oluşturma ile cümle

oluşturma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bu denemenin amacı, Mycoplasma laboratorium adı verilen yeni bir sentetik organizma oluşturmaktı.Isto levou a tentativa de identificação de um satélite mercuriano.
Hanko nüfusunun neredeyse yarısınu (%44) Finlandiya İsveçlileri oluşturmaktadır.Cerca de 56% da população é falanta do finlandês e cerca de 43% da população é falanta do sueco.
Onların bu andaki yaşamları, aşkları, kayıpları, acıları filmin temelini oluşturmaktadır.Os temas das classes sociais, do amor e da batalha dos sexos constituem o fundo desta tragédia.
"Bir grubu oluşturmada meydana gelen sosyal etkileşimleri bir kişi nasıl tanımlar?"Como crio vulnerabilidade numa personagem?'"
Mucitler, zamanın buhar makinelerine güvenilir bir alternatif oluşturmayı öngörmüştür.K {\displaystyle \mathbb {K} } admite uma estrutura de espaço vetorial sobre ele mesmo.
Sahada temeli Paleozoik’e ait metamofitler oluşturmaktadır.O estudo destes solos é o objecto da paleopedologia.
Ancak bugün nüfusun çoğunluğunu Müslümanlar oluşturmaktadır.Op deze dag vallen de meeste mensen uit (veelal de ongetrainden).
Bugün, Aeneas ve Liviu'un ilk bir-iki kitabı bu insan mitolojisinin en önemli kaynaklarını oluşturmaktadır.De Aeneï en de eerste boeken van Livius zijn de beste bronnen voor deze menselijke mythologie.
Diğeri, Mars'ı keşfetmek için yapılacak ortak görevler için bir yol oluşturmaktı.Deze was bedoeld om in een baan om Mars onderzoek te doen.
Tamamıyla bir yeniden oluşturma elbette mümkün değildir.Volledig herstel is niet mogelijk.
Grubu Lauri Pihlap ("Lowry"), Sergei Morgun ("Semy") ve Kaido Põldma ("Craig") oluşturmaktadır.De groep bestaat uit drie leden: Lauri Pihlap ("Lowry"), Sergei Morgun ("Semy") en Kaido Põldma ("Craig").
Şehrin en büyük dini grubunu Müslümanlar oluşturmaktadır.De Grote Moskee (Ulu Camii) – De grootste moskee van de stad.
Docs.com ilk olarak yeni Word, Excel veya PowerPoint belgelerini yükleme veya oluşturma olanağı sundu.Docs.com bood oorspronkelijk aan om te uploaden of een nieuw Word, Excel of PowerPoint-document te maken.
KKP sistemi oluşturmak çok pahalı olabilir.ERP-systemen kunnen behoorlijk duur zijn.
Grip(influenza) vakaların %5-15’ini oluşturmaktadır.Griep (influenza) is de oorzaak van 5% tot 15%.
Arakawa Nehri Itabashi ile Saitama prefektörlüğü arasındaki sınırı oluşturmaktadır.De rivier Arakawa vormt een deel van de grens tussen Itabashi en Saitama.
Yerine Gaius Flaminius Nepos atandı ve kış kampını oluşturmak üzere ordusunun başına döndü.Hij werd opgevolgd door Gaius Flaminius Nepos en voegde zich weer bij zijn leger in het winterkamp.
Fenike alfabesi, günümüz tüm modern alfabelerinin temelini oluşturmaktadır .Het Fenicische alfabet ligt daarmee aan de basis van bijna alle moderne alfabetten.
Grup başlangıçta BBC 2'deki Amazon Serisine tema müziği oluşturmak için bir araya geldi.De band schreef de openingsmuziek voor de televisieserie Amazon van BBC Two.
Egzotik evcil hayvan ticareti de büyük kediler için bir tehdit oluşturmaktadır.De export voor de handel in exotische diersoorten vormt ook een bedreiging.
Bu kara mika kaplamaları arkeologların halen açıklığa kavuşturamamış oldukları bir muamma oluşturmaktadır.Hoe deze stenen hier terecht zijn gekomen is voor archeologen nog steeds een raadsel.
Gerçekte bir hologram oluşturmak için iki problemin üstesinden gelinmelidir.Twee daarvan zijn te vinden in het holotype.
Japonya'daki otomobillerin %40'ını oluşturmalarına karşın ihracat pazarlarında az karlı olmaktadırlar.Momenteel is ruim 40% van de verkochte wagens in Japan een kei car.
1 Eylül 2017'de, DowDuPont'u oluşturmak için DuPont ile birleşti.Op 1 september 2017 kwam het fusiebedrijf DowDuPont tot stand.
Dil daha fazlasını oluşturmaktadır.Taal maakt gezonder.
Tünel oluşturma, bir protokol türündeki paketin başka bir protokol datagramı içinde kapsüllenmesini sağlar.Tunnelen is het verzenden van een dataprotocol 'verpakt' in een ander protocol.
Çekim ekleri yeni bir sözcük oluşturmadığından sözcük "basit" olarak kalır.Door woorden aan elkaar te "plakken" worden eenvoudig nieuwe woorden gevormd.
Bu yüzden hastalığın tanısında genetik testler güvenilir bir seçenek oluşturmaz.Genetisch onderzoek is daarom een onbetrouwbare optie om de diagnose van de ziekte te stellen.
Bu ekonomik güç artışı, daha büyük askeri birlikler oluşturmaya olanak sağlamıştır.Dankzij de economische opbloei kon een groter leger bekostigd worden.
Bağımsız bir yargı sistemi oluşturmak.De instelling van een onafhankelijk toezichtorgaan.
