olmaz ile cümle
olmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Uyan kimse olmazsa, Uluslararası Kök Hücre Bankasından aranıyor.Utenfor Sørfugløya ligger fiskebanken Fugløybanken.
Ama hiç umduğu gibi olmaz.Dette går heller ikke slik hun hadde håpet.
Ancak, önemli bir gaz birikimi olmaz.Den må ikke inneholde farlige gasser.
Büyümeye yardımcı olmaz.Det er ikke lett å bli voksen.
El yazısında sözcük başlarındaki büyük L harfinde genellikle bir değişiklik olmaz.Bokstaven H i begynnelsen av et ord uttales som regel ikke.
Ancak bu sıralama standart olmaz.Slik høyde er imidlertid ikke vanlig.
"O kalçayla olmaz".«Uten å røre spyet».
Bu insanların beklediği şey olmazdı." dedi.«This is not the Shooter you expected».
Kazanan olmazsa ikinci seçim yapılır.Dersom ingen oppnår dette, må en annen valgomgang til.
Gerçek para kağıdında ise bu olmaz.Dette materialet var imidlertid ikke papir i egentlig forstand.
Bu tarz bir sözleşme gerçek olsaydı bile yasal bir geçerliliği olmazdı.Et slikt skjøte, selv om det har eksistert, ville ikke ha noe juridisk grunnlag.
Jane dener ve bir şey olmaz.Antony Hegarty og flere.
Ancak bu her zaman kolay bir süreç olmaz.Ikke at det alltid er en god ting.
Telefon rehberinden Diane Selwyn'in numarasını bulup onu ararlar; ancak cevap veren olmaz.Mereka menemukan Diane Selwyn di buku telepon dan memanggilnya, namun Diane tidak menjawabnya.
Sine labore non erit panis in ore Çalışmadan ağzında ekmek olmaz.Sine labore non erit panis in ore Tanpa usaha tidak akan ada sepotong roti untuk dimakan.
Hollanda’da durum farklı olmaz.Keadaan yang agak berbeda terjadi di Belanda.
Köleler Roma hukukuna göre mülkiyet olarak kabul edilir ve hiçbir hukuki hakları olmazdı.Di bawah hukum Romawi, budak dianggap properti dan tidak memiliki hukum perorangan.
Plenus venter non studet libenter Tok karna eğitim olmaz.Plenus venter non studet libenter Perut yang penuh enggan belajar.
Ne yaparsa da yararı olmaz.Tetapi ia tak dapat berbuat apa-apa.
Ama hiçbir şey olmaz.Tidak ada yang terjadi.
Gerçek para kağıdında ise bu olmaz.Tidak seperti mata uang resmi yang saat ini ada.
Bu noktalar cilde baskı uygulandığında yok olmaz.Bintik-bintik ini tidak hilang jika kulit ditekan.
Yalnızca bir zaman belirtmek zorunda olmazsınız.Tidak ada jangka waktu yang ditetapkan.
Bir insan bayıldığında cildi solgundur ve kaşıntısı olmaz.Pada orang yang pingsan, kulitnya pucat dan tidak beruam.
Evet, eğer bu olacaksa, diğeri olmaz.Dengan tidak adanya ini, maka tidak ada itu.
Ara sürümlerde büyük değişiklikler olmaz.Setiap hari pasti akan terjadi perubahan besar.
İlerleyen zamanlarda çiftin kaybettikleri bebekleri sonrası çocukları olmaz.Mereka tidak saling berbicara selama berbulan-bulan setelah kehilangan anak mereka.
'Yahudilerin Samiriyelilerle işi olmaz.'"(Sebab orang Yahudi tidak bergaul dengan orang Samaria.)
Mahkûmlar, deneylere katılmaya zorlanırdı ve onlar bu deneylere gönüllü olmazlardı.Para tahanan dipaksa untuk berpartisipasi, tidak ada di antara mereka yang bersedia untuk menjadi sukarelawan.
Panik atak geçiren birinin cildi kızarık olabilir ama kurdeşeni olmaz.Seseorang yang mengalami serangan panik mungkin kulitnya berwarna kemerahan tetapi tidak memiliki urtikaria.
Yani SP'li bireyde zekâ geriliği olmaz.Loyalitas "csp" jangan diragukan lagi.
