oluşturma ile cümle
oluşturma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Halojenler, borik asit oluşturmak için su ile reaksiyona girer.[1]The halides react with water to form boric acid.[1]
Fakat önünde bir engel bulunmaktadır. Bu engeli sahada Samanlı Dağları oluşturmaktadır.Dann stehe der Berg offen und man könne die darin enthaltenen Schätze heben.
Bu tarihten önce 19 tane bölge en üst idari yapıyı oluşturmaktaydı.Bis dahin hatten 19 Regionen die oberste Verwaltungsebene gebildet.
Esence Dağları (Keşiş), ilin en yüksek noktasını (3.549 m) oluşturmaktadır.Ihm wurde (wohl zu Unrecht) die Gründung Bergens zugeschrieben.
Yani dilin sürekliliği onun sosyal karakterinin temelini oluşturmaktadır.Die Kontinuität der Sprache ist also Grundlage ihres sozialen Charakters.
Oluşturmak istediğim nesne bedenimi kendi özelliğini oluşturmaya zorlamaktadır.Das Objekt, das ich schaffen will, zwingt meinem Körper seine Eigenart auf.
Bedevi Araplar, Negev’in kuzeydoğu kısmındaki çoğunluğu oluşturmaktadırlar.Arabische Beduinen bilden die Mehrheit im nordöstlichen Bereich des Negev.
Callao Lima ile beraber kentsel bir bütünlük oluşturmasına rağmen politik olarak Peru'nun ayrı bir bölgesidir.Obwohl Callao mit Lima eine urbane Einheit bildet, ist es doch politisch eine separate Region Perus.
Her çözüme ait bir yayınlama ve ağ oluşturma sayfası ve tartışma forumu bulunur.Jede Lösung erhält eine Veröffentlichungs- und eine Netzwerkseite sowie ein dazugehöriges Diskussionsforum.
Her iki Varna, Hindistan nüfusunun yaklaşık %10’unu oluşturmaktadır.Die ersten beiden Varnas machen etwa zehn Prozent der Bevölkerung Indiens aus.
Kendilerinden ikişerli grup oluşturmaları istendiklerinden her çömez kendisine bir arkadaş bulmak zorundaydı.Scheiterten diese, so hatte jede Partei das Recht, die Schlichtung anzurufen.
Niassa bölgesinde FRELIMO’nun amacı Zambezi’ye açılacak bir koridoru oluşturmaktı.In der Region von Niassa versuchte die FRELIMO einen Korridor nach Sambia zu erobern.
Böylelikle bir kamuoyu oluşturmaya çalıştı.So wollte er ein Heer sammeln.
Ayrıca, kâfirler ile cihâda girmeyi de lüzümsuz olarak addeden bir topluluk oluşturmaktaydılar.Vielmehr mußten sie an der Seite von Ungläubigen (der Deutschen) gegen andere Ungläubige kämpfen.
Uygun koşullar altında mikro küreler kendi yüzeylerinde yeni küreler oluşturmaktadır.Unter geeigneten Bedingungen bilden Mikrosphären neue Mikrosphären auf ihrer Oberfläche.
Dil sadece düşünceleri oluşturmamaktadır.Sprache bildet nicht Gedanken ab.
Grubu Lauri Pihlap ("Lowry"), Sergei Morgun ("Semy") ve Kaido Põldma ("Craig") oluşturmaktadır.Die Mitglieder sind: Lauri Pihlap ("Lowry"), Sergei Morgun ("Semy") und Kaido Põldma ("Craig").
Genel olarak, her mRNA molekülü, belirli bir protein (veya protein dizilerinin) oluşturmak için yola çıkar.Gewöhnlich produziert jedes mRNS-Molekül ein spezifisches Protein (oder einen spezifischen Proteinsatz).
Bu deneyim Murphy'nin temel kanununu oluşturmasını sağladı.Diese Erfahrung veranlasste Murphy, sein Gesetz zu formulieren.
Bu nüfusu ise Sünni Müslüman Beluçlar ve Şii Müslüman Sistaniler oluşturmaktadır.Er/Sie (der Schöpfer) erteilt Gerechtigkeit – an Hindus und an Muslime.
