oluşturma ile cümle
oluşturma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Ülkedeki Ortodoks sayısı 6,079,396 ve nüfusun 84.5%'unu oluşturmaktadır.مع المسيحيين الأرثوذكس 6079396 يشكلون 84.5٪ من سكان البلاد.
Müslümanlar, 222,282 kişiyle nüfusun 3%'ünü oluşturmaktadır.المسلمين، مع 222282 أو 3٪ من السكان، تشكل ثالث أكبر مجموعة دينية.
1870'lerden itibaren Türkçenin standart bir sözlüğünü oluşturma çalışmaları da imlâ konusunu gündeme getirdi.إلا أن الجهود التي بذلت في القاموس الأساسي للغة التركية اعتباراً من 1870 م، عملت على تنظيم الموضوع الإملائي.
Yerine Gaius Flaminius Nepos atandı ve kış kampını oluşturmak üzere ordusunun başına döndü.وقد خلفه جايوس فلامينيوس نيبوس، وعاد إلى جيشه في معسكر الشتاء.
Vakfın hedefi dünya futbolu ile ilgili ayrıntılı bir arşiv oluşturmaktır.أهداف هذه المنظمة إنشاء مرجع شامل عن معلومات مسابقات كرة القدم حول العالم.
Yarış amatör ve profesyonel yarışçılara açıktır, amatörler toplam katılımın %80'ini oluşturmaktadır.وهو سباق مفتوح للهواة والمحترفين على حد سواء، وعادة ما يشكل الهواة نسبة 80% من المشاركين.
Asya kökenli nüfusun çoğunluğu Hindistan'dan gelen topluluklar oluşturmaktadır.المجتمعات ا لأفرو آسيوية يشكلون غالبية السكان.
Yaklaşık 14.000 km²'lik alanı ile, orman alanının beşte birlik bir kısmını oluşturmaktadır.وتمتد على مساحة تقرب من 14,000 كم مربع، وهي تغطي خُمس مساحة الغابة تقريبًا.
Köyün doğusundan (eski cami yanı) göz göz çıkan sular birleşerek pınar oluşturmaktadır.وبخار الماء هو ذرات صغيرة جدًا من الماء متطايرة في الهواء، ويتعذر على العين المجردة رؤيتها .
1932 yılında Audi, Auto Union'ı oluşturmak üzere Horch, DKW ve Wanderer şirketleri ile birleşti.وفي عام 1932، اندمجت شركة أودي مع شركة هورش، ودي كاي دبليو، وشركة وانديرار، لتشكيل اتحاد السيارات.
Bunu göstermenin bir yolu cevabı değiştirecek şekilde sorulacak olan soruyu oluşturmaktır.يتَّضِح ذلك في أنَّ صياغة السؤال يُمكنها تغيير الإجابة بشكل ملحوظ.
Bu süreç, potasyum-argon yaş tayini yönteminin temelini oluşturmaktadır.تعتبر هذه العملية الأساس لطريقة التأريخ البوتاسيوم-الأرغون.
Bu meselelere verilen olumlu ya da olumsuz cevaplar dört kültürleşme stratejisini oluşturmaktadır.وفى المطلق العام بشكل صحيح أو خاطىء هذه الأعمال الأربعه كانت بشأن مسرح العبث.
Petrol halkın gelirinin %58'lik kısmını oluşturmaktaydı.النفط توفر 85 ٪ من دخل الحكومة.
Her görev için kızlara casus aletleri oluşturmaktadır.يمكنك اختيار جواسيس أو مخادعين لكل مهمة من المهام.
Çeçenler Kuzey Kafkas kökenli Iraklıların dörtte üçünü oluşturmaktadır.واليوم فـ ثلاث أرباع باعة السوق الكورية الشمالية هن نساء.
KKP sistemi oluşturmak çok pahalı olabilir.تميل خلايا رقائق الكريستال الاحادية أن تكون باهظة الثمن.
Etnik Taylar nüfusun yaklaşık % 75'ini oluşturmaktadır.حالياً تمتلك هذه المجموعات الثلاث حوالي 75 ٪ من المقاعد.
