Tom ne olduğunu öğrendiğinde mutlu olmayacak.When Tom finds out what happened, he won't be happy.
Tom ve ailesi buradan çok uzakta olmayan küçük bir çiftlik evinde yaşamaktadır.Tom and his family live in a small farm house not too far from here.
Endişelenilecek bir şey olmayabilir.There may be nothing to worry about.
Endişelenmenin faydası olmayacak.Worrying isn't going to help.
Tom 20 dakika daha evde olmayacak.Tom won't be home for another 20 minutes.
Bunun hakkında farklı olmaya çalışalım.Let's try to be discrete about this.
Sanırım orada olmayan bir şeyi arıyorsun.I think you're looking for something that isn't there.
Bunun bir kaza olmayabileceğini düşünüyor musun?Do you think it might not have been an accident?
Bu asla tekrar olmayacak.It'll never happen again.
Bu, Tom'a olmayacak.It's not going to happen to Tom.
Böyle şeylerin Tom'a olmayacağından eminim.I bet stuff like this doesn't happen to Tom.
Özür dilerim. Geciktim. Bir daha olmayacak.I'm sorry I'm late. It won't happen again.
O şimdi olmayabilir.It might not happen now.
Tom'a bir şey olmayacak.Nothing will happen to Tom.
Bana bir şey olmayacak.Nothing's going to happen to me.
O benim için olmayacak.That's not going to happen to me.
O bugün olmayacak.That's not going to happen today.
Bu olmayacak, değil mi?That's not going to happen, is it?
Bu bir daha asla olmayacak.This will never happen again.
Pekala, o olmayacak.Well, that's not going to happen.
Az önce olan bir daha olmayacak.What just happened won't happen again.
Bu neden olmaya devam ediyor?Why does this keep happening?
Bana bunun bir daha asla olmayacağına dair söz vermelisin.You've got to promise me this is never going to happen again.
Kötü şeyler bize olmaya devam ediyor.Bad things keep happening to us.
Bu sadece asla olmayacak.It's just never going to happen.
O burada olmayacak.That's not going to happen here.
O bu sefer olmayacak.That isn't going to happen this time.
Tom'a hiçbir şey olmayacak.Nothing's going to happen to Tom.
Bu yıllarca olmayacak.That's not going to happen for years.
Onun olmayacağını söyledin.You said it wasn't going to happen.
Onun asla olmayacağını biliyoruz.We know that's never going to happen.
Bu asla tekrar olmayacak, değil mi?That's never gonna happen again, right?
Bana kötü bir şey olmayacak.Nothing bad's going to happen to me.
Sadece onun tekrar olmayacağından emin ol.Just make sure that doesn't happen again.
Bu muhtemelen yakında olmayacak.It's not likely to happen soon.
O yakın zamanda olmayacak.That's not going to happen any time soon.
Bunun uzun bir süre boyunca olmayacağını umuyorum.I hope that won't happen for a long time.
Üzgünüm, bu bir daha asla olmayacak.I'm sorry, that'll never happen again.
Bunun neden olmaya devam ettiğini gerçekten bilmek istiyorum.I'd really like to know why this keeps happening.
Keşke bunun neden olmaya devam ettiğini bilsem.I wish I knew why this keeps happening.
Aynı şeyin tekrar olmayacağını nasıl biliyorsun?How do you know the same thing won't happen again?
Bunun olmayacağını görmeye niyet ediyorum.I intend to see that that doesn't happen.
Kahkaha olmayan bir gün, boşa harcanmış bir gündür.A day without laughter is a day wasted.
Bu gece bir şey olmayacak.Nothing's going to happen tonight.
Bu asla tekrar olmayacak. Sana söz veriyorum.This will never happen again. You have my word.
Bu yüzden bu asla bir daha olmayacak.That's why this is never going to happen again.
Bu üç yıl daha ya da öylesine olmayacak.That won't happen for another three years or so.
Onun olmayacağından emin olmalıyız.We've got to make sure that doesn't happen.
Bu çok olmayan bir şey.That's something that doesn't happen a lot.
Fiyat aralığım dışında olmayan bir şeyin yok mu?Don't you have something that isn't out of my price range?
Tom elinde olmayan sebeplerle Boston'da tutuklandı.Tom has been unavoidably detained in Boston.
Son kez orada bulunduğumda Boston normal olmayan bir şekilde sıcaktı.It was unseasonably hot in Boston the last time I was there.
Bizimle yemek yiyor olmayacaksın sanırım.I guess you won't be eating with us.
Seni cehennemde yakacağım ve bu senin için iyi olmayacak.I'm going to burn you in hell, and this will not be good for you.
Politikacı eşi olmayan bir kadını öperken kameraya yakalandı.The politician was caught on camera kissing a woman who is not his wife.
Tom Kanadalı olmayan sadece bizden biri.Tom is the only one of us who isn't Canadian.
Bilet satın almak için yeterli parası olmayan tek kişinin Tom olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is the only one who doesn't have enough money to buy a ticket.
Tom, Mary'yle arkadaş olmaya çalıştı.Tom tried to make friends with Mary.
Tom yardımcı olmaya çalışıyordu.Tom was trying to help.
Tom sana yardımcı olmaya çalışıyordu.Tom was trying to help you.