikroorganizmalar deniz kütlesinin %90'ını oluşturmaktadırlar.Микроорганизмы составляют более 90 % биомассы в море.
Hayvancılıkta önemli bir gelir oluşturmaktadır.Появились значительные прибыли от животноводства.
2005 yılında Snecma SAFRAN'ı oluşturmak üzere SAGEM ile birleşti.В 2005 году объединилась с компанией Snecma, образовав холдинг SAFRAN.
Bu denemenin amacı, Mycoplasma laboratorium adı verilen yeni bir sentetik organizma oluşturmaktı.Полученный микроорганизм был назван Mycoplasma laboratorium.
KKP sistemi oluşturmak çok pahalı olabilir.Строить узлы на оборудовании ICOM довольно дорого.
"Hala tam olarak bilinmemekle birlikte mikrodalga fırınlar peryton reseptörlerini oluşturmakla suçlanamazlar."«Пока до конца не ясно, следует ли винить микроволновку в возникновении перитонов».
İdeal bir kütle çekim teorisi oluşturmak için farklı teşebbüsler olmuştur.Существуют сотни попыток создания идеальной теории гравитации.
Halkın 40% Özbekler oluşturmaktadır.47 % выразили согласие.
2002 verilerine göre nüfusun %93'ünü Ruslar oluşturmaktadır.Согласно результатам переписи 2002 года, в национальной структуре населения русские составляли 93 %.
Küresel iklim değişikliği, insan sağlığını koruma konusundaki çabalara engel oluşturmaktadır.Верит в изменение климата из-за человеческой деятельности.
App Store'da Hediye Kartları oluşturmak.Появилась возможность писать комментарии в App Store.
Yağlar gibi kullanılan fırçalar da farklı efektler oluşturmak için çeşitli liflerden yapılıyor.Кисти сделаны из различных волокон для создания различных эффектов.
Ayrıca Ren Nehri, Almanya ile sınır oluşturmaktadır.Вдоль границы с Германией протекает река Рейн.
Lenin'in tutuklanması ve verdiği kurtuluş mücadelesi filmin ana konusunu oluşturmaktadır.Борьба за освобождение Ленина из-под ареста является одной из сюжетных линий этого фильма.
Zamir ekleri yükleme eklenince nesne, isime eklenince iyelik oluşturmaktaydı.Напротив же, если ему нравилось чьё суждение, он оживлялся и с восторгом восклицал: — Прекрасно, превосходно!
Avrupa’nın toplam tüketimi ise genel toplamın %22’sini oluşturmaktadır.Все остальные разделяют оставшиеся 20 %».
Bu nüfusun yaklaşık %50'sini Tatarlar oluşturmaktadır.Чуть более половины населения составляют татары.
Osmanlı döneminde köyün nüfusunu Bulgarlar oluşturmaktaydı.Через 8 лет её город вошёл в состав болгарского государства.
1926'ya kadar ise şehir nüfusunun üçte birini Yahudiler oluşturmaktaydı.До Второй мировой войны около трети населения составляли евреи.
Dünyada toplam motorlu taşıt üretiminin yaklaşık % 70 ini otomobil üretimi oluşturmaktadır.Около четверти всех парниковых газов образуется из-за сельскохозяйственной деятельности.
Hindistan’da Budizm’i benimseyen insanlar % 1’den az bir oranı oluşturmaktadır.Книги ИД Мещерякова составляют там меньше 1 % книг».
Ekonominin temelini tarım oluşturmaktadır.Основой экономики остаётся фермерство.
Bu iki bileşenin, gelecekte tek bir gökada oluşturmak üzere birleşecekleri düşünülmektedir.Для двух других, однако, это означает, что они найдут любовь в будущем.
Nüfusun büyük çoğunluğunu Doğu Karadeniz göçmenleri oluşturmaktadır.Подавляющее большинство из них имеет восточное происхождение.
Bu iki alan sadece sanayi üretiminin toplam brüt değerinin yaklaşık yüzde 20-30'unu oluşturmaktadır.Чехи контролировали лишь от 20 до 30 % всей промышленности.
Dolayısıyla 1930'lu yıllar, Keynesçiliğin şekillendiği en önemli dönemeci oluşturmaktadır.1930-е годы в целом считаются периодом Великой депрессии.
