Ana içeriğe geç
Sözlük

olmaya ile cümle

olmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Böyle bir evi satmak kolay olmayacak.It will not be easy to sell such a house.
Hiç çevirisi olmayan birçok cümle var.There are a lot of sentences without any translation.
Sana bir şey vermiş olmayacağız.He will not have given you anything.
Bu ideal değil, fakat en az tatmin edici olmayan çözüm.It's not ideal, but it's the least unsatisfactory solution.
Bir doktor olmak istemiyorsan, bir hekim olmaya ne dersin?If you don't want to become a doctor, how about a medic?
Tatlı olmayan bir şeyler yiyesim var.I feel like eating something that isn't sweet.
Yarın bugünden hiç farklı olmayacak.Tomorrow will be no different than today.
Yarın okul olmayacak.There will be no school tomorrow.
İyimserler bile kolay olmayacağını kabul ederler.Even the optimists agree that it won't be easy.
Tom sorumlu olmayacak.Tom won't be in charge.
Tom teslim olmaya karar verdi.Tom decided to surrender.
Biz önemli olmayan şeyler hakkında konuşarak çok fazla zaman harcıyoruz.We spend too much time talking about things that don't matter.
Ne yaparsak yapalım, Tom tatmin olmayacaktır.No matter what we do, Tom won't be satisfied.
Dramatik bir şey olmayacak.Nothing dramatic will happen.
Tom belirlenmiş sürücü olmaya gönüllü oldu.Tom volunteered to be the designated driver.
Tom ayık şoför olmaya gönüllü oldu.Tom volunteered to be the designated driver.
Onun olmayacağına dair içgüdüsel bir hissim var.I have a gut feeling that that won't happen.
Daha iyi olmaya odaklanmanız gerekir.You need to focus on getting better.
Bu sıkıcı olmaya başlıyor.This is getting boring.
Burada olmayacağını söylediğini sanıyordum.I thought you said you weren't going to be here.
Tom yarın burada olmayacağını söyledi.Tom said he isn't going to be here tomorrow.
Hayatımda böyle bir şey olmayacak.That isn't likely to happen in my lifetime.
Ne yazık ki, o olmayacak.Unfortunately, that won't happen.
İnşallah, bu olmayacak.Hopefully, that won't happen.
O muhtemelen olmayacak.That's not likely to happen.
Tom onun olmayacağını söyledi.Tom said that won't happen.
Bu asla olmayabilir.It might never happen.
Daha önce söylediğim gibi, yarın burada olmayacağım.As I said earlier, I won't be here tomorrow.
Ben bu gece orada olmayacağım.I won't be there tonight.
Bu hafta içinde olmayacağım.I won't be in this week.
Vergileri yükseltmek bu zamanda böyle iyi bir fikir olmayabilir.Raising taxes may not be such a good idea at this time.
Mümkün olduğu kadar sağduyulu olmaya çalış.Try to be as discreet as possible.
Tom tarafsız olmaya çalıştı.Tom tried to be neutral.
Herkes için yeterli su olmayacak.There won't be enough water for everyone.
Tom partide olacak ama Mary olmayacak.Tom will be at the party, but Mary won't.
Tom'un orada olmayacağına dair bir şans var.There's a chance that Tom won't be there.
Herkes için yeterli yiyecek olmayacak.There won't be enough food for everyone.
O kolay olmayacak ama mümkün.It won't be easy, but it's possible.
Orada olmayacağımıza dair bir şans var.There's a chance we won't be there.
O, hâlâ yeterli olmayacak.That still won't be enough.
Şimdi, bu kolay olmayacak.Now, this won't be easy.
Biz sessiz olmayacağız.We won't be silenced.
Onlar henüz varmış olmayacak.They won't have arrived yet.
Bu olayı çözene kadar emekli olmayacağım.I will not retire until I solve this case.
Hiçbir şeyin faydası olmayacak.Nothing will help.
Tom'un zamanında burada olmayacağına dair bir ihtimal var mı?Is there any chance that Tom won't get here on time?
Sanırım Tom bu geceki partide olmayacak.I assume Tom won't be at tonight's party.
Tom yarım meşgul olmayacak mı?Won't Tom be busy tomorrow?
Hatta bu hastaneler önümüzdeki meteor kaynaklı yangın fırtınasından kurtulmuş olmayacak!Even those in hospitals won't be saved from the coming meteor-caused firestorm!
Tom iki buçuğa kadar burada olmayacak.Tom will not be here until half past two.
Bir daha olmayacak, söz veriyorum.It won't happen again, I promise.
Bir daha olmayacak, yemin ederim.It won't happen again, I swear.
Alaylı olmaya çalışmıyorum.I'm not trying to be sarcastic.
Tom ve Mary çocuk sahibi olup olmayacaklarına henüz karar vermediler.Tom and Mary haven't decided yet whether they'll have children.
Teknolojik gerileme pek mümkün olmayacak.Technological retrogression will be unlikely.
Ağlamanın ve şikayet etmenin bir yararı yok. Sahip olduklarınla mutlu olmaya çalış.There's no use crying and complaining. Try to be content with what you have.
Ağlamanın ve şikayet etmenin bir yararı yok. Sahip olduklarınla mutlu olmaya çalışın.There's no use crying and complaining. Try to be content with what you have.
Devir kötü. Güçlü olmaya çalış!Times are tough. Try to be strong!
"Sence ilk gelen kim olacak?" "Tom olmayacağı kesin.""Who do you think will come first?" "It definitely won't be Tom."
Tom'un ebeveynleri buradan uzakta olmayan bir mezarlığa gömülü.Tom's grandparents are buried in a cemetery not too far from here.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
olmaya ile cümle - Sayfa 24 - olmaya kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App