Bu savaşlar Avrupa tarihinde önemli bir dönem noktası oluşturmaktadır.De cruciale decennia in de geschiedenis van een Europese stad.
Tour de France ve Vuelta a España ile birlikte Grands Tours denilen üç önemli turu oluşturmaktadır.Samen met de Tour de France en de Vuelta a España is het de enige rittenkoers die drie weken duurt.
Filipin kökenli Amerikalılar Eyaletteki en yüksek Asya kökenli nüfusu oluşturmaktadır.De Filipijns-Amerikaanse gemeenschap is de grootste subgroep in de staat.
Komorlar coğrafî olarak Mayotte ile birlikte Komor Takımadaları'nın bir parçasını oluşturmaktadır.De Amerikanen hoopten dat Palau samen met Micronesia één politieke entiteit zou gaan vormen.
Bu 25 farklı etnik grup ülke nüfusu içerisinde %85'lik bir dilimi oluşturmaktadır.Samen zijn deze twee types goed voor 75% van de talen.
Ülke armasında kullanılan renkler, aynı zamanda Çad bayrağının da renklerini oluşturmaktadır.De kleuren die in het wapen terugkomen, zijn dezelfde kleuren als in de vlag van Tsjaad.
32 takım 7 grup oluşturmak için beş torbaya ayrıldı.32 teams werden verdeel over 5 potten en na de loting in 7 groepen.
Ülkenin en yüksek noktasını Chappal Waddi oluşturmakta olup, dağın zirvesi 2.419 m yüksekliktedir.Hier bevindt zich ook het hoogste punt van Nigeria, de Chappal Waddi met een hoogte van 2419 m.
Bugün şehir nüfusunun çoğunluğunu öğrenciler oluşturmaktadır.Tegenwoordig maken studenten een belangrijk deel van de bevolking uit.
Bu nüfusun büyük çoğunluğunu Özbekler oluşturmaktadır.De overgrote meerderheid van de bevolking stamt dan ook van deze mensen af.
Ülkenin sahip olduğu ulusal meclis (Assemblée de l'Union des Comores) tek meclis yapısını oluşturmaktadır.Het Venezolaanse parlement, de Nationale Vergadering (Asamblea Nacional), bestaat uit één kamer.
Baskı oluşturma Baskı grupları iktidarı ele geçirmeye çalışmazlar.De gevangenen kunnen nimmer als groep met geweld de macht proberen over te nemen.
Ancak kabaca paralel olan uzun aksisleri ile uzun mesafeli bir düzen oluşturmak için kendilerini ayarlarlar.Het is een eenlinggolf, die over lange afstand zijn vorm behoudt.
Ayrıca son yıllarda turizm de gelir kaynaklarından birini oluşturmaya başlamıştır.De laatste jaren is ook het toerisme een toenemende inkomstenbron.
İlçede Boşnak göçmenleri çoğunluğu oluşturmaktadır.Geleidelijk aan maakte de allochtone bevolking er de meerderheid uit.
Fakat hiç kimse alternatif akımda çalışabilen bir motoru oluşturmamıştı ve Nikola Tesla bu sorunu çok düşündü.De wisselstroommotor was een ander probleem, maar dit werd opgelost door Nikola Tesla.
Bu oranın neredeyse tamamını katolik mezhebine mensup hristiyanlar oluşturmaktadır.Deze geldt voor vrijwel alle christelijke kerken tot op de dag van vandaag.
Hesabı oluşturmak için ücretsiz bir telefon numarası çağrılmak zorundaydı.Zij krijgen dan een vrij lijstnummer.
2006 yılında, toplam AB bütçesinin %46,7'sini oluşturmaktadır.In 2006 ontving deze regio 46 procent van alle noodhulp.
Bölgenin Nijerya ile olan sınırını belli bölümlerde Komadugu Yobe nehri oluşturmaktadır.De grens met Nigeria wordt gevormd door de rivier Komadugu Yobé.
Bu bitki tohumlardan çoğunun ilk yılda çimlenmemesi gibi farklı bir sorun oluşturmaktaydı.In dit seizoen was Robben veel minder geblesseerd dan in de jaren ervoor.
Bunların %50.5'ini kadınlar oluşturmaktadır.Van de bevolking is 50,0% vrouw.
İhracat, GSYİH’nin yüzde 40'ını oluşturmaktadır.MRSA komt bij 40% van de varkens voor.
“Bursa Türbeleri” adlı resim bu yaklaşımın önemli bir örneğini oluşturmaktadır."De tekeningen zijn bij dit boekje een essentieel onderdeel'".
Halay, toplu halde yan yana dizilerek bir çember oluşturmak suretiyle oynanır.Hij speelde gebruikelijk simpel de snare op elke tel, met een stevige (enkele) bassdrum eronder.
Amaç Kiev'de geçici bir hükumet oluşturmaktı.Dit conflict leidde tot Tom’s tijdelijke arrestatie.
Belde Belediyesi Doğal Av Alanı oluşturmak için çalışmalar yapmaktadır.Momenteel is de gemeente Veghel bezig met het aanleggen van natuurgebieden.
Nüfusun yarısını Rize kökenli Hemşinliler, ve diğer yarısını ise yerli Kıpçak Türkleri oluşturmaktadır.De helft van het eiland is open voor toeristen en de andere helft voorbehouden voor pinguïns.
Kasabanın Batı'sından geçen Kızılırmak aynı zamanda belediye sınırını da oluşturmaktadır.Ook de Dommel ten westen van de Binnenstad vormt een stadsgracht.
İnsan hayatının tüm yönlerini inançlarına göre yönetebilecek toplumlar oluşturmaya çalıştılar.Ze willen als gemeenschap in alles orde scheppen.

İlgili Sayfalar