Bu ihtiyacım olmayan bir şey.It's something I don't need.
Fabrikayı kapatmak zorunda olmayacağımıza dair bir olasılık var.There is a possibility that we won't have to shut down the factory.
İyi bir baba olup olmayacağım konusunda endişe ediyorum.I worry about whether I'll be a good father.
Asla seninle arkadaş olmayacağım.I will never be your friend.
Bu meyvenin hoş olmayan bir kokusu var.This fruit has an unpleasant smell.
Ona yardımcı olmaya çalıştım ama yapabileceğim hiçbir şey yoktu.I tried to help him, but there was no way I could.
Bu yaz Londra'da olmayacak mısın?Aren't you going to be in London this summer?
Çok param olmayabilir ama en azından kendi kurallarım çerçevesinde yașıyorum.I may not have a lot of money, but at least I live on my own terms.
O, hayran olmaya değer bir kadın.She is a woman worthy of admiration.
Komünist partisi olmadan Yeni Çin olmayacaktı.There would be no New China without the communist party.
Koruyucu maddeleri olmayan yoğurdu severim.I like the yogurt without preservatives.
Karım aniden panik olmaya başladığında uçağın henüz kalkmıştı.The plane had just taken off when my wife suddenly started to panic.
Bu kış muhtemelen fazla karımız olmayacak.We probably won't have much snow this winter.
Ben Tom'un bu yıl mezun olmayacağı hakkında bir hisse sahibim.I've got a feeling that Tom won't graduate this year.
Burası cezai ehliyeti olmayanlarla ilgili bir kurumdur.This is an institution for the criminally insane.
Bu yasal olmayan bir işlemdir.This is an illegal procedure.
Kazansak da kaybetsek de herhangi sert duygularım olmayacak.Whether we win or lose, I won't have any hard feelings.
Mutluluk olmadığı için onsuz mutlu olmaya çalışacağız!As happiness doesn't exist, we shall try to be happy without it!
Hazırlık yapmalıyız ki hiçbir şeyden pişman olmayalm.We must prepare so that we will regret nothing.
Reşit olmayanlar buraya giremez.Minors can't come in here.
Bir şey gerçek olmayacak kadar çok iyi görünüyorsa, muhtemelen öyledir.If something looks too good to be true, it probably is.
O rehin tutulurken cesur olmaya çalıştı.He tried to be brave while he was being held hostage.
Ama ne yazık ki, bu çok yakında olmayacak.But unfortunately, this will not happen very soon.
Doktora derecesini almak kolay olmayacak.It won't be easy to get into a Ph.D. program.
Evrende her şey konuşur; dili olmayan bir şey yoktur.Everything speaks in the universe; there is nothing that doesn't have its language.
İngilizce Vikipedi bugün kullanıma uygun olmayacak.English Wikipedia will be unavailable today.
Ölüm merhameti olmayan gizemli bir bayandır.Death is a mysterious lady without compassion.
Sen uyanırken artık burada olmayacağım.As you wake up, I won't be here anymore.
Bir ihtimal yağmur yağarsa bahçe partisi olmayacak.If by some chance it rains, the garden party won't take place.
Ben döndüğümde senin burada olup olmayacağını bilmiyorum.I don't know if you'll be here when I return.
Çok önemli olmayan bir şey hakkında neden endişe ediyorsun?Why are you worrying about something that doesn't matter so much?
Mary'nin gerçekçi olmayan beklentileri var.Mary has unrealistic expectations.
Mutlu olmaya çalış.Strive to be happy.
Pazartesileri asla aynı olmayacak.Mondays will never be the same again.
Böyle bir şey bir daha olmayacak.Nothing like that will happen again.
Tom "Kız arkadaşım olmayabilir ama en azından zenginim" dedi."I may not have a girlfriend, but at least I'm rich," said Tom.
"Zengin olmayabilirim, ama en azından bir kız arkadaşım var" dedi Tom."I may not be rich, but at least I have a girlfriend," said Tom.
Yakında artık petrolümüz olmayacak.We will soon have no more petrol.
Mutlu, artık hiçbir şeyde gözü olmayandır.Happy is he who desires nothing anymore!
Ona ait olmayan şeyi Cesar'dan almalıyız.We must take from Cesar what does not belong to him.
O bir kazaydı. Bir daha olmayacak.It won't happen again. It was an accident.
Kızılhaç kar amacı olmayan bir örgüttür.The Red Cross is a not-for-profit organization.
Bunu yapmak için zamanımın olup olmayacağını bilmiyorum.I don't know whether I will have time to do it.
Onu yapmak için vaktim olup olmayacağını bilmiyorum.I don't know if I will have time to do it.
Sakin olmaya çalışın.Try to remain calm.
Ben sadece kaybedecek hiçbir şeyi olmayan sıradan bir adamım.I'm just an ordinary guy with nothing to lose.
Hiç kapısı olmayan bir ev görmedim.I've never seen a house without a door.
O sadece popüler olmaya çalışıyor.He's just trying to be popular.
Yeterli iş gücü olmayan bir ülke kendi kendine yeterli olamaz.A country without enough labour force cannot be self sufficient.
Asla yeniden aşık olmayacağız.We will never fall in love again.
O, karma olmayan okula gitti.He went to a single-sex school.
O karma olmayan okula gitti.She went to a single-sex school.
Bir gün ABD bir kadın başkan seçecek ve bu güzel olmayacak.Someday the USA will elect a woman president, and it won't be pretty.
Bu tekrar olmayacak.It won't happen again.
Bu yeniden olmayacak.It will not happen again.
Bu bir daha olmayacak.It will not happen again.
O popüler olmayan bir fikir.It's an unpopular idea.
Onun kabul etmekten başka seçeneği olmayacak.She will have no choice but to accept.
Karımı seviyorum fakat bazen yalnız olmaya ihtiyacım var.I love my wife, but I sometimes need to be alone.
Sen, kullanımda olmayan dillerde cümleler ekledin.You added sentences in extinct languages.