Dilediği hiçbir şey gerçek olmaz.Dia tidaklah mewujudkan sesuatu kecuali sebelumnya telah menghendaki-Nya.
Bu durumda taraflardan hiçbirisi herhangi bir tazminat ödemek zorunda olmazlar.Oleh karena itu, tidak ada pihak yang akan membayar.
Bu tanımdan, asla tekrarlanabilir çelişen gözlem olmaz Evrensel.Dengan definisi, takkan pernah ada pengamatan kontradiktif yang berulang.
Mauricio: Sorun olmazdı.Ternyata Maurice sakit.
Cisim asla görünmez olmaz, hatta görünür ışığın ışıması monoton olarak sıcaklıkla birlikte artar.Benda tidak mungkin menjadi tak terlihat - radiasi cahaya terlihat meningkat secara monotonik terhadap suhu.
Allah dilemedikçe hiçbir şey olmaz.Allah tidak menginginkannya!".
Bu taş kuvarsın bir türüdür ama her zaman mor olmaz.Kebun dapat merupakan suatu pekarangan, namun tidak selalu demikian.
Alt tür pallidumun tersine, sinir hastalığına sebep olmazlar.Tidak seperti subtipe pallidum, penyakit-penyakit tersebut tidak menyebabkan penyakit neurologis.
Jane dener ve bir şey olmaz.(Jerman) Jan Gonda.
Bir dereceye kadar tatlı olabilir ya da hemen hemen hiç tatlı olmaz.Rasa buah masam hingga sangat masam, kadang-kadang manis atau sepat.
52 Ah ya da %110); fakat, şarj durumu ile bu gösterim mümkün olmaz.Hefele, II, 905-11), namun secara independen, dan tanpa menyebutkan Konsili itu.
Düşük dozlarda bunun herhangi bir zararı olmazsa da aşırı yüksek dozlarda tehlikeli olabilir.Obat dengan dosis sangat rendah mungkin tidak akan berpengaruh besar.
Burada birbirleriyle savaşırlar ancak ölen olmaz.Akhirnya, mereka tidak bisa bekerja sama, dan saling membunuh satu sama lain.
Kanunsuz suç olmaz.Dunia tanpa kriminal.
Ancak ikisinin çabaları yeterli olmaz.Ternyata usaha Both tidak sia-sia.
Gerekli olmadıkça kolla kayanın itilmesi akıllıca olmaz.Rusaknya tatanan pun tak terelakkan.
Uyan kimse olmazsa, Uluslararası Kök Hücre Bankasından aranıyor.Dengan naiknya suku bunga diharapkan masyarakat menyimpan uangnya di bank.
Başından gülü elinden ise tahta kılıcı eksik olmazmış.Lalu pedang itu terjatuh dari tangannya, akan tetapi nabi tidak membalasnya.
Bella üzerinde denediğinde bir şey olmaz.Setelah itu kondisi Bella semakin membaik.
Eğer Elvis olmasaydı Beatles da olmazdı.Nếu không có Elvis, hẳn sẽ không bao giờ có The Beatles."
Büyümeye yardımcı olmaz.Không được phát triển.
Onsuz hiçbir şey olmazdı ama diğer yandan onunla da yürüyemezdi.Sẽ không thể có mọi thứ nếu không có anh ấy, nhưng mặt khác mọi thứ cũng sẽ không ra đi cùng anh ấy.
Köleler Roma hukukuna göre mülkiyet olarak kabul edilir ve hiçbir hukuki hakları olmazdı.Theo luật La Mã, nô lệ được coi là tài sản và không có địa vị pháp lý.
DJ'lerin olmazsa olmazlarındandır.Xưa kia, người Jrai không có họ.
Yarin olmazsa ondan sonraki gün.Hưng bị thương, ngày hôm sau thì mất.
Hiç olmazsa küme düşmeyelim.Đừng có một bản ngã.
Bazı virüsler enfekte hücrede hiçbir belirgin değişikliğe neden olmazlar .Một số virus không gây ra sự thay đổi rõ ràng đối với tế bào bị nhiễm.
Ancak, gerçekte, kuvvet uygulama anında olmaz.Tuy nhiên, thực tế không xảy ra việc hành quyết.
Sasha, Bob'u kamp kurmaya ikna etmeye çalışır ancak Bob buna razı olmaz.Sasha cố thuyết phục Bob rằng họ nên dựng trại ở đây.