Ben asla onun kadar iyi olmayacağım.I'll never be as good as her.
Ben asla Mary kadar iyi olmayacağım.I'll never be as good as Mary.
Sen asla onun kadar iyi olmayacaksın.You'll never be as good as him.
Sen asla Tom kadar iyi olmayacaksın.You'll never be as good as Tom.
Sen asla Mary kadar iyi olmayacaksın.You'll never be as good as Mary.
Asla benim kadar iyi olmayacaksın.You'll never be as good as me.
Asla senin kadar iyi olmayacağım.I'll never be as good as you.
Ben kahraman olmaya çalışmıyordum.I wasn't trying to be hero.
Sen Tom kadar ünlü olmayacaksın.You'll never be as famous as Tom.
Tom'un yardımımıza ihtiyacı olmayabilir.Tom may not need our help.
Bozuk olmayan bir şeyi düzeltmek için bir neden yoktur.There's no reason to fix something that isn't broken.
Tom onun olmayacağını söylüyor.Tom says that won't happen.
Ben sessiz olmaya çalıştım.I tried to be quiet.
Tom Mary'nin çekingenliğini yenmesine yardımcı olmaya çalıştı.Tom tried to get Mary to come out of her shell.
Ben sadece güzel olmaya çalışıyordum.I was just trying to be nice.
Senin görevin kolay bir görev olmayacak.Your task will not be an easy one.
Tom gelecek yıl buralarda olmayacak.Tom won't be around next year.
Yine ihtiyacın olmayan şeyleri satın aldın.You bought things you didn't need again.
Yine ihtiyacım olmayan şeyleri satın aldım.I bought things I didn't need again.
O büyük bir sorun olmaya devam ediyor.That remains a major problem.
Tom onun tekrar olmayacağını söyledi.Tom says that won't happen again.
Ben gerçekten onun olmayacağını düşünüyorum.I really hope that doesn't happen.
Belki de Tom bugünkü toplantıda olmayacak.Maybe Tom won't be at today's meeting.
Çocukları olan insanlar çocukları olmayan insanlardan daha mutludur.People who have children are happier than people who don't have children.
Yarından itibaren bu e-posta adresi artık geçerli olmayacaktır.Starting tomorrow, this e-mail address will no longer be valid.
Bu Boston'da asla olmayabilir.This could never happen in Boston.
Kaba olmaya hiç gerek yok.There's no need to be rude.
Emekli olmaya hiç niyetim yok. Ben hala gencim.I have no intention of retiring. I'm still young.
Mümkün olduğunca sessiz olmaya çalışın.Try to be as quiet as possible.
Tom artık bizimle olmayacak.Tom won't be with us anymore.
Tom ve Mary bir bebek sahibi olmaya çalışıyorlar.Tom and Mary are trying to have a baby.
Hiçbir koşul altında böyle bir karikatüre asla razı olmayacağım.Under no circumstances will I ever consent to such a travesty.
Tom'un burada olmayacağından oldukça eminim.I'm pretty sure Tom won't be here.
Ben özel ilgilere borçlu olmayacağım.I won't be beholden to special interests.
O özel ilgilere borçlu olmayacak.He won't be beholden to special interests.
Onlar özel ilgilere borçlu olmayacak.They won't be beholden to special interests.
Biz özel ilgilere borçlu olmayacağız.We won't be beholden to special interests.
O özel ilgilere borçlu olmayacakShe will not be beholden to special interests.
O özel ilgilere minnettar olmayacak.He will not be beholden to special interests.
Ben özel ilgilere minnettar olmayacağım.I will not be beholden to special interests.
O onun hakkında mutlu olmayacak.He won't be happy about that.
Tom onun hakkında mutlu olmayacak.Tom won't be happy about that.
Onlar onun hakkında mutlu olmayacaklar.They won't be happy about that.
Bu yasadışı olmayabilir ama etik değil.This might not be illegal, but it's unethical.
Mary oy hakkı olmayan biridir.Mary is a nonvoter.
Tom'un bugün burada olmayacağına dair içimde bir his var.I have a feeling Tom won't be here today.
Onun yararı olup olmayacağını bilmiyorum.I don't know if that will help.
Beni olmaya çalışma. Kendin ol!Don't try to be me. Be yourself!
Tom'un bugün burada olmayacağını düşündüm.I thought Tom wasn't going to be here today.
Tom'un büyük ihtimalle yarın burada olmayacağını düşünüyorum.I think Tom will very likely not be here tomorrow.
Tom Mary'yi kendisine yardımcı olmaya ikna etmekte zorlandı.Tom had difficulty convincing Mary to help him.
Tom yerde uyumaktan rahatsız olmayacağını söyledi.Tom said he wouldn't mind sleeping on the floor.
Tom'un bu akşam burada olmayacağından eminim.I'm pretty sure Tom won't be here this evening.
Tom'a yardımcı olmaya çalışmamamız gerekirdi.We shouldn't have tried to help Tom.
Onun faydası olup olmayacağından emin değilim.I'm not sure if that'll help.
Annne partimize geliyor olmayacak.Anne won't be coming to our party.
Tom bizim partimizde olmayacak.Tom won't be at our party.
Tom partide herkesin eğlendiğinden emin olmaya çalıştı.Tom tried to make sure that everyone had a good time at the party.
Tom her işçiye saygı ile davranıldığından emin olmaya çalıştı.Tom tried to make sure that every employee was treated with respect.
Herkesin eğlendiğinden emin olmaya çalıştım.I tried to make sure that everyone had fun.