oluşturma ile cümle
oluşturma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Esence Dağları (Keşiş), ilin en yüksek noktasını (3.549 m) oluşturmaktadır.För andra betydelser, se Çürüklüktəpə Dağı.
2003 yılı sonunda nüfusun % 4,2’sini yasal göçmenler oluşturmaktaydı.Mot slutet av 2003 stod lagliga invandrare för 4,2 procent av befolkningen.
Geçici ittifaklar oluşturmak için kartlar da mevcuttur.Då skulle man vara redo att göra temporära allianser.
Fox, MacFarlane'e 15 dakikalık bir kısa film oluşturmayı teklif etti ve ona 50.000$'lık bir bütçe verdi.Fox föreslog MacFarlane att göra en 15-minuters kortfilm och gav honom en budget på 50 000 dollar.
Bağımsız bir yargı sistemi oluşturmak.Ett oberoende rättsväsende.
Her samurayın sabit tahsisat alması, geçim masraflarının büyük bir mali yük oluşturmasına neden olmuştur.Eftersom varje samuraj hade rätt att utkvittera en fast summa var avlöningen av dessa en stor ekonomisk börda.
Grip(influenza) vakaların %5-15’ini oluşturmaktadır.Influensavirus står för 5–15 % av fallen.
Özellikle su sorunu ciddi bir problem oluşturmaktadır.Vattenföroreningar är dock ett allvarligt problem.
Bu uygulama, tüm yurttaşlara kapsamlı bir sosyal güvenlik sistemi oluşturmayı taahhüt ediyordu.Partiet vill att Europeiska unionen garanterar en gemensam miniminivå på socialstandard för alla medborgare.
7120 Yahudi, 5000 Müslüman, 3390 Hristiyan, 800 Türk asker ve 100 Avrupalı bu sayıyı oluşturmaktaydı.Av dessa ska 7120 varit judar, 5000 muslimer, 390 kristna, 800 turkar och 100 européer.
Kuruluş amacı üye devletler arasında serbest ticaret bölgesi oluşturmaktır.Bör unionen skapa ett frihandelsområde med USA?
KTH'nun aslını 1827 yılında kurulmuş olan Teknologiska Institutet oluşturmakta.Ursprungligen grundades KTH som Teknologiska institutet år 1827.
Zehirli yılanlar birçok familyaya dahildir ve tek bir taksonomik grup oluşturmaz.Inga multicaulis ingår i släktet Inga och familjen ärtväxter.
Yer çatlakları baraj, köprü, nükleer tesis gibi büyük ve geniş yapılar için büyük tehlike oluşturmaktadır.Bristningar i marken är en stor risk för konstruktioner som dammar, broar och kärnkraftverk.
Eyaletin batı kısmı Yunnan-Guizhou Platosu'nun bir bölümünü oluşturmaktadır.Den norra delen av provinsen utgör Yunnan-Guizhouplatån.
2007 itibarıyla, nüfusun %9.3'lük kısmını yabancı uyruklu vatandaşlar oluşturmaktaydı.År 2007 utgjordes 2,7 procent av befolkningen av utländska medborgare.
Her iki grup da çabalarını tek bir “Detektör Grup“ oluşturmak için birleştirmeye karar verdiler.De båda anser dock att de ska komplettera varandra och bilda ett "tränarteam".
Bu yüzden hastalığın tanısında genetik testler güvenilir bir seçenek oluşturmaz.Genetisk testning utgör därför ett opålitligt alternativ för diagnostisering av sjukdomen.
Halkın 40% Özbekler oluşturmaktadır.Nästan 40 procent av kandidaterna misslyckas.
Ayrıca NATO'nun Avrupa'daki füze savunma sisteminin bir parçasını oluşturmaktadır.Man kommer dessutom överens om att Ryssland ska delta i utformningen av NATO:s missilförsvarssystem i Europa.
1973 yılı itibarıyla e-posta, ARPANET trafiğinin %75'ini oluşturmaktaydı.Bara två år senare bestod 75% av ARPANET-trafiken av e-post.
Bu arada eski düzeni yeniden oluşturmaya çalışır.Man har dock börjat försöka renovera den gamla.
Bu iki özel koruma alanı, Natura 2000 ağının kapsamına girecek alanları oluşturmaktadır.Tvåladutjärnen ligger i Sävarån Natura 2000-område.
Kasaba, Nassau County'nin batı yarısını oluşturmaktadır.Hennes kongressdistrikt omfattar delar av Nassau County.
Filipinler'de ülke nüfusunun yaklaşık %2'sini geleneksel Filipin dinleri oluşturmaktadır.Strax under 25 % tillhör traditionella, lokala religioner.
Ertesi yıl bu ülkelerin ABD ile birleşerek NATO'yu oluşturmalarına yardımcı oldu.Detta skulle då skett som ett tack för att USA öppnade dörren till Nato för Polen.
Google'ın gelirlerinin yaklaşık %90'nını reklam hizmeti oluşturmaktadır.Över 90 procent av internetsökningarna sker via Google.
Londra'nın 12 semti ile Londra Şehri İç Londra'yı ve 20 semt de Dış Londra'yı oluşturmaktadır.Tolv av dessa, plus City of London, utgör Inner London, medan de 20 övriga utgör Outer London.
