Mümkün olduğu kadar kısa ve öz olmaya çalışacağım.I'll try to be as brief as possible.
Kendin olmaya çalış.Try to be yourself.
Asla senin fahişen olmayacağım.I'll never be your whore.
Bugünün tarihi 11.12.13. Bu, bu yüzyıl yeniden olmayacak.The date today is 11.12.13. This won't happen again this century.
Sensiz aynı olmayacak.It won't be the same without you.
Tom gittikten sonra buralarda gidişat aynı olmayacak.Things won't be the same around here after Tom leaves.
Tom gittikten sonra buralarda her şey aynı olmayacak.Things won't be the same around here after Tom leaves.
Tom'un bugün burada olmayacağını duydum.I heard that Tom won't be here today.
Tom'un yarın okulda olmayacağını duydum.I heard Tom won't be at school tomorrow.
Tom'un bu yıl mezun olmayacağını duydum.I heard Tom won't graduate this year.
Tom'a partisinde olmayacağımı söyledim.I told Tom that I wouldn't be at his party.
Pazar günü çalışmak zorunda olmayacağımı umuyordum.I was hoping I wouldn't have to work on Sunday.
Gitmek zorunda olmayacağımızı umuyordum.I was hoping we wouldn't have to go.
Yarın yola çıkarsam iyi olup olmayacağını merak ediyordum.I was wondering if it would be OK if I took tomorrow off.
Toplantıdan önce bu raporu yazmayı bitirmek için zamanım olmayacak.I won't have time to finish writing this report before the meeting.
Bu öğleden sonra sana yardım etmek için zamanım olmayacak.I won't have time to help you this afternoon.
Tom'un bugün burada olup olmayacağını merak ediyorum.I wonder if Tom will be here today.
Tom'u işe aldığıma pişman olmaya başlıyorum.I'm beginning to regret hiring Tom.
Bu öneriyi yaptığıma pişman olmaya başlıyorum.I'm beginning to regret making that suggestion.
Henüz emekli olmaya hazır değilim.I'm not ready to retire yet.
Bu gerçekten olmayacak.It's just not going to happen.
Bir dahaki sefere bu kadar şanslı olmayabilirsin.You might not be so lucky next time.
Muhtemelen Tom'la asla aynı zamanda Boston'da olmayacağız.We'll probably never be in Boston at the same time Tom is.
Bir silaha ihtiyacın olmayacak.You won't need a gun.
Bundan asla pişman olmayacaksın.You'll never regret this.
Tom her zaman gerçekten çok önemli olmayan şeyler hakkında endişe eder.Tom always worries about things that don't really matter very much.
Tom bana yarın boş olup olmayacağımı sordu.Tom asked me if I would be free tomorrow.
Tom bana bu akşam evde olup olmayacağımı sordu.Tom asked me if I would be home this evening.
Tom bana biraz para vermek için istekli olup olmayacağımı sordu.Tom asked me if I would be willing to contribute some money.
Tom bana yardım etmek için istekli olup olmayacağımı sordu.Tom asked me if I would be willing to help.
Tom otuzuna kadar bir yazar olmaya karar vermedi.Tom didn't decide to become a writer until he was thirty.
Tom bir bilgisayarı olmayan tek kişidir.Tom is the only one who doesn't have a computer.
Tom on üç yaşındayken tıraş olmaya başladı.Tom started shaving when he was thirteen.
Tom Mary'ye yardımcı olmaya çalıştı.Tom tried to assist Mary.
Tom işine konsantre olmaya çalıştı.Tom tried to concentrate on his work.
Tom seninle alakası olmayan bir şey istiyor.Tom wants to have nothing further to do with you.
Mağaza yarın müşteriler için açık olmayacak.The shop won't be open for clients tomorrow.
O gerçekçi olmayan standartlara sahip.She has unrealistic standards.
Tom belediye başkanlığı için aday olmaya karar verdi.Tom decided to run for mayor.
Tom işini satmaya ve emekli olmaya karar verdi.Tom decided to sell his business and retire.
Sana ne başarılı olmayacağımızı düşündürüyor?What makes you think we won't succeed?
Kesinlikle bir oğlum olmayacak.I will certainly never have a son.
Tom Boston'dan çok uzak olmayan küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town not too far from Boston.
Bu yaz Boston'da olmayacak mısınız?Aren't you going to be in Boston this summer?
Sen bana herhangi bir sorun olmayacağını söyledin.You told me there wouldn't be any problem.
Tom'un yeterli parası olmayabileceğinden kuşkulandım.I suspected Tom might not have enough money.
Eğer dünyada hiçbir şey yanlış olmasaydı, bize yapacak hiçbir şey olmayacaktı.If there was nothing wrong in the world there wouldn't be anything for us to do.
Hazır olmayacak.He won't be ready.
Emin misiniz? Bundan daha sonra pişman olmayacaksınız.Are you sure? You won't regret it later.
Çok daha uzun süre burada olmayacağız.We won't be here much longer.
Çok daha uzun süre burada olmayacak.He won't be here much longer.
Tom hazır olmayacak.Tom won't be ready.
Mary bir yoga öğretmeni olmaya karar verdi.Mary decided to become a yoga teacher.
Bu pazar kasabada olmayacağım.I won't be in town this Sunday.
Bu çocuk gelecekte bir avukat olmaya can atıyor.This child aspires to become a laywer in the future.
Onun tekrar olmayacağından emin olacağım.I'll make sure that doesn't happen again.
Onun bir daha olmayacağını umuyorum.I hope that doesn't happen again.
Tom sakin olmaya çalıştı ama başaramadı.Tom tried to relax, but he couldn't.
Ben anne olmaya hazır değilim.I'm not ready to be a mother.
Tom toplantıda olmayacak tek kişi.Tom is the only one who won't be at the meeting.