Ülkedeki iş gücünün üçte ikisini yabancı uyruklular oluşturmaktadır.В обеих компаниях более половины работников — иностранцы.
Devlet bir fon oluşturmakla beraber bütün icraatları sivil toplum örgütleri yürütmektedir.Так, из совокупности единичных представлений индивидов все общество формирует социальную лестницу.
Bölge Almanya-Avusturya sınırının küçük bir bölümünü oluşturmaktadır.Несколько раз пересекает чешско-австрийскую границу.
Bunların %50.5'ini kadınlar oluşturmaktadır.50,5 % населения составляли женщины.
Kamunun bilgi sahibi olduğu bir demokrasi oluşturmak amacıyla, kitlelerin eğitilmesini savunuyordu.Он понимал, что новой Церкви необходимы образованные люди.
Bu durum oldukça sıkı üç boyutlu bir yapı oluşturmaktadır.Он представляет собой крупное трёхэтажное массивное строение.
Hristiyan Araplar, İsrail’deki en çok eğimli kesimi oluşturmaktadır.Католики представляют крупнейшее направление христианства в Израиле.
2002 yılı itibarıyla, bu Yahudiler ile soylarından gelenler, İsrail nüfusunun yüzde 40'ını oluşturmaktadır.К 2002 году выходцы из арабских стран и их потомки составляли 41 % населения Израиля.
Bu proje aynı zamanda Türk yapımı tank ALTAY'ın alt yapısını oluşturmaktadır.Украина будет поставлять Турции двигатели для танка Altay?
Daha 20. yüzyıla kadar “pantomimler” sirklerin ana programlarını oluşturmaktaydı.В 1920-х годах здесь размещались «Высшие драматические курсы».
Afrikalı köleler 20. yüzyıla kadar nüfusun çoğunluğunu oluşturmaktaydılar.До 1930-х годов афроамериканское население составляло большинство населения региона.
Bir kredi kartı belirtmeden de bir Apple kimliği oluşturmak mümkündür.من الممكن إنشاء Apple ID دون تحديد بطاقة ائتمان.
1999'da dünya üzerinde petrol kullanımının %41'ini ulaşım oluşturmaktaydı.ويشكل النقل 41% من استخدام النفط في العالم عام 1999.
Bir DMZ oluşturmak için iki güvenlik duvarı kullanmak çok daha güvenli bir yaklaşımdır.نهج أكثر أمنا هو استخدام اثنين من الجدران النارية لإنشاء DMZ.
Bunlar dış ticarete yönelik bir ekonominin kaynak tabanını oluşturmaktadır.هذه تشكل قاعدة موارد الاقتصاد الموجه نحو التجارة الخارجية.
Bu olurken, manşet negatif bir basınç boşluğu oluşturmak için şişedeki havayı boşaltır.وفي هذه الأثناء، يقوم العامل بإفراغ الهواء من الزجاجة لتشكيل فراغ من الضغط السلبي.
İsveç'in mühendislik işleri, üretim ve ihracatın %50'sini oluşturmaktadır.يمثل قطاع الهندسة في السويد 50 ٪ من الإنتاج والصادرات.
Bilim ve piyasa, sanatçı ve tasarımcılara her zaman yeni araç ve platformlar oluşturmakta.سيقدم العلم والسوق دائمًا أدوات ومنصات جديدة للفنانين والمصممين.
Çoğu biçimci yaklaşım düzenli ifadeleri oluşturmak için takip eden işlemleri sağlar.معظم الشكليات توفر العمليات التالية لبناء تعبيرات المنطقية.
Bu kanunlar, gerçek durumların matematiksel modellerini yapmak için temel oluşturmaktadır.وهذه القوانين تكون على هذا النحو كأساس لصنع النماذج الرياضية لحالات حقيقية.
Özellikle ikinci açıklamaya göre, cumhuriyet ve modernleşme karşıtları partinin tabanını oluşturmaktaydı.وفقا للتصريح الثاني بصفة خاصة كان المعارضين للجمهورية والحداثة يشكلون قاعدة الحزب.
İnsan sağlığı için büyük tehlike oluşturmaktadırlar.نتائج خطيرة على صحة الإنسان.

İlgili Sayfalar