Tarım, ülke ekonomisinin büyük ve en önemli kısmını oluşturmaktadır.Tjänstesektorn är en större och växande del av ekonomin.
Sürgün edilenlerin yaklaşık 9,000 kişisini Müslüman Kürtler oluşturmaktadır.Omkring 800 ortsbor beräknas omfattas av tvångsförflyttningar.
Soy gazlar oksitleri oluşturmazlar.Denna sork skapar inga förråd.
Amaç Kiev'de geçici bir hükumet oluşturmaktı.Då hade han ett falskt pass utfärdat av Cypern.
İzleyen konular bu hususun arka planını oluşturmaktadır.Tanken bakom dessa verk är att skapa visuellt kaos.
Nüfusun çoğunluğunu yaşlılar oluşturmaktadır.Finansiering sker av de äldre medlemmarna.
Harekât, Rusya’nın batısında, 1943 yılı yaz – sonbahar seferinin bir parçasını oluşturmaktadır.Romanen sträcker sig över ett år, från hösten 1943 till hösten 1944.
Yaklaşık 14.000 km²'lik alanı ile, orman alanının beşte birlik bir kısmını oluşturmaktadır.Reservatet är ungefär 14 000 km² stort, och upptar en femtedel av skogens areal.
Organ bağışı, kadavra bağışı yapmaya bir engel oluşturmaz.Man hade inte ens plats att sätta upp en donerad orgel.
Bu tarihten önce 19 tane bölge en üst idari yapıyı oluşturmaktaydı.Polisregionerna ersatte de tidigare till antalet 21 polismyndigheterna.
Kuzey ve doğuysa, başkalarıyla ortak plânlar oluşturmayı.)I öst och väst anordnade han flygelbyggnader.
Ülke yönetimine en büyük katkısı yerel yönetim birimlerini (Lagting) oluşturmaktı.Den lokala gruppen var den högsta organisationsformen..
Bu iki bileşenin, gelecekte tek bir gökada oluşturmak üzere birleşecekleri düşünülmektedir.Planer finns på att bygga ihop de två näten i framtiden.
Başlamak için ilk kullanıcının planını oluşturması gerekir.Den första uppgiften för entreprenören skulle bli att utarbeta det slutliga projektet.
Edinilmiş bağışıklığın bu süreci aşılamanın temelini oluşturmaktadır.Alliansen står alltså som ansvarig för att ha skapat denna plåga.
Balinalar tek başlarına bir klâd ya da takım oluşturmazlar.Man bör inte röra en död fågel utan handskar eller annat redskap.
İki organizasyonun yetkilileri tek bir organizasyon oluşturmak için bir araya geldi.I detta har båda funktionerna kombinerats till en enda enhet.
İmmünoloji günümüzdeki rolüyle bilimsel çalışmalarının oldukça önemli alanlarını oluşturmaktadır.Klemmings arbeten har därför delvis behållit sin vetenskapliga användbarhet in i nutiden.
Ayrıca çit oluşturmak için de kullanılır.Det används också för att tillverka styren.
Bu önemli noktalar uygulamanın hazırlık aşamasını oluşturmaktadır.Nya högkänsliga metoder för att bestämma stadiet är under utveckling.
İngiltere'de 1700'lü yıllara dek kullanılmış olan Jülyen takvimi 10 günlük bir fark oluşturmaktadır.Den julianska kalendern som användes i England år 1704 varierade med elva dagar.
Bu kanunlar, gerçek durumların matematiksel modellerini yapmak için temel oluşturmaktadır.Ці закони, є основою для створення математичних моделей реальних ситуацій.
Ülkeler, iş ilişkilerini kolaylaştırmak için yasal bir çerçeve oluşturmaya karar verdiler.Країни погодились створити правову базу для полегшення ділових зв'язків.
Bağımsız bir yargı sistemi oluşturmak.Формування незалежної правової системи.
Bu demektir ki, birincil yapıdaki iki yan yana kalıntı aynı hidrojen bağı örüntüsünü oluşturmalıdır.Це означає, що два сусідні залишки в первинній структурі повинні сформувати той же тип водневого зв'язку.
Havaalanları, limanlar ve sınır kontrol merkezleri de bir çeşit sınır oluşturmaktadırlar.Для цілей контролю на кордоні, аеропорти і морські порти також класифікуються як кордони.
Uçtan uçlu çerçeve ile sistem, "daha iyi, daha doğal çeviriler oluşturmak için zamanla öğrenir".Завдяки потужній внутрішній структурі, система з часом вчиться створювати більш якісні і природні переклади.
Halkın çoğunluğunu Türkler ve Kürtler oluşturmaktadır.Більшість населення складають турки та курди.
Bunların %50.5'ini kadınlar oluşturmaktadır.Чоловіки становлять 50,5 % населення.
Nüfusun çoğunu köylüler oluşturmaktaydı.Більшість населення становили селяни.
Sosyal psikoloji araştırmalarına dayanan bazı teknikler propaganda oluşturmak için kullanılır.Для здійснення пропаганди використовують чимало методів, які базуються на дослідженнях соціальної психології.
Çocuklar yetişkinlerin anıları geri çağırabilecekleri yaşın daha öncesinde anı oluşturmaya başlarlar.Діти можуть формувати спогади у більш ранньому віці, ніж дорослі здатні пригадати.