Herkesin ağırlanmış olduğundan emin olmaya çalıştım.I tried to make sure that everyone was entertained.
Tom yarın gelmene gerek olmayabilir diyor.Tom says you may not need to come tomorrow.
Şimşek yoksa gök gürültüsü de olmayacaktır.If there's no lightning, there'll be no thunder either.
O büyük ihtimalle olmayacak.That isn't very likely to happen.
Tom şimdi meşgul olmayabilir.Tom might not be busy now.
Kötü bir şey olmayacağını umuyorum.I hope nothing bad will happen.
Onun tekrar olmayacağını umuyorum.I hope that won't happen again.
Onun çok fazlaya mal olmayacağını düşünüyorum.I think that wouldn't cost much.
Tom henüz aç olmayabilir.Tom might not be hungry yet.
Tom orada olmayacak, değil mi?Tom won't be there, will he?
Boston'dan çok uzak olmayan küçük bir kasabadanım.I'm from a small town not too far from Boston.
Tom ona ihtiyacın olmayabileceğini söylüyor.Tom says you may not need it.
Tom onu yapmana gerek olmayabileceğini söylüyor.Tom says you may not need to do that.
Onun olmayacağını umuyorum.I hope that won't happen.
Yerinizde olsam başarılı olmaya çalışırım.If I were you, I would try to be successful.
Bu benim için kolay olmayacak.It's not going to be easy for me.
Sanırım o olmayacak.I assume that won't happen.
Bu evi satmak kolay olmayacak.It won't be easy to sell this house.
Tom Boston'dan çok uzakta olmayan bir kasabada yaşadı.Tom lived in a town not too far from Boston.
Baban onu satın olmayacak.Your father will not buy it.
Afganistan denize kıyısı olmayan bir ülkedir.Afghanistan is a landlocked country.
Böyle şeyler benim liderliğimin altında asla olmayacak.Things like that will never happen under my leadership.
Bilgisayarlar bizden daha zeki olmaya başlıyorlar.Computers are starting to get smarter than we are.
Biz bunun tekrar olmayacağını biliyoruz.We know it won't happen again.
Tom hiçbir zaman burada olmayacak.Tom will be here in no time.
Biz elimizden geldiğince herkese yardımcı olmaya çalışırız.We try to help everyone we can.
Bunun tekrar olmayacağını umuyoruz.We hope it doesn't happen again.
Yeterli üniformalarımız olmayabilir.We may not have enough uniforms.
Biz bunun bir daha asla olmayacağını umuyoruz.We hope this never happens again.
Gerçekten iyi olmaya yakınız.We're close to being really good.
Serpent Bearer yayılmış fakat çok belirgin olmayan bir takımyıldızı.The Serpent Bearer is an outspread but not very prominent constellation.
Mükemmel değiliz ama olmaya çalışıyoruz.We're not perfect, but we try to be.
Biz mükemmel değiliz ama olmaya çalışıyoruz.We're not perfect, but we try to be.
Muhtemelen bunu bir daha yapmamıza gerek olmayacak.We probably won't need to do that again.
Gelecek pazartesiye kadar Boston'da olmayacağız.We won't be in Boston until next Monday.
Onun tekrar olmayacağından emin olmak zorundayız.We have to make sure that doesn't happen again.
Biz muhtemelen gelecek hafta Boston'a gitmek zorunda olmayacağız.We probably won't have to go to Boston next week.
Onun tekrar olmayacağından emin olmak için buradayız.We're here to make sure that doesn't happen again.
Senin gibi olmaya çalıştım.I tried to be like you.
Agresif olmaya çalışıyorum.I try to be aggressive.
Tom aşçı olmaya karar verdi.Tom decided to become a cook.
İyimser olmaya devam ediyorum.I continue to be optimistic.
Bunun bir daha olmayacağını biliyorum.I know that won't happen again.
Uzun süre beraber olmayacaklar.They won't be together for long.
Belediye başkanlığı için aday olmayacağım.I'm not going to run for mayor.
Henüz çocuk sahibi olmaya hazır değilim.I'm not ready to have kids yet.
Bir değişiklik için biraz daha az bencil olmaya çalışır mısınız?Could you try to be a little less selfish for a change?
Onun hakkında ön yargılı olmayacağım.I'll keep an open mind about it.
Adalet olmadan barış olmayacak.Without justice there will be no peace.
Birçok Hıristiyan olmayan kişi de Noel'i kutluyor.Many non-Christians celebrate Christmas, too.
Noel partisi Tom olmadan bu yıl aynı olmayacak.The Christmas party won't be the same this year without Tom.
Bundan asla pişman olmayacağından eminim.I'm sure you'll never regret it.
Burada pratik olmaya çalışıyorum.I'm trying to be practical here.
Ne kadar akıllı olduğun önemli değil. Eğer çok çalışmazsan asla başarılı olmayacaksın.It doesn't matter how smart you are. If you don't work hard, you'll never succeed.
Onlar başarılı olmayacak.They won't succeed.
Tom sürekli politik olarak doğru olmaya çalışıyor.Tom constantly tries to be politically correct.
Bu yıl mezun olup olmayacağımdan emin değilim.I'm not sure if I'll graduate this year.
Burada yapacak bir şey olmayacağını biliyordum.I knew there would be nothing to do here.
İhtiyacımız olmayan şeylere para harcamayı bırakmazsak, yakında meteliksiz oluruz.We'll be broke soon if we don't stop spending money on things we don't need.
Şemsiyesi olmayan bir tek Tom olmayacak.Tom won't be the only one without an umbrella.