Tartışmalı olsa da kendisi dünyanın ilk bilgisayar programcısı olarak kabul edilir.En 1840, en Inglaterra, comenzó a pensar en como programar las computadoras mecánicas.
Tartışmalı olsa da kendisi dünyanın ilk bilgisayar programcısı olarak kabul edilir.Nel 1840, in Inghilterra, cominciò a pensare come programmare calcolatori meccanici ---
Tartışmalı olsa da kendisi dünyanın ilk bilgisayar programcısı olarak kabul edilir.Sie begann in den 1840ern in England darüber nachzudenken, wie man mechanische Computer programmieren kann -
Tartışmalı olsa da kendisi dünyanın ilk bilgisayar programcısı olarak kabul edilir.Trở lại những năm 1840, ở Anh, bà ấy bắt đầu suy nghĩ về cách lập trình máy tính cơ--
Tartışmalı olsa da kendisi dünyanın ilk bilgisayar programcısı olarak kabul edilir.彼女は機械式コンピュータのプログラムの仕方を 考え始めました
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.Depende de cada nación, pero la amenaza es internacional.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.Es ist nationenbasiert, während die Bedrohung international ist.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.Este național, în timp ce amenințarea este internațională.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.È un sistema a livello nazionale, mentre la minaccia è internazionale.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.Faz-se a nível nacional, embora a ameaça seja internacional.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.Het is op de natie gebaseerd terwijl de dreiging internationaal is.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.Il est axé sur la nation, alors que la menace est internationale.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.Jeho povaha je národní, zatímco povaha hrozby je mezinárodní.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.Každá krajina si ju riadi samostatne, aj keď hrozba je medzinárodná.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.경찰 체계는 국가 단위로 되어 있는데 위협은 국제적입니다.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.Nemzeti alapú, pedig a fenyegetés nemzetközi.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.Nó là hệ thống toàn quốc, trong khi mối đe dọa lại mang tầm vóc quốc tế.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.Βασίζεται στο έθνος, τη στιγμή που οι απειλές είναι διεθνείς.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.Вона обмежена в країні, в той час, як загроза має міжнародний характер.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.Система ориентирована на нацию, а угроза — интернациональна.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.Тя е национална, докато заплахата е международна.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.היא תלויה במדינה, בעוד שהאיום הוא בינלאומי.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.داخل الوطن، بينما التهديد دولي.
Tehdit uluslararası olsa da ulus merkezlidirler.警察は世界規模に拡張できません 少なくとも これまでのところは
Teknik yetilerini kullanarak katký yapmýţ olsa da, bu onun için sadece teknik bir mesele deđildi.Aaron vi contribuì con le sue capacità tecniche, eppure per lui non era semplicemente una questione tecnica.
Teknik yetilerini kullanarak katký yapmýţ olsa da, bu onun için sadece teknik bir mesele deđildi.Cậu ấy không chỉ đóng góp công<br/>sức thông qua sự am hiểu kỹ thuật của mình.
Teknik yetilerini kullanarak katký yapmýţ olsa da, bu onun için sadece teknik bir mesele deđildi.Él contribuyó a través de sus habilidades técnicas, y sin embargo, no lo consideraba solo un asunto técnico.
Teknik yetilerini kullanarak katký yapmýţ olsa da, bu onun için sadece teknik bir mesele deđildi.Han bidrog gennem sine tekniske evner, men det var ikke bare et teknisk spørgsmål for ham.
Teknik yetilerini kullanarak katký yapmýţ olsa da, bu onun için sadece teknik bir mesele deđildi.Il a contribué d'un point de vue technique, mais c'était bien plus que ça pour lui.
Teknik yetilerini kullanarak katký yapmýţ olsa da, bu onun için sadece teknik bir mesele deđildi.Přispěl díky svým technickým dovednostem a přesto to pro něj nebyla čistě technická záležitost.
Teknik yetilerini kullanarak katký yapmýţ olsa da, bu onun için sadece teknik bir mesele deđildi.Συνέβαλε με τις τεχνικές του ικανότητες, και δεν ήταν απλά ένα τεχνικό ζήτημα για αυτόν
Teknik yetilerini kullanarak katký yapmýţ olsa da, bu onun için sadece teknik bir mesele deđildi.Он способствовал через его технических возможностей, и все же это было не просто технический вопрос к нему.
