olmaz ile cümle

olmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ve bir insan için genellikle tehlikeli olmazlar.Eine Gefahr für den Menschen besteht im Normalfall aber nicht.
Yarin olmazsa ondan sonraki gün.Er erlag am darauffolgenden Tag seinen Verletzungen.
Hiç olmazsa küme düşmeyelim.Auf keinen Fall verteufeln.
Benim sevgilim, bayan olsaydı durum böyle olmazdı.Mutter: Nun, Liebes, ich weiß, du meinst es nicht so.
Yani SP'li bireyde zekâ geriliği olmaz.Für Terroristen kennt allerdings auch die SP keine Gnade.
Eğlenecek yerin olmaz, Kalleş dünya piç olmasa.Es ist eine schlechte Weide, aber keine wüste Hufe.
Fakat Nicolo Foscarini'nin sıhhati Doçe olur olmaz bozulmaya başladı.Am besten schnitt Nicole Struse trotz gerade überstandener Erkältung ab.
Hiçbir bayram sofrasında bişbarmak, hurpa veya çak çak eksik olmaz.Ich wette, man kriegt dort keinen Schlamm oder Pferdemist ab.
Yalnızca bir zaman belirtmek zorunda olmazsınız.Eine Zeitnahme gibt es dabei nicht.
Evet, eğer bu olacaksa, diğeri olmaz.Wenn das Eine absolut nicht ist, ist auch das Andere absolut nicht.
Ayrıca 2015 yılında Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisine başlamıştır.Auch auf der World Tour waren sie 2015 zunächst erfolglos.
Biri olmadan bir diğeri olmaz.Keines ist ohne das andere.
Yaptıkları şeylerin sonucu düşünmezler ve asla pişman olmazlar.Weder werde eine Gestalt gelobt, noch werde über sie geurteilt.
Aynı gri kurtların hep gri renk olmadığı gibi kızıl kurtlar da hep kızıl renk olmazlar.Die Farbe des Fells ist nicht immer rot, genauso wenig wie der Grauwolf immer grau ist.
Ve eğer dört gün içinde orada olmazsalar öleceğini de ekler.Ist keine Nahrung verfügbar, sterben sie bereits nach vier Tagen.
Örneğin bir babanın oğlu ıslah olmaz derecede kötü ise bu baba çocuğunu sobaya atarak mı cezalandırır?Denn wo ist ein Sohn, den sein Vater nicht züchtigt?
Uyan kimse olmazsa, Uluslararası Kök Hücre Bankasından aranıyor.Politiker geißeln Salär der Landesbank-Bosse.
Arka cebinde tütün tabakası olduğu için, ona bir şey olmaz.Bei den hinteren Sitzen in den Schiebetüren hat er Scheiben.
O olmazsa ölmeyi tercih eder.Er entschließt sich, lieber zu sterben.
Ancak kaçmaları kolay olmaz.Doch einfach losfahren können sie nicht.
Bu yazıda olmaz.Dieses Video nicht.
Gıybet eden kimse gıybet ettiği kimseyle pişman olup helalleşmedikçe tevbesi kabul olmaz.Obwohl der ihm nicht verzeihen kann, sammelt er seine Bergretter um sich.
Jane dener ve bir şey olmaz.Jane Austen und ihre Zeit.
2016'da "İflah Olmaz" sergisinde de eserlerine yer verildi.2016 fand ein nicht näher bezeichneter Anschlag auf den Friedhof statt.
Ancak ısı sıcaktan soğuğa kendiliğinden akarken, tersine akış kendi kendine olmaz.Wenn die Kälte ein warmes Objekt angreift, muss die Wärme dort weichen, aber sie selbst erkaltet nicht.
Herhangi bir yerde gelgit olayı her gün aynı saatte olmaz.Der Haltepunkt wird täglich in jeder Richtung im Stundentakt angefahren.
Her kaleciye nasip olmaz.Nicht nur nach jedem Tor.
"O kalçayla olmaz".Nur ohne Brüste."
Hemen ailesine telefon eder ama cevap veren olmaz.Er ruft nach der Frau, bekommt aber keine Antwort.
Sinir sisteminin düzgün çalışması için olmazsa olmazlardandır.Wie unser Nervensystem funktioniert – oder auch nicht.