Bu grup iki teğet radyal sektör FFAG hızlandırıcı halkası oluşturmayı önerdi.واقترح هذا الفريق بناء اثنين من مسرعات FFAG دائرية ذات تماس شعاعي المقطع.
Ancak, yüklü parçacıkların varlığı plazma oluşturmaya neden olur ve manyetik alandan etkilenebilir.لكن ظهور الجزيئات المشحونة يجعل البلازما تولد وتتأثر بالمجال المغناطيسي.
Bu uygarlığın önemli bir dayanağını medreseler oluşturmaktadır.وسيرسي قاعدة هامة للشعب...
Kayın ağaçları ormanın büyük bir bölümünü oluşturmaktadır.تشكل أشجار الزان نسبة كبيرة من غابات هذه المنطقة.
Ofisin finansmanın %90'lık bölümünü hükumetlerin yaptığı gönüllü katkılar oluşturmaktadır.تحصل الوكالة على 90% من التمويل من التبرعات، خصوصاً من الحكومات.
Bir şarkı oluşturmak için kullanıcının melodiyi ve şarkı sözlerini girmesi gerekmektedir.يقوم المستخدم بإدراج النغمات والكلمات لإنتاج الأغاني.
Mevcut durumda köyde yaşayanların büyük çoğunluğunu yaşlı insanlar oluşturmaktadır.معظم الناس كانوا ما زالوا يعيشون في المدينة القديمة حاليا.
Kolombiya'nın başlıca ihracat ürünü petrol olup ihracatın %45'ini oluşturmaktadır.النفط هو سلعة التصدير الرئيسية في كولومبيا، مما يجعله أكثر من 45٪ من صادرات كولومبيا.
Örneğin toplumsal sınıfları oluşturma gibi kontrole ihtiyaç duyar.وفي الوقت نفسه لديها القوة علي وضع المعايير الخاصة بالمجتمع.
Bu gedik, Ancak çıkarma bölgesi için ağır bir tehdit oluşturmaktaydı.نتيجةً لذلك، هدد بيت بالإستقالة.
Bu bölge Birüssebi'nin eski şehrini oluşturmaktadır.كمدينة حدودية لهذه الدولة حديثة التكوين.
GS1 Firma Numarası, Küresel Ticari Ürün Numarası (GTIN) oluşturmada kullanılır.معايير GS1 الدولية ستزوّد المؤسسة بمبادرة تتبع المنتجات.
Bu bulgu, elektronların atomların bileşenleri olduğu fikri için bir kanıt oluşturmaktaydı.فعززت هذا الدليل الرأي القائل بأن الالكترونات توجد كعناصر في الذرات.
Çöplerin %40'ını kâğıt oluşturmaktadır.ويشغل حاليا 4 ٪ من الأسهم.
Filipin kökenli Amerikalılar Eyaletteki en yüksek Asya kökenli nüfusu oluşturmaktadır.الأرجنتينيون من أصول أوروبية يُشكلون غالبّية السكان في الأرجنتين.
Bunun %82'sini Türkler, %14'ünü Ermeniler, %2'sini Rumlar ve %2'sini Katolik oluşturmaktaydı.تبلغ نسبة الأتراك 82%، والأرمن 14%، واليونانيين 2% أما الكلدان والأشوريين فيمثلون 2%.
Jobs geçici olarak CEO oldu ve şirketin ürün grubunu yeniden oluşturmaya başladı.أصبح جوبز الرئيس التنفيذي المؤقت للشركة، وبدأ إعادة هيكلة خط إنتاج الشركة.
Sanayi ulusal GSYİH'nın %24'ünü oluşturmaktadır.ويشكل قطاع الصناعة 21% من الناتج القومي.
Hesabı oluşturmak için ücretsiz bir telefon numarası çağrılmak zorundaydı.وكانت ترسل للمستخدمين مجانا بتشكيل قرص مضغوط .
Otomatikleştirilmiş karar desteği: Otomatikleştirilmiş kararlar için kriter oluşturmayla karar vermektir.دعم القرار الآلي: وضع معايير للقرارات الآلية.
Dustür Partisi, Lucien Saint'in çıkardığı yasalara karşı ulusal hareket oluşturmak istedi.كان بولس معارضًا صريحًا لـقانون باتريوت آكت.
