Gelecek pazartesi meşgul olmayabilirim.I may not be busy next Monday.
Bazı insanlar sağı solu belli olmayan biri olduğumu söylüyor.Some people say I'm unpredictable.
Yardımcı olmaya hazırım.I'm ready to help.
Haklı olmayabilirim.I may not be right.
Ben yarın işte olmayacağım.I won't be at work tomorrow.
Fadıl'ın tek kurbanı olmayabilir.Fadil may not be the only victim.
Fadıl o soruyu cevaplamanın basit bir görev olmayacağını çabucak fark etti.Fadil quickly realized that answering that question would be no simple task.
Fadıl, Müslüman olmayan bir kadınla evlenemezdi.Fadil couldn't marry a woman who wasn't Muslim.
Fadıl'ı Müslüman olmaya ne ikna etti?What convinced Fadil to become a Muslim?
Fadıl her zaman yardımcı olmaya isteklidir.Fadil is always willing to help.
İnsanlar onunla aynı fikirde değilken Tom kızgın olmaya eğilimlidir.Tom tends to get angry when people don't agree with him.
Burada Fransızca anlayan tek kişi Tom olmayabilir.Tom may not be the only one here who understands French.
Ben Tom'a neden onun partisinde olmayacağımı söyledim.I didn't tell Tom why I wasn't going to be at his party.
Bu sana tekrar olmayacak.This won't happen to you again.
Bunun tekrar olmayacağını umuyordum.I was hoping this wouldn't happen again.
Tom yarın okulda olmayabileceğini söyledi.Tom said that he might not be at school tomorrow.
Bir mühendis olmaya karar verdim.I've decided to become an engineer.
Ben de yarın burada olmayacağım.I won't be here tomorrow, either.
Bu öğleden sonra meşgul olmayabilirim.I might not be busy this afternoon.
Ben öğretmen olmaya karar verdim.I've decided to become a teacher.
Sami, çevirmen olmaya karar verdi.Sami has decided to become a translator.
Onu yapan kişi Tom olmayabilir.Tom may not have been the one who did that.
Tom'un evinden çok uzakta olmayan bir otelde kaldım.I stayed at a hotel not too far from Tom's.
Tom onu tek başına yapmış olmayabilir.Tom may not have done that by himself.
Tom burada tek Kanadalı olmayabilir.Tom may not be the only Canadian here.
Kendimi dikkatli olmaya zorladım.I forced myself to stay alert.
Bunu yapmak zor olmayacak.Doing that won't be difficult.
Ben yarın meşgul olmayabilirim.I might not be busy tomorrow.
Tom onu yapmak için istekli olmayabilir.Tom might not be willing to do that.
Ben gönüllü olmayacağım.I'm not going to volunteer.
Ben her zaman kibar olmaya çalışıyorum.I try to always be polite.
Onu yapmak zor olmayacak.Doing that won't be hard.
Tom, tek kurban olmayabilir.Tom may not be the only victim.
Tom, Mary'yi ona yardımcı olmaya ikna etti.Tom convinced Mary to help him.
Tom daha sonrasına kadar burada olmayacak.Tom won't be here until later.
Çöller yaşamak için uygun olmayan yerlerdir.Deserts are unpleasant places to live.
Antarktika yaşamak için uygun olmayan bir yerdir.Antarctica is an unpleasant place to live.
Bu kadar batıl inançlı olmaya son ver.Stop being so superstitious.
Özgürlüğün var olup olmayacağı filozoflar tarafından uzun süre tartışılmıştır.Whether free will exists has been debated by philosophers for a long time.
Bu standart olmayan bir telaffuz.This is a nonstandard pronunciation.
Bu, standart olmayan bir telaffuz.This is a nonstandard pronunciation.
Her zaman o kadar önemli olmayan şeyler için endişeleniyorum.I'm always worrying about things that don't really matter all that much.
Bana bunun muhtemelen bir daha asla olmayacağı söylendi.I've been told that this will likely never happen again.
Büyük olasılıkla bu sefer de başarılı olmayacaksın.You're not very likely to succeed this time either.
Tom, Mary'nin burada olmayacağını nasıl bildi?How did Tom know that Mary wasn't going to be here?
Tom, Mary'nin burada olmayacağını nereden bildi?How did Tom know that Mary wasn't going to be here?
Yakın zamanda Boston'a geri dönüyor olmayacağız.We won't be going back to Boston anytime soon.
Tom buradan çok uzak olmayan bir çiftlikte doğdu.Tom was born on a farm not too far from here.
Büyük olasılıkla pazartesi günü meşgul olmayacağım.I'm not very likely to be busy on Monday.
Bunun bir daha asla olmayacağına söz verdim.I promised it would never happen again.
Hiç sorunun olmayacağından eminim.I'm sure you won't have any problems.
Her zaman herkese kibar olmaya çalışıyorum.I always try to be nice to everyone.
Belki bu bir daha asla olmayacak.Maybe this will never happen again.
Tom bir doktor olmaya karar verdi.Tom has decided to become a doctor.
Tom muhtemelen bugün burada olmayacak.Tom probably won't be here today.
Herkes Tom'la aynı fikirde olmayacak.Not everyone will agree with Tom.
Onu bir daha yapıyor olmayacağız.We won't be doing that again.
Her zaman hazır olmaya çalışıyorum.I try to always be prepared.
Kibar olmaya çalıştım.I tried to be polite.
Gündelikçi olmaya çalıştım.I tried to be casual.