olmaz ile cümle
olmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Örneğin "Dikensiz gül olmaz." atasözü "Gül dikensiz olmaz" şeklinde söylenemez.Así que cuando digo "no comercial en términos de radio", estoy siendo vaga.
Konular genelde soyut olmaz.En general carecen de estípulas.
Bu taş kuvarsın bir türüdür ama her zaman mor olmaz.Suele ser una especie solitaria, y no es migratoria.
Bu durumda genellikle herhangi bir anlam kaybı söz konusu olmaz.A veces es recomendable indicar por qué no existe pérdida de generalidad.
Havada bulut olmazsa asla yapay yağmur yağdırılamaz.Siempre que no hay nubes en el cielo, no hay probabilidad de que llueva.
Bu yazıda olmaz.En el libro esto no ocurre.
Bu durumda ilişkide ağrı ve acı olmaz.En ningún momento se le infunde dolor o miedo.
Ancak bu sıralama standart olmaz.Este diseño no llegó a ser estándar.
Ama bu değişiklikler her durumda olmaz, istisnai durumlarda olur.No es así en todos los casos, es excepcional.
İlerleyen zamanlarda çiftin kaybettikleri bebekleri sonrası çocukları olmaz.Los años pasan e hijos siguen perdiendo a sus padres, sin motivo.
Tek deliklilerde erkekler yavru bakımında yardımcı olmazlar.Los machos no colaboran con el cuidado de las crías.
Emek olmadan yemek olmaz.Chi non risica non rosica.
Sen hazır olur olmaz, ayrılacağız.Partiremo non appena sei pronto.
Bu size yardımcı olmaz.Questo non vi sarà d'aiuto.
Biz saatlerce konuşabiliriz ve asla sıkıcı olmaz.Possiamo parlare per ore senza mai annoiarci.
" Sakıncası yoksa sigara içebilir miyim?" "Kesinlikle olmaz.""Ti spiace se fumo?" "Certo che no."
Bu akşam partiye gidecek misin? Olmazsa gidip film izleyelim.Vai alla festa stasera? Se non ci vai andiamo a vedere un film.
Tom hiç hasta olmaz.Tom non si ammala mai.
Bu hiç eğlenceli olmazdı.Non sarebbe affatto divertente.
Tom gibi arkadaşlarla, hiç düşmana ihtiyacınız olmaz.Con amici come Tom, non c'è bisogno di nessun nemico.
Donald Trump iflah olmaz bir yalancı.Donald Trump è un bugiardo patologico.
Telefon rehberinden Diane Selwyn'in numarasını bulup onu ararlar; ancak cevap veren olmaz.Trovano Diane Selwyn nella rubrica e la chiamano, ma lei non risponde.
Bu sefer olmaz.Non questa volta.
DJ'lerin olmazsa olmazlarındandır.Le dune sono inesistenti.
"O kalçayla olmaz"."Non riguarda il reggiseno").
Ama hiçbir şey olmaz.Ma non succede niente.
Büyümeye yardımcı olmaz.Non si può potenziare.
Bakteriyel RNA polimerazlara tezat olarak, T7 polimeraz rifampisin antibiyotiği tarafından inhibe olmaz.A differenza delle RNA polimerasi batteriche, la T7 polymerase non è inibita dall'antibiotico rifampicina.
Bazı virüsler enfekte hücrede hiçbir belirgin değişikliğe neden olmazlar .Alcuni virus non provocano cambiamenti apparenti alla cellula infettata.
Ancak, önemli bir gaz birikimi olmaz.Ma qualche cosa ancora non carbura.
Opal bundan memnun olmaz.Owen non ne sembra felice.
Biri olmadan bir diğeri olmaz.Non c'è due senza te.
Mevhum (vehimde tahayyül ve tasavvur edilen) Hüda'yı yok etmeksizin hakiki Hüda ispat edilmiş olmaz."Non hai tanto disprezzato quanto temuto il loro giudizio."
Fotosolunumda ATP üretimi olmaz.Le cellule non possono creare ATP dal nulla.
Yankı da olmaz.Anche senza bacchetta.
Yalan şahitlik yapılmaz, mümin olmasalar bile hem cinsine yalan söylenmez ve birbirini ele vermek olmaz.Non sono credenti, non sono Apostoli, non sono traditori, ma al tempo stesso lo sono.
Uyan kimse olmazsa, Uluslararası Kök Hücre Bankasından aranıyor.In caso di ipoteca perenta, la comunicazione della banca viene respinta dall'Agenzia del Territorio.
Dizinin olmazsa olmazıdır.No, se avremo voce in capitolo.
'Yahudilerin Samiriyelilerle işi olmaz.'"Gli ebrei hanno un proprio mercato...".
Fakat konuşsaydı da sorun olmazdı: Sahnedeki alayların çoğu kalabalığın kükremesiyle boğuldu." dedi.Il tramonto era imminente, e se le navi si fossero disperse in poco tempo molte si sarebbero salvate.
Bu sayede, seste atlama olmaz.Non lo si può colpire con il salto.
Bunlar lafla olmaz.Non dire assurdità.
Fakat Bette bu durumdan hoşnut olmaz.Billy non capisce il perché di quell'entusiasmo.
Ne yaparsa da yararı olmaz.Tutto, però, si rivelerà inutile.
Böyle başıboş dolaşan birinin hiçbir itibarı olmaz: ne saygı görür, ne değer, ona kimse acımaz.Ti senti quasi in imbarazzo che qualcuno sia così importante, che senza di lui (o lei) ti senta inutile.
Kadın farkındalığı aynı nedenler için var olmaz.La voce femminile non provoca lo stesso effetto.
Yönlendirme işlevi sayesinde internetin çalışmasını sağlar ve internetin olmazsa olmazıdır.Tutti i Canali citati usufruiscono di Internet e senza di esso non funzionano.
Ama Hıçkıdık'ın ejderhayı vurduğunu gören olmaz.Tuttavia, l'uomo riesce comunque a sparare l'arpione.
Cevherlerin karşıtları da olmaz, fakat karşıtları kabul ederler.Si possono scavalcare i propri pezzi, ma non quelli avversari.
Seks ve şiddetle hiçbir zaman işim olmaz.Spero che una cosa così brutale e straziante non accada mai più.
Buna "kanon yapmak" denilir, her parça kanon olmaz.Tutto questo però non si può definire canonico.
Bunu başarmak için Yazılım Takımı ile birlikte calışır ama takıma tabii olmaz.Viene per esercitarsi con noi, per stare con la squadra, ma non ho minuti per lui.
Benim sevgilim, bayan olsaydı durum böyle olmazdı.Se avessi avuto una ragazza anziché un ragazzo la situazione non sarebbe quella che è".
Kazanan ya da kaybeden olmaz.Vincitori e perdenti.
Zeus da Alkmene'nin üzerine bir daha hiçbir ölümlü kadınla birlikte olmaz.Bellinger non è più sola nel braccio della morte.
Ancak karaya çıkmak mümkün olmaz.Non è possibile schiantarsi a terra.
Gerçi düşmansız kimse olmaz.Non dobbiamo essere nemici...
Bu Şarkılar Adam Olmaz albümü 1994'te yayınlandı.Non ci fu promozione quando l'album fu pubblicato in tutto il mondo nel 1994.
AŞKIN MEVSİMİ OLMAZ Kİ"."Non mi serve l'amore, estate").
Kişide havlar tarzda öksürük ve boğukluk olabilse de dinlenmede stridor (hırıltı) olmaz.La caratteristica tosse abbaiante e la raucedine possono essere presenti, ma non c'è stridore a riposo.