Dik açılı en az iki dipol antenin kullanılması da DX'ciliğin olmazsa olmazlarındandır.Es werden insgesamt mindestens zwei GPS-Antennen benötigt.
Uzun olmaz.Noch lange nicht.
Seks ve şiddetle hiçbir zaman işim olmaz.Terrorismus und Gewalt können niemals gerechtfertigt werden.
Tipik kıl kurdu enfeksiyonları ciddi sorunlara neden olmaz.Der normale soziale Kontakt zwischen Katzen führt nicht zu einer Ansteckung.
Gerçek para kağıdında ise bu olmaz.Bei der Original-Schriftart ist dies nicht der Fall.
İşlem sonrasında çoğunlukla hastanede kalmaya ihtiyaç olmaz.Außerhalb des Krankenhauses kommt es häufig nicht zur Reanimation.
Uzun süre dargınlık olmaz.Feilen muss man da nicht lange.
Albümün en önemli hiti ise Sensiz Olmaz olmuştur.Als erste Auskopplung aus dem Album wurde Without Me ausgesucht.
Ve gene Karadeniz'e has kokulu üzüm olmazsa olmazlardan dır Yeniköy'de.Bei der Anurie fließt kein (oder nur wenig) Urin, weil kein (oder nur wenig) Urin gebildet wird.
Ama pek inandırıcı olmaz bu Kurtbey için.Das alles ist zu viel für Gretchen.
Sivas'tan başka neredeyse hiçbir yerde üretimi olmaz.Darüber hinaus hat sich bis auf einigen Ziegeleien keinerlei Industrie in Esenshamm angesiedelt.
Tuğla sektörünün olmazsa olmazıdır.Wenn nur der Brummschädel nicht wäre!
Bu sayede, seste atlama olmaz.Deshalb können sie keine Glasscheiben hinaufklettern.
Hollanda’da durum farklı olmaz.Anders sieht es in den USA aus.
Bayırdan (dışarıdan) bakan olsaydı içeriyi görmek olmazdı.Da die Kirche einsturzgefährdet ist, kann sie nicht von innen besichtigt werden.
E vitamini aynı zamanda pişirmeye ve sıcağa dayanıklıdır, böylece pişirilme esnasında tahrip olmazlar.Sie sind hitzebeständig, können also beim Kochen nicht zerstört werden.
Fakat bu çoğu zaman mümkün olmaz.In vielen Fällen ist dies jedoch nicht vollständig möglich.
Diyorlardı ki: “Mademki sonu nasıl olsa sıfırdır, hiç olmazsa yaşadığımız sürece şen ve neşeli olalım.”Zudem wird am Anfang und am Ende des Liedes gesagt, „auch wir sind hier, immer glücklich, immer fröhlich“.
Mevhum (vehimde tahayyül ve tasavvur edilen) Hüda'yı yok etmeksizin hakiki Hüda ispat edilmiş olmaz."Wer aber trotzdem bei seiner Feuerstätte keine Abhilfe schafft, dem soll sie zerstört werden.
Gece olur olmaz, havai fişek atılmaya başlandı.Dès qu'il fera nuit, les feux d'artifice commenceront.
Elektrik ve su olmadan hayat olmaz.Il n'y a pas de vie sans électricité ni eau.
Bu konuda çok emin olmazdım.Je n'en serais pas si sûre.
Müsait olur olmaz bana yaz.Écris-moi dès que tu pourras.
Rekabet olmazdı.Il n'y aurait pas de concurrence.
Bu neredeyse hiç olmaz.Cela n'arrive presque jamais.
Senden adam olmaz.Tu es intraitable.
Her şeyi iptal etmek daha akıllıca olmaz mı?Ne serait-il pas plus sage de tout annuler ?
Donald Trump iflah olmaz bir yalancı.Donald Trump est un mythomane.
Eğer Elvis olmasaydı Beatles da olmazdı.S'il n'y avait pas eu Elvis, il n'y aurait pas eu les Beatles.
Ancak Catherine hiçbir zaman tatmin olmaz ve sevgili seçimi ile ilgili sürekli karar değiştirir.Mais Catherine est éternellement insatisfaite et change sans cesse d'avis sur son choix amoureux.

İlgili Sayfalar