Ana içeriğe geç
Sözlük

olsunlar ile cümle

olsunlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Onları kutsal kıl ki, çok kutsal olsunlar. Onlara değen her şey kutsal sayılacaktır.Και θελεις αγιασει αυτα, δια να ηναι αγιωτατα παν το εγγιζον αυτα θελει εισθαι αγιον.
Onları kutsal kıl ki, çok kutsal olsunlar. Onlara değen her şey kutsal sayılacaktır.и освяти их, и будет святыня великая: все, прикасающееся к ним, освятится;
Onları kutsal kıl ki, çok kutsal olsunlar. Onlara değen her şey kutsal sayılacaktır.така да ги осветиш, за да бъдат пресвети; всичко що се докосва до тях да биде свето.
Onları kutsal kıl ki, çok kutsal olsunlar. Onlara değen her şey kutsal sayılacaktır.וקדשת אתם והיו קדש קדשים כל הנגע בהם יקדש׃
Onları kutsal kıl ki, çok kutsal olsunlar. Onlara değen her şey kutsal sayılacaktır.وتقدّسها فتكون قدس اقداس. كل ما مسّها يكون مقدسا.
Onları kutsal kıl ki, çok kutsal olsunlar. Onlara değen her şey kutsal sayılacaktır.要 使 這 些 物 成 為 聖 、 好 成 為 至 聖 . 凡 挨 著 的 都 成 為 聖
Onları kutsal kıl ki, çok kutsal olsunlar. Onlara değen her şey kutsal sayılacaktır.要 使 這些 物成 為聖 、 好 成為至聖 . 凡 挨著 的 都成 為聖
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela사기업들은 레노보처럼 아무리 크더라도
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela Lenovo, bir şekilde devlet vesayetinde.A magáncégek, bármilyen nagyok is, mint a Lenovo, sokféleképp függenek az állami támogatástól.
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela Lenovo, bir şekilde devlet vesayetinde.Companiile private, oricât de mari ar fi, ca Lenovo, depind în multe aspecte de patronajul statului.
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela Lenovo, bir şekilde devlet vesayetinde.Las empresas privadas, grandes como son -como Lenovo-, dependen mucho del patrocinio del Estado.
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela Lenovo, bir şekilde devlet vesayetinde.Le aziende private, anche grandi, come Lenovo, dipendono in molti modi dal patronato dello stato.
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela Lenovo, bir şekilde devlet vesayetinde.Nawet prywatne firmy, wielkości Lenovo pod wieloma względami uzależnione są od rządu.
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela Lenovo, bir şekilde devlet vesayetinde.Particuliere ondernemingen, hoe groot ze ook zijn, zoals Lenovo, hangen in veel opzichten nog af van de staat.
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela Lenovo, bir şekilde devlet vesayetinde.Private firmaer, uanset hvor store de er, som Lenovo, er på mange måder afhængig af statens støtte.
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela Lenovo, bir şekilde devlet vesayetinde.Private Firmen, egal wie groß sie sind, wie Lenovo, hängen auf vielerei Arten von staatlicher Gönnerschaft ab.
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela Lenovo, bir şekilde devlet vesayetinde.Soukromé firmy, ať už jsou jakkoliv veliké, jako třeba Lenovo, v mnoha věcech závisí na podpoře státu.
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela Lenovo, bir şekilde devlet vesayetinde.Yksityiset yritykset, Lenovon kaltaiset jättiläisetkin, riippuvat monin tavoin valtion isännöinnistä.
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela Lenovo, bir şekilde devlet vesayetinde.Частните фирми, колкото и да са големи, като Lenovo, зависят в много отношения от държавен патронаж.
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela Lenovo, bir şekilde devlet vesayetinde.Частные фирмы, как бы велики они ни были, такие как Lenovo, во многом зависят от покровительства государства.
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, meselaחברות פרטיות, גדולות ככל שיהיו, כמו לנובו,
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, meselaوالشركات الخاصة .. مهما كانت كبيرة .. مثل لينوفو مثلاً
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela多くの面で国の支援に依存しています
Sađ olsunlar, beni arýyorlar hep..Mert, showed me the photos he took .All very nice
Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.이미 50년전에 이루어 놓은 것은 아닌가 하는 생각이 들었습니다
Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.הם אפילו חלמו על מה שסלמאן קאן הצליח לעשות.
Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.ولكنه حدث وحلم سلمان خان قد تحقق جراء ذلك
Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.それはどうでも良いことで
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Dubito che quel giorno di 50 anni fa sognassero qualcosa di simile a quanto creato da Salman Khan.
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Dudo que entonces, hace 50 años, soñaran acaso lo que ha logrado Salman Khan.
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Duvido, naquele dia há 50 anos, que sequer sonhassem com o que Salman Khan veio a conseguir.
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Hari itu, 50 tahun yang lalu, saya ragu, mereka bisa memimpikan apa yang sudah dicapai Salman Khan.
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Ich bezweifle, dass sie sich an diesem Tag vor 50 Jahren hätten träumen lassen, was Salman Khan erreicht hat.
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Ik twijfel eraan dat ze toen, 50 jaar geleden, durfden te dromen van wat Salman Khan heeft bereikt.
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Je doute que ce jour-là il y a 50 ans, ils aient même rêvé à ce qu'a accompli Salman Khan.
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Kétlem, hogy azon a napon 50 évvel ezelőtt akárcsak álmodtak volna arról, amit Salman Khan elért.
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Mă îndoiesc că în acea zi cu 50 de ani în urmă, ei ar fi visat măcar la realizările lui Salman Khan.
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Myślę, że te 50 lat temu, nawet nie śnili o tym, co Salman Khan dziś osiągnął.
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Pochybuji, že tehdy před 50 lety vůbec snili o něčem, co Salman Khan dokázal.
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Tôi ngờ là, 50 năm về trước ấy, họ thậm chí đã mơ về điều mà Salman Khan vừa hoàn thành.
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Αμφιβάλλω αν, τότε, 50 χρόνια πριν, μπορούσαν ακόμα και να ονειρευτούν τι έχει πετύχει ο Σάλμαν Καν.
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Не вярвам, че на този ден преди 50 години, са и мечтали за това, което Салман Кан е постигнал.
Sanmıyorum ki, 50 yıl önce o günde Salman Khan'ın başardığı şeyi hayal bile edebilmiş olsunlar.Я сомневаюсь, что тогда, 50 лет назад, они даже мечтали о том, что сделал Салман Хан.
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.Acum imaginați-vă o încăpere plină de oameni care spun "Eu sunt grozav. Tu nu ești".
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.Ahora imaginen un cuarto lleno de gente diciendo, "Soy Excelente y tu no lo eres."
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.Bây giờ hình dung một khán phòng đầy người nói rằng, kiểu như. "Tôi tuyệt vời còn bạn thì không."
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.Imaginem uma sala cheia de gente que diz: "Eu sou excelente e tu não és."
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.방 안에 가득한 사람들이 이렇게 말하는 걸 상상해 보세요. "난 위대해. 넌 아니야."
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.Maintenant imaginez une pièce pleine de gens disant, en substance, "Je suis super et pas vous."
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.Ora, immaginate un'intera stanza di gente che pensa "Sono un grande e tu no".
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.Představte si sál plný lidí kteří to všichni říkají.
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.Stel je nu een kamer vol met mensen voor die zeggen: "Ik ben geweldig en jij niet."
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.Stellen Sie sich einen Raum voll Menschen vor, und alle sagen: "Ich bin toll und du nicht."
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.Wyobraźcie sobie pokój pełen ludzi, mówiących: "Jestem super, a ty nie".
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.Τώρα φανταστείτε ένα ολόκληρο δωμάτιο με κόσμο να λέει "Είμαι μεγάλος και εσείς δεν είστε."
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.Сега си представете цяла стая пълна с хора казвайки, в същност: "Аз съм велик, а ти не си."
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.עכשיו דמיינו לעצמכם חדר מלא באנשים שאומרים לעצמם: "אני נפלא ואתה לא."
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.الآن تخيّل أن كل الناس في هذه القاعة يقولون، في الواقع، " أنا عظيم وأنت لا."
Şimdi bir oda dolusu insan hayal edin, esas olarak, "Ben harikayım ve sen değilsin" diyor olsunlar.「自分は最高 みんなは違うけど」とか 「みんなと競争して 一番になるんだ」
Sonsuza dek utanç ve dehşet içinde kalsınlar, Rezil olup yok olsunlar.(82:18) Да постыдятся и смятутся на веки, да посрамятся и погибнут,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
olsunlar ile cümle - Sayfa 6 - olsunlar kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App