Teknik yetilerini kullanarak katký yapmýţ olsa da, bu onun için sadece teknik bir mesele deđildi.Той допринесе с техническите си познания, и въпреки това - не възприемаше работата си само като техническа.
Teknik yetilerini kullanarak katký yapmýţ olsa da, bu onun için sadece teknik bir mesele deđildi.كان مساهماً بقدراته التقنية ولكنها، لم تكُن مجرد مسألة تقنية بالنسبة له
Teknik yetilerini kullanarak katký yapmýţ olsa da, bu onun için sadece teknik bir mesele deđildi.アーロンは自身のブログにたびたび率直に綴っている:
Ticaret ve turizm bağları olsa da Endonezya ve İsrail resmi bir diplomatik ilişkiye sahip değil.Apesar de ter vínculos comerciais e turísticos, Indonésia e Israel não mantêm relações diplomáticas formais.
Ticaret ve turizm bağları olsa da Endonezya ve İsrail resmi bir diplomatik ilişkiye sahip değil.Meski memiliki hubungan bisnis dan pariwisata, Indonesia dan Israel tidak memiliki hubungan diplomatik resmi.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.Emmekä toimi näin vain huvin vuoksi, vaikka se uskomattoman hauskaa onkin.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.E non agiamo così solo per divertimento, anche se, a pensarci, è incredibilmente divertente.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.En wij werken niet zo voor ons plezier, alhoewel het behoorlijk plezierig is.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.És nem csak azért teszünk így, mert ez szórakoztató, még akkor sem, ha ez hihetetlenül jó szórakozás.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.Et nous ne fonctionnons pas ainsi pour le plaisir, même si l'on s'amuse énormément.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.I nie działamy w taki sposób dla zabawy, choć, oczywiście, jest to świetna zabawa.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.아무리 재미를 추구하더라도 그것만이 우리가 가는 길이 아닙니다.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.Não operamos deste modo por ser divertido, mesmo sendo incrivelmente divertido.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.Și nu operăm în această manieră doar pentru că este distractiv, deși este așa.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.Und wir handeln nicht so aus Spaß an der Freude, auch wenn es unglaublich viel Spaß macht.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.Vsega tega pa ne počnemo zato, ker bi nas veselilo, četudi nam je resnično v veliko veselje.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.Y no lo hacemos así por la diversión que conlleva, aunque de hecho es increíblemente divertido.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.Και δεν το κάνουμε για να σπάσουμε πλάκα, αν και το διασκεδάσουμε πολύ.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.ואנחנו לא פועלים בדרך זאת רק כי זה כיף, למרות שזה מאוד כיף.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.ونحن لا تعمل بهذه الطريقة للمتعة على الرغم من أنها متعه لا تصدق
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.とても楽しいですが... そんなやり方を貫いて来た理由は
Üzgünüm ama... ...yanlış anlaşılmalar açıklığa kavuşmuş olsa da... ...lütfen Prenses'in karşısına çıkmayın.اسف لكن...حتى ولو حلت مسألت سوء الفهم مع الاميرة من فضلك لا تزوري الاميرة
Ve bana hiç el kaldırmamış olsa da hayatım çoktan her günün her dakikası ciddi tehlike altındaydı.Hoewel hij geen vinger naar me had uitgestoken, was mijn leven al elke minuut ernstig in gevaar.
Ve bana hiç el kaldırmamış olsa da hayatım çoktan her günün her dakikası ciddi tehlike altındaydı.그리고 그가 제게 손가락 하나 까딱하지 않았음에도 불구하고, 제 인생은 이미 매일 매순간 엄청난 위험에 빠지고 있었죠.
Ve bana hiç el kaldırmamış olsa da hayatım çoktan her günün her dakikası ciddi tehlike altındaydı.la mia vita era già in grave pericolo ogni minuto di ogni giorno.
Ve bana hiç el kaldırmamış olsa da hayatım çoktan her günün her dakikası ciddi tehlike altındaydı.Selv om han ikke havde lagt hånd på mig, var jeg konstant i livsfare.
Ve bana hiç el kaldırmamış olsa da hayatım çoktan her günün her dakikası ciddi tehlike altındaydı.И хотя он не поднимал на меня руку, моя жизнь уже была в серьёзной опасности каждую минуту и каждый день.
Ve bana hiç el kaldırmamış olsa da hayatım çoktan her günün her dakikası ciddi tehlike altındaydı.ולמרות שהוא לא הרים עלי יד, חיי כבר היו נתונים בסכנה חמורה בכל דקה של כל יום.