Kendinize ait olmayan bir çocuğu yetiştirmek zordur.It's difficult bringing up a child who is not your own.
Yapacak zamanımız olmayan pek çok şey vardı.There were many things that we simply didn't have time to do.
Bu çeviri hakkında oldukça doğru olmayan bir şey var.There's something about this translation that isn't quite right.
Aşk kördür ama kıskançlık var olmayan şeyleri bile görebilir.Love is blind, but jealousy can see even nonexistent things.
Benim eylemlerim için sorumlu olmayacağım.I won't be responsible for my actions.
O tür bir şey olmayacak.That sort of thing won't happen.
Tom bizden uzakta olmayan kirasız küçük bir evde yaşıyordu.Tom was living rent-free in a small house not too far from us.
Tom sadece yardımcı olmaya çalışıyordu.Tom was just trying to help.
Tom öyle bir şeyin bir daha asla olmayacağını söyledi.Tom said that nothing like that would ever happen again.
Tom anlamı olmayan bazı şeyler söyledi.Tom said some things that didn't make sense.
Tom çalıştığı yerden çok uzakta olmayan bir daire bulmalı.Tom needs to find an apartment not too far from where he works.
Tom göründüğü kadar mutlu olmayabilir.Tom might not be as happy as he looks.
Tom helikopter pilotu olmaya karar verdi.Tom made up his mind to be a helicopter pilot.
Tom, akan suyu olmayan bir evde yaşıyor.Tom lives in a house without running water.
Tom ofisinden çok uzakta olmayan iyi bir Çin restoranı biliyor.Tom knows a good Chinese restaurant not too far from his office.
Tom her zaman soğukkanlı olmaya çalışıyor.Tom is always trying to be cool.
Tom konuşacak kimsesi olmayan tamamen yalnız biri.Tom is all alone with no one to talk to.
Tom bir gazeteci olmaya niyetleniyor.Tom intends to become a journalist.
Tom'un buradan çok uzakta olmayan bir evi var.Tom has a house not too far from here.
Tom çok sayıda kurgusal olmayan kitap okumaz.Tom doesn't read many non-fiction books.
Tom buradan çok uzak olmayan bir mağazadan bir kamera satın aldı.Tom bought a camera at a store not too far from here.
Tom, her zaman açık fikirli olmaya çalışıyor.Tom always tries to keep an open mind.
İstediği tabloyu Tom'a almak için yeterli paramız olup olmayacağını merak ediyorum.I wonder if we'll have enough money to buy Tom the painting he wanted.
Sanırım Tom sınavda başarısız olmayacak.I think Tom won't fail the examination.
Tom'un asla ünlü olmayacağını düşünüyorum.I think Tom will never become famous.
Tom karısı Mary ile birlikte Boston'dan çok uzakta olmayan bir çiftlikte yaşıyor.Tom lives on a farm with his wife, Mary, not too far from Boston.
Tom, Mary'ye çalıştığı yerden çok uzak olmayan bir daire buldu.Tom found Mary an apartment not too far from where she works.
Tom Mary'nin etrafında olmaya dayanamaz.Tom can't stand being around Mary.
Tom'un tam olarak kaçar yolu olmayan bir mazareti yok.Tom doesn't exactly have an airtight alibi.
Tom ve Mary buradan çok uzakta olmayan küçük bir kilisede evlendiler.Tom and Mary were married in a small church not too far from here.
Başarılı olmayan devrimler kısa sürede unutulur.Revolutions that don't succeed are soon forgotten.
Animesiz dünya Internet erişimi olmayan bir çamaşır makinesi gibi olurdu.The world without anime would be like a washing machine without Internet-access.
Dikenleri olmayan bir gül yoktur.There is no rose without thorns.
Tom birkaç hafta evde olmayacak.Tom won't be in for a few weeks.
Tom yalnız başına olmaya alışkındı.Tom was accustomed to being on his own.
Tom Mary'ye kolay olmayacağını söyledi.Tom told Mary it wouldn't be easy.
Tom Mary'nin niçin bir rahibe olmaya karar verdiğini bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows why Mary decided to become a nun.
Tom benim yerimden uzakta olmayan bir apartmanda yaşıyor.Tom lives in an apartment not far from my place.
Tom yarın bulutlu olmayacağını umuyor.Tom hopes it won't be cloudy tomorrow.
Tom kampüsümüzden çok uzakta olmayan iyi bir restoran buldu.Tom found a good restaurant not too far from our campus.
Tom'un endişelenmesine gerek yok. Kötü bir şey olmayacak.Tom doesn't have to worry. Nothing bad's going to happen.
Tom sınıf başkanlığına aday olmaya karar verdi.Tom decided to run for class president.
Tom bir vejetaryen olmaya karar verdi.Tom decided to become a vegetarian.
Tom eski halat köprüyü geçmeye çalışmanın mantıklı olmayacağına karar verdi.Tom decided that it wouldn't be sensible to try to cross the old rope bridge.
Tom tek başına kamp yapmaya gitmenin eğlenceli olmayacağına karar verdi.Tom decided that it wouldn't be much fun to go camping alone.
Tom Fransızca çalışmanın yararlı olmayacağına karar verdi.Tom decided that it wouldn't be beneficial to study French.
Tom şu anda buradan çok uzakta olmayan bir oteli yönetiyor.Tom currently manages a hotel not too far from here.
Tom kesinlikle gönüllü olmayacak.Tom certainly isn't going to volunteer.
Tom üniversiteye gitseydi daha varlıklı olup olmayacağını merak etmekten kendini alamıyor.Tom can't help wondering whether he would have been better off if he had gone to college.
Tom Mary'nin yaşadığı yerden uzakta olmayan bir parça arazi aldı.Tom bought a piece of land not far from where Mary lives.
Tom savaşların hiç olmayacağı günün geleceğine inanıyor.Tom believes the day will come when there will be no more wars.
Tom bu tür bir sorunun tekrar olmayacağına bana güvence verdi.Tom assured me that this kind of problem wouldn't happen again.
Mary'yi gitmeye ikna etmek kolay olmayacak.It won't be easy persuading Mary to go.
Eğer Tom Mary'ye yardım etmeseydi, onun hayatta kalma şansı olmayacaktı.If Tom hadn't helped Mary, she wouldn't have stood a chance of surviving.
Yardıma ihtiyacı olmayan insanlara yardım etmek zordur.It's difficult to help people who don't believe they need help.
İnsan embesil olmaya maruz kalan tek hayvandır.Man is the only animal subject to becoming an imbecile.
Bugün olmayan yarın olacak.That which is not today, will be tomorrow.
Erkeklerle eşit olmaya çalışan kadınlar hırstan yoksundur.Women who seek to be equal with men lack ambition.
Bu bir sorun olmayacak.That won't be a problem.
Reşit olmayan birinin refahını tehlikeye düşürdüğünüz için tutuklusunuz.You're under arrest for endangering the welfare of a minor.