Fakat önünde bir engel bulunmaktadır. Bu engeli sahada Samanlı Dağları oluşturmaktadır.A evidência para isso é o verso em que Alá diz (interpretação do significado): 'E as montanhas como estacas' .
Bu iki alan sadece sanayi üretiminin toplam brüt değerinin yaklaşık yüzde 20-30'unu oluşturmaktadır.Os dois setores representam atualmente 20 a 30% de todo o valor bruto da produção industrial.
Grup başlangıçta BBC 2'deki Amazon Serisine tema müziği oluşturmak için bir araya geldi.A banda se uniu inicialmente para criar o tema para a série Amazon da BBC 2.
2003’te Tedder ile Filkins bir grup oluşturmak için Los Angeles’a taşındılar.Em 2003, Tedder e Filkins se mudaram para Los Angeles para formar a banda.
İsveç'in mühendislik işleri, üretim ve ihracatın %50'sini oluşturmaktadır.O setor de engenharia da Suécia responde por 50% da produção e das exportações.
Rusya'nın ihracatının %80'nden fazlasını petrol, doğal gaz, metaller ve keresteler oluşturmaktadır.Das exportações russas, mais de 80% são de petróleo, gás natural, metais e madeira.
Her çözüme ait bir yayınlama ve ağ oluşturma sayfası ve tartışma forumu bulunur.Cada solução tem uma página para publicação e difusão e um fórum para discussão.
Bu aynı zamanda kendi ahlakları için ekonomik bir yargılama da oluşturmaktadır.Isso também se torna um julgamento econômico de sua moralidade.
Özel çiftlikler ve bireylerin bahçe arazileri tüm tarımsal üretimin yarısından fazlasını oluşturmaktadır.As fazendas privadas e hortas individuais respondem por mais da metade de toda a produção agrícola.
Diğer uygulamalar yanında, friksiyonel işsizliğin incelenmesi için bir çerçeve oluşturmak için de kullanılır.Enre outras aplicações, é usado no estudo do desemprego friccional.
Yunanlar, Ruslar ve Ermeniler şehrin %3,5 ila %22'sini ve ilçenin nüfusunun % 1.52'ini oluşturmaktaydı.Gregos, russos e armênios compunham 3,5%, 2% e 1,5% da população do distrito.
Muhalefet güçleri Kasım 1976’da demokratik örgütler platformunu oluşturmak için bir araya geldiler.Estas forças reuniram-se em novembro de 1976 para criar uma plataforma de organizações democráticas.
Bir fotoğraf çekildiğinde, tek bir görüntü oluşturmak için bu karelerin en fazla 10 tanesi oluşur.Quando uma foto é tirada, até dez desses frames são combinados para formar uma única imagem.
Müslümanlar İsrail'in en büyük dini azınlığını oluşturmaktadır.Muçulmanos são a maior minoria religiosa em Israel.
247 farklı dilden oluşan yabancı seçki ise tüm kütüphanenin %29'luk bölümünü oluşturmaktadır.Itens em 247 diferentes idiomas compõem aproximadamente 29% de toda a coleção.
Nikel-60(60Ni) oluşturmak için yok olan kobalt-60(60Co) izotopu buna bir örnektir.Um exemplo é o isótopo Cobalto-60 (60Co) que decai para formar o Níquel-60.
Fakat bu sadece Avar Hanlığı'nın Gepid ve Slavlardan daha güçlü bir tehdit oluşturmasına neden oldu.E que se tornaram uma ameaça iminente e ainda maior do que a dos soldados da NEB.
1973 yılı itibarıyla e-posta, ARPANET trafiğinin %75'ini oluşturmaktaydı.Em 1973, os correios eletrônicos constituía 75% do tráfego da ARPANET.
Bu göreli risk için hipotez testi kurmak veya güven aralığı oluşturmak için faydalıdır.Isto é útil, por exemplo, na construção de testes de hipóteses ou intervalos de confiança.
Ekranın sağ alt köşesinde, "oluşturmak" kırmızı bir düğme son kişileri gösterir.No canto inferior direito da tela, um botão vermelho "compor" mostra os contatos recentes.
Bunlardan bazıları federal karayolu sistemini oluşturmaktadır.Algumas destes compõem o sistema de auto-estradas federais russas.