olmaz ile cümle
olmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Hollanda’da durum farklı olmaz.Aux Pays-Bas, la situation est différente.
Sonuçta, Emma ve Rachel, erkek arkadaşlarıyla birlikte olmaz fakar Finn, Santana ile ilişkiye girer.Finalement, Emma et Rachel ne vont pas jusqu'au bout, mais Finn a des rapports sexuels avec Santana.
Ancak bu olay kariyerine engel olmaz.Mais cela ne freine pas leur ardeur.
Onsuz hiçbir şey olmazdı ama diğer yandan onunla da yürüyemezdi.Ça n'aurait pas pu avoir lieu sans lui, mais en même temps, ça n'aurait pas pu continuer avec lui.
Erişim tarihi: 30 Mart 2015. ^ "Evlenmeden Olmaz".Promises! (en) 1963 : Oui ou non avant le mariage ?
"Olmazsan Olmaz" (Söz - Müzik: Burcu Güneş) - 4:48 "Ben Yeter miyim?"(Lamentations) 4:48 Ainsi soit je...
Niceliklerin karşıtları olmaz.Peu importe les contradictions.
Ancak, önemli bir gaz birikimi olmaz.Cependant il n'y a malheureusement plus une seule goutte de carburant.
Her ülkede başbakan olmaz.Il n’y a pas de Premier ministre.
Ne yaparsa da yararı olmaz.Néanmoins, son action ne donnera rien.
Mauricio: Sorun olmazdı.MacArthur ne fit rien.
Kazanan ya da kaybeden olmaz.Il n’y a alors ni vainqueur ni perdant.
Fakat bu çoğu zaman mümkün olmaz.Mais quelquefois cela n'est pas possible.
Tamamı erkek olsaydı hiçbir anlamı olmazdı, bu yüzden onlar için daha gerçekçi bir ortam yaratmak istedim.Cela n'aurait aucun sens s'ils avaient tous été des mâles, et j'ai voulu créer un contexte réaliste.
Eğer karşıtlıklar arasındaki savaş olmasaydı hiçbir şey olmazdı.La guerre sans batailles ne fut pas sans incidents.
Büyümeye yardımcı olmaz.Elle ne laisse rien grandir.
'Yahudilerin Samiriyelilerle işi olmaz.'"Les Juifs, en effet, n’ont pas de relations avec les Samaritains.
DJ'lerin olmazsa olmazlarındandır.Il n'y a donc pas de Dju négatifs.
Savaşta risk olmazsa olmazdır.Le Japon n'entrera pas en guerre.
Madrid’deki sevinç uzun ömürlü olmaz.Le retour à Madrid est moins festif.
Hızır da yanından eksik olmaz.Mais ils ne tardent pas à se perdre.
Yarin olmazsa ondan sonraki gün.Il succombe à ses blessures le lendemain.
Bunlardan hiç olmazsa bir kısmının yerli olduğu aşikardır.Parfois, certaines sont indigènes.
Dış görünümde pek fazla değişiklik olmaz.Extérieurement, on note peu de modifications.
Bundan futbolcu olmaz.Il ne réussira pas en football.
Bayırdan (dışarıdan) bakan olsaydı içeriyi görmek olmazdı.Bien qu'impressionnant depuis l'extérieur, il ne peut pas se visiter.
Bu sefer olmaz.Pas aujourd'hui.
Bu tek bağlanma yeri 10−14 düzeyinde bir affiniteye sahiptir ve çapraz bağlanmaya (cross linking) neden olmaz.Ce site a une affinité de 10−14 mol/L et ne peut pas causer de liaison non spécifique.
Erkekler bu süre içinde saç ve sakal tıraşı olmazlar.Les orteils ne sont ni palmés ni frangés.
Ali Tekintüre) Anlamı Olmaz (Söz.Ello dirá (« Rien.
