Tom geç saatlere kadar çalışmak zorunda olmayacağını umuyor.Tom hopes that he won't have to work late.
Tom bir yoga öğretmeni olmaya karar verdi.Tom has decided to become a yoga teacher.
Bir öğretmen olmaya karar verdim.I've made up my mind to become a teacher.
Mağazamız Şükran gününde açık olmayacak.Our store won't be open on Thanksgiving.
Tom bunu yapacak vaktinin olmayacağını söylüyor.Tom says he won't have time to do that.
Tom şu an bunu yapmasına gerek olmayacağını söylüyor.Tom says he won't need to do that now.
Tom burada olmayacak, fakat Mary olacak.Tom won't be here, but Mary will be.
Tom bana geç olmayacağına söz verdi.Tom promised me he wouldn't be late.
Tom kel olmayacağını söyledi.Tom said that he wasn't going bald.
Bunu yapacak zamanım olmayabilir.I might not have time to do that.
Tom yarın okulda olmayacak.Tom won't be at school tomorrow.
Tom yardımımıza ihtiyacı olmayacağını söylüyor.Tom says he won't need our help.
Tom'un bir şey söylemesine gerek olmayacak.Tom won't have to say anything.
Tom yarın işte olmayacak.Tom won't be at work tomorrow.
Tom Mary'nin arkadaşı olmaya çalıştı.Tom tried to be Mary's friend.
Gelecek hafta burada olmayacağım.I won't be here next week.
Muhtemelen orada olmayacağım.I probably won't be there.
Lütfen sessiz olmaya çalışın.Please try to be quiet.
Noel sensiz aynı olmayacak.Christmas won't be the same without you.
Oyunlar ilginç olmaya başlıyor.The game is starting to be interesting.
Tom bunun asla olmayacağını söyledi.Tom says it'll never happen.
Tom, Mary'nin bunu tekrar yapmaya ihtiyacı olmayabileceğini düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought Mary might not need to do that again.
Tom, artık bunu yapmanın gerekli olmayabileceğini bildiğini söyledi.Tom said that he knew that he might not be required to do that anymore.
Tom benim için bunu yapmaya istekli olmayacağını söyledi.Tom said that he wouldn't be willing to do that for me.
Tom hastalandığından, eminim bugün okulda olmayacak.Tom said he thought that it wasn't the first time Mary had done that.
Tom, ekim ayına kadar bunu yapmak için gerekli olmayabileceğimi düşündüğünü söyledi.Tom said he thought that I might not be required to do that until October.
Tom bunun asla olmayacağını söylüyor.Tom says that'll never happen.
Tom şu an Boston'da olmayabilir.Tom may not be in Boston now.
Kolay olmayacak, ama Tom ve ben bunu yine de yapacağız.It won't be easy, but Tom and I are going to do it anyway.
Seneye Boston'da olmayacağım.I won't live in Boston next year.
Buradan uzakta olmayan bir çiftliğim var.I have a farm not far from here.
Kötü bir şey olmayacak.Nothing bad's going to happen.
Tom'dan daha büyük olmayan bir oğlum var.I have a son not much older than Tom.
Saat 2.30'dan önce orada olmayacağım.I won't be there before 2:30.
Tom onun asla olmayacağını söylüyor.Tom says that would never happen.
Haftaya pazartesi evde olmayacağım.I won't be home next Monday.
Gelecek pazartesi evde olmayacağım.I won't be home next Monday.
Önümüzdeki pazartesi evde olmayacağım.I won't be home next Monday.
Bir sonraki pazartesi evde olmayacağım.I won't be home next Monday.
Tom bizimle Boston'a gidiyor olmayacak ama Mary gidecek.Tom won't be going to Boston with us, but Mary will.
Sinirli olmaya hakkım var.I have a right to be angry.
Kavga olmayan filmleri izlemeyi tercih ederim.I prefer to see movies without fights.
Tom'un gelecek hafta Boston'da olup olmayacağını merak ediyorum.I wonder if Tom will be in Boston next week.
Televizyon ya da internet olmayan hayatı hayal etmek zor.It's difficult to imagine life without television or the Internet.
O problemi çözmek kolay olmayacak.It won't be easy to solve that problem.
Ben sadece iyi bir baba olmaya çalışıyorum.I'm just trying to be a good father.
Sadece iyi bir anne olmaya çalışıyorum.I'm just trying to be a good mother.
Sami hayatını bir avukat olmaya adadı.Sami dedicated his life to becoming an attorney.
Birisinin bana yardımcı olmaya istekli olacağından emin değilim.I'm not sure anybody would be willing to help me.
Birinin bana yardımcı olmaya gönüllü olacağından emin değilim.I'm not sure that anyone would be willing to help me.
Tom'un onu yapmamıza yardımcı olup olmayacağını merak ediyorum.I wonder if Tom would help us do that.
Aslan, bir vejetaryen olmaya karar verdi.The lion decided to become a vegetarian.
Tom vejetaryen olmaya karar verdi.Tom has decided to become a vegetarian.
Her zaman dakik olmaya çalışırım.I always try to be punctual.
Tom muhtemelen akşam yemeğine kadar evde olmayacak.Tom won't likely be home until dinner time.
Sami, Leyla'ya yardımcı olmaya çalıştı.Sami tried to help Layla.
Sami yardımcı olmaya çalışıyordu.Sami was trying to help.
Uygun olmayan bir şey devam ediyordu.Something improper was going on.
Koşullar asla aynı olmayacak.Things will never be the same.
Tom ayrıldıktan sonra işler buralarda asla aynı olmayacak.Things will never be the same around here after Tom leaves.