Protestan ülkelerde kadın hakları savunucuları imza listeleri oluşturmakla uğraşmışlardır.Frauenrechtlerinnen in protestantischen Ländern engagierten sich sehr im Sammeln von Unterschriftslisten.
Yerel dillerde gerçekleştilen müzik, dans ve şiir Ruanda kültürünün en önemli parçalarını oluşturmaktadır.Musik, Tanz und Poesie in einheimischer Sprache sind wichtige Kunstformen in Ruanda.
Ülkenin silahlı gücü olan Kenya Defence Forces (KDF) Kenya Cumhuriyeti'nin ordusunu oluşturmaktadır.Die Kenya Defence Forces (KDF) sind die Streitkräfte der Republik Kenia.
Kurucu Meclis'i oluşturmak için yapıldı.Ihm ist der Eux-Stocké-Ratssaal gewidmet.
En büyük 3 dil ise yaklaşık %93’ünü ana dil olarak “yerli” dillerini kullananlar oluşturmaktadır.Die drei größten Sprachen repräsentierten dabei rund 93 % der indigenen Muttersprachler.
İlham kaynağını organik form ve yapılar oluşturmaktadır.Seine Werke sind von organischen Formen und Strukturen inspiriert.
Özellikle su sorunu ciddi bir problem oluşturmaktadır.Insbesondere Kontaminationen sind ein großes Problem.
Güney Afrika Birliği, Kanada ve Avustralya örneklerinde olduğu gibi bir federasyon yapısı oluşturmamaktaydı.Die Union war anders als Kanada und Australien keine Föderation.
Bir mekânı oluşturmak için onun mutlaka her yönden kesin engellerle sınırlanmış olması gerekmez.Wie bei den Städten traf dabei nicht jedes Kennzeichen auf jede Ortschaft zu.
Bu alanlar modern elektrik ve haberleşme teknolojilerinin temelini oluşturmaktadır.Dies bildet die Grundlage für die heutige Radio- und Funktechnik.
Ekibin üçte birini kadınlar oluşturmaktaydı.Ein Drittel des Entwicklerteams bestand aus Frauen.
Tamamıyla bir yeniden oluşturma elbette mümkün değildir.Eine vollständige Wiederherstellung der Verdauung ist damit allerdings nicht möglich.
Columbia nehri kuzey, Snake nehri ise doğu sınırlarının büyük bir kısmını oluşturmaktadır.Die nördliche Grenze bildet zum Großteil der Columbia River, einen Teil der östlichen Grenze der Snake River.
Dünyada toplam motorlu taşıt üretiminin yaklaşık % 70 ini otomobil üretimi oluşturmaktadır.Ungefähr 70 % der Komponenten dieses Autos werden in Indien gefertigt.
William Gilbert'in 1600'lerde yazdığı De Magnete adlı eseri "elektrik" teriminin orijinini oluşturmaktadır.Er ist nach William Gilbert benannt, der in De Magnete 1600 das Konzept des Erdmagnetfeldes einführte.
Ayrıca son yıllarda turizm de gelir kaynaklarından birini oluşturmaya başlamıştır.Daneben entwickelt sich der Tourismus in den letzten Jahren zu einer wichtigen Einnahmequelle.
Tetrodotoksin oluşturma yoluyla avcılara karşı korunma hayvanlar aleminde yaygın olarak görülür.Der Schutz durch die Bildung von Tetrodotoxin ist im Tierreich weit verbreitet.
Ülke içerisindeki en önemli nehirleri ise Río Gêba, Río Cacheu ve Río Corubal nehirleri oluşturmaktadır.Die wichtigsten Flüsse sind Río Gêba, Río Cacheu und Río Corubal.
1 Eylül 2017'de, DowDuPont'u oluşturmak için DuPont ile birleşti.DuPont fusionierte im September 2017 mit Dow zu DowDuPont.