Eğlenecek yerin olmaz, Kalleş dünya piç olmasa.Par ailleurs, n’étant pas un lieu touristique, le prieuré ne se visite pas.
Biri olmadan bir diğeri olmaz.L'un n'existe pas sans l'autre.
Bu sayede kimse mağdur olmaz.Elle ne fera ainsi aucun mort.
(Kazanılan para miktarında bir değişiklik olmaz.)(Supposez que vous perdiez votre argent.)
Evet, eğer bu olacaksa, diğeri olmaz.Si elle n'y arrive pas, il n'y aura pas de suite.
Ancak ikilinin bir araya gelişi hiçbir zaman dostane olmaz.Les deux feuillets ne s’interpénètreront pas.
Elinde aynası eksik olmaz.Le patronyme est inexistant.
Albümün en önemli hiti ise Sensiz Olmaz olmuştur.C'est la première piste de l'album Without You I'm Nothing.
Bu olmazsa 50 bin kişiyle halk savaşı olacak.L'église aurait une assistance de 50 000 personnes.
Ve bir insan için genellikle tehlikeli olmazlar.Il n'est vraisemblablement pas dangereux pour l'Homme.
Böyle Aşk Olmaz Eda Özülkü'nün beşinci albümüdür.Something Wicked This Way Comes est le cinquième album de Iced Earth.
Her ne kadar asıl problemde bir çözüm olmazsa bile, orjin de bir çözümdü.Même s'il n'y avait pas eu de lutte armée, cette expédition fut un tournant.
Kazanan olmazsa ikinci seçim yapılır.Si le joueur échoue, il reçoit une seconde chance.
Niceliklerin azlığı ve çokluğu da olmaz.Plus de hauteur, moins de fierté.
Hüseyin bu öneriyi, 'Hayır olmaz.Akovika lui répondit, 'Ce n’est pas conforme'.
Ve olmak dahî tasavvur olmaz.Ce qui ne sera pas sans rebondissements.
Ancak zayıf etkileşime dahil olmaz.Ils ne possèdent pas d’interaction faible.
Örtünmeden uyumak mümkün olmaz.C’est impossible de dormir.
Bu durum, patlama ardından genişleme olur olmaz görülmüştür.Le retour à la réalité semble s’effectuer après l’explosion.
Örneğin "Dikensiz gül olmaz." atasözü "Gül dikensiz olmaz" şeklinde söylenemez.Une autre vidéo populaire est celle où il est expliqué pourquoi le rose n'est pas une « vraie » couleur.
Mevhum (vehimde tahayyül ve tasavvur edilen) Hüda'yı yok etmeksizin hakiki Hüda ispat edilmiş olmaz."Que celui-ci ne commette pas d'excès dans le meurtre, car il est déjà assisté (par la loi) ».
İki kadın anında el tutuşsalar idi Kameny, "Bu olmaz!Il dit : "La preuve apportée par deux femmes n'est-elle pas équivalente à celle d'un seul homme ? "
Gerçek para kağıdında ise bu olmaz.En accès dédié, ce n'est pas le cas.
Bunlar modellerdir ve ölçeksiz bir model olmaz.C'est donc un modèle sans terre ni détrompeur.
Hemen ailesine telefon eder ama cevap veren olmaz.Elle appelle son frère mais il ne l'aide pas.
Ancak yasak uygulaması bazen pek katı olmazdı.Le gué n'était pas souvent praticable.
Hiçbir zaman ağlamayın ve yas tutmayın, böylece düşmanlarımızın hiçbir şeyden haberi olmaz.Non, non, que nos ennemis ne s'y trompent pas !
Romalılarla Kelt kabileleri arasında Colchester'da kayıt altına alınan iyi ilişkiler uzun ömürlü olmaz.Les relations cordiales observées à Colchester ne durèrent pas.
Ama hiçbir şey olmaz.Rien ne se passe.
Şekk ile yakin zail olmaz.Elle ne doit pas être trop salée.