Tom, bir baba olmaya hazır olmadığını söyledi.Tom said he wasn't ready to become a father.
Tom'un bu öğleden sonra eve yürümesi gerekli olmayacakTom won't need to walk home this afternoon.
Bunun bizim hayatlarımızda olup olmayacağını merak ediyorum.I wonder if that'll happen in our lifetimes.
Mary bunu yaparsa Tom çok mutlu olmayacak.Tom won't be very happy if Mary does that.
Buradan çok uzak olmayan bir kuyumcu var.There's a jewelry store not far from here.
Tom bunu yaparken pek rahat olmayacak.Tom won't be very comfortable doing that.
Tom akşam yemeği için evde olmayacağını söyledi.Tom said he wouldn't be home for dinner.
Tom bir mimar olmaya karar verdi.Tom has decided to become an architect.
Tom bir çevirmen olmaya karar verdi.Tom has decided to become a translator.
Bunu yapmak iyi bir fikir olmayabilir.It might not be a good idea to do that.
Hiçbir şey olmayacağından emin misin?Are you sure nothing's going to happen?
Tom burayı terk etmekten mutlu olmayacak.Tom won't be very happy to leave here.
Tom muhtemelen orada olmayacak.Tom is probably not going to be there.
Tom bir marangoz olmaya karar verdi.Tom has decided to become a carpenter.
Tom bunu yapmak için çok endişeli olmayacak.Tom won't be very anxious to do that.
Bunu yapmak o kadar kolay kolay olmayacak.It won't be all that easy to do that.
Tom muhtemelen saat 2: 30'a kadar burada olmayacak.Tom won't likely be here until 2:30.
Umarım araba süren kişi Tom olmayacaktır.I hope Tom won't be the one driving.
Tom bunu yapmaktan çok mutlu olmayacak.Tom won't be very happy to do that.
Tom bunun hakkında pek mutlu olmayacak.Tom won't be very happy about that.
Tom Mary'nin deli olmayacağını söyledi.Tom said that Mary wouldn't be mad.
Tom sadece samimi olmaya çalışıyor.Tom is only trying to be friendly.
Tom bir aşçı olmaya karar verdi.Tom has decided to become a cook.
Tom çok uzun süre burada olmayacak.Tom won't be here for very long.
Tom bunu duymaktan memnun olmayacak.Tom won't be happy to hear that.
Tom çok uzun süre gitmiş olmayacak.Tom won't be gone for very long.
Tom muhtemelen bugün bize yardımcı olmayacak.Tom will unlikely help us today.
Tom durum böyle olmayabilir dedi.Tom said that might be the case.
Bir şey olmaya başlıyor.Something is starting to happen.
Bunu yapmak o kadar kolay olmayacak.It won't be so easy to do that.
Tom muhtemelen bunun farkında olmayacak.Tom is likely unaware of that.
Tom bunu yapmak için burada olmayacak.Tom won't be here to do that.
Tom beni görmekten memnun olmayacak.Tom won't be happy to see me.
Yarın burada olmayacağız.We won't be here tomorrow.
Yarın evde olmayacağım.I won't be home tomorrow.
Tom yalan söylüyor olmayabilir.Tom might not be lying.
Tom yardımcı olmaya çalışacak.Tom will try to help.
Sami neden Müslüman olmaya karar vermiş?Why did Sami decide to convert to Islam?
Sami Müslüman olanlarla olmayanlar arasında diyalog ve hoşgörü olmasından yanaydı.Sami encouraged tolerance and dialogue between Muslims and non-Muslims.
Sami Leyla'yı Müslüman olmaya ikna etti.Sami convinced Layla to convert to Islam.
Sami Müslüman olmaya hazır değildi.Sami wasn't ready to say the shahada.
Zor olabilir, ancak imkansız olmayacaktır.It may be difficult, but it won't be impossible.
Tom yarın sabah evde olmayabilir.Tom may not be at home tomorrow morning.
Tom'un bu akşam Mary'nin partisinde olup olmayacağını merak ediyorum.I wonder whether or not Tom will be at Mary's party tonight.
Hem Tom hem de Mary muhtemelen bunun olmayacağını biliyor.Tom and Mary both know that isn't likely to happen.
Tom, bir daha olmayacağından emin olmak için elinden geleni yapıyor.Tom is doing all he can to make sure it doesn't happen again.
Tom bunu yapacak zamanı olup olmayacağını bilmiyor.Tom doesn't know whether he'll have time to do that or not.
Tom, bunu yapacak zamanının olup olmayacağını bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know whether he'd have time to do that.
Tom muhtemelen size doğru olmayan bazı şeyler anlatacaktır.Tom will probably tell you some things that aren't true.
Randevunuzu yeniden planlamak herhangi bir sorun olmayacak.It won't be any problem to reschedule your appointment.
Tom, yarına kadar bunu yapacak vaktinin olmayacağını söylüyor.Tom says he won't have time to do that until tomorrow.
Randevuyu yeniden planlamak herhangi bir sorun olmayacak.It won't be any problem to reschedule the appointment.
Tom, bunun bir daha olmayacağından emin olmak için burada.Tom is here to make sure that doesn't happen again.
Tom bu akşam fazla uyuyor olmayacak.Tom isn't going to be getting much sleep tonight.
Tom, Boston'dan uzakta olmayan küçük bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town not far from Boston.
Tom'un burada olmayacağını söylediğini sanıyordum.I thought you said Tom wasn't going to be here.
Tom, 2.30'a kadar hazır olup olmayacağını bilmek istedi.Tom wanted to know if you'll be ready by 2:30.
Tom bugün bunu yapacak vaktinin olmayacağını söylüyor.Tom says he won't have time to do that today.
Geç kaldığım için üzgünüm. Bir daha olmayacak.I'm sorry I was late. It won't happen again.
Tom şimdi bunu yapacak zamanı olmayacağını söylüyor.Tom says he won't have time to do that now.