"Item UI Providers" dinamik bir bicimde kullanıcı arayüzü (UI) oluşturma olanağı sağlar.Item UI Providers bietet eine Möglichkeit, das UI dynamisch zu generieren.
Pencil2D ile basit 2D grafik oluşturma, çizimler ve basit 2D animasyonlar yapılabilmektedir.Davon können 2D-Zeichnungen abgeleitet und Animationen erstellt werden.
Okuma-yazma bilmeyenlerin çoğunluğunu yaşlılar ve kadınlar oluşturmaktadır.Ein Großteil von ihnen hat einen vorangestellten Artikel i (maskulin) oder e (feminin).
İnsan sağlığı için büyük tehlike oluşturmaktadırlar.Für die Gesundheit des Menschen besteht keine Gefahr.
Leibniz Avrupa'nın ortak bir din oluşturması gerektiğine inanmıştır.Leibniz erklärte, dass dies eine Einrichtung Gottes sei.
Bu topraklar şu an bize aittir ve Nahçıvan sınırımızı oluşturmaktadır.Mit der Zeit ist dieser zum Teil verlandet und bildet heute das Gebiet Rijnstrangen.
Bu yollar, bölgenin ana ticaret hatlarını oluşturmaktadır.Diese Straßen bilden die Hauptverkehrswege im Ort.
Bu sebeple şirketler,geleceğe yönelik stratejik planlarını oluşturma telaşı içinde olurlar.Szenarios helfen in diesem Fall bei der zukunftsrobusten Strategiefindung.
12. Haziran 1905'te ilk kategoriyi istisnalar oluşturmaktadır ve 1913’te ise adaptasyon.Ausnahmen bilden die Ersteinführung am 12. Juni 1905 und die Umstellung 1913.
Model çalışmaları büyük bir pazar olusturmaktadır. birçok gelişmiş ulkede bu konuda üretim yapılmaktadır.Ihr Welterfolg mit Sonntags nie! eröffnete ihr den Weg zu weiteren Großproduktionen.
Özellike kömür madenleri açısından büyük risk oluşturmaktadır.Diese Gefahr ist insbesondere in Kohlenbergwerken sehr hoch.
Hâlâ ortak bir sınıf deneyinin temelini oluşturmaktadır.Diese bildet den Ausgangspunkt für den gemeinsamen Wissensbildungsprozess der Klasse.
Kulüp ilk olarak TSV Hachinger Tal takımının futbol şubesini oluşturmaktaydı.Der Verein bildete zunächst die Fußballabteilung im TSV Hachinger Tal.
Bu iki özel koruma alanı, Natura 2000 ağının kapsamına girecek alanları oluşturmaktadır.Diese beiden Arten führten dazu, dass das Naturschutzgebiet in das EU-Netz Natura 2000 aufgenommen wurde.
Nüfus çoğunluğunun Lezgiler oluşturmaktadır (%97).Heute findet ein Großteil der Produktion (bei Schuhen 97 % (lt.
Küresel iklim değişikliği, insan sağlığını koruma konusundaki çabalara engel oluşturmaktadır.In blutigen Kämpfen versuchen sie, das Volk zu schützen.
Bu ek, sözcüklerin genitif hâlini oluşturmakta kullanılır.Für ik (ich) wird die Verbform durch den Wortstamm gebildet.
Fince ve İsveççe Helsinki'nin resmi dillerini oluşturmaktadır.Die Stationen sind auf Finnisch und Schwedisch, den beiden Amtssprachen Helsinkis, ausgeschildert.
2002 yılı itibarıyla, bu Yahudiler ile soylarından gelenler, İsrail nüfusunun yüzde 40'ını oluşturmaktadır.Bis 2002 machten Juden aus arabischen Ländern und ihre Nachkommen fast die Hälfte der Bevölkerung Israels aus.
App Store'da Hediye Kartları oluşturmak.Bauanträge für Grand Central eingereicht.
Polonya'nın hava kuvvetlerini genişletme stratejisi güçlü bir bombardıman filosu oluşturmak üzerineydi.Demgegenüber setzte sich die Air Force mit dem Aufbau einer strategischen Bomberflotte durch.