Hiç sorun olmayacağını umuyorum.I hope there won't be any problems.
Bundan pişman olmayacağına garanti veriyorum.I guarantee you won't regret it.
Bunun kolay olmayacağını biliyorum.I know it won't be easy.
Kıskanç olmayacağıma söz veriyorum.I promise I won't be jealous.
Tekrar olmayacağına söz veriyorum.I promise it won't happen again.
Onun olmayacağına sana söz veriyorum.I promise you that won't happen.
Gerçekten hasta olmayacağını umuyorum.I really hope you don't get sick.
Yenmek kolay olmayacak.I won't be easy to beat.
Artık burada olmayacağım.I won't be here much longer.
O kadar uzun süre burada olmayacağım.I won't be here that long.
Gitmek için bunun gerekli olmayabileceğini düşünmüştüm.I'd thought it might not be necessary to go.
Bunun tekrar olmayacağını göreceğim.I'll see this doesn't happen again.
Maalesef bu yeterli olmayacak.I'm afraid that won't be enough.
Maalesef bu mümkün olmayacak.I'm afraid that won't be possible.
Ne yazık ki bu mümkün olmayacak.I'm afraid that won't be possible.
Üzgünüm, bu bir daha olmayacak.I'm sorry, it won't happen again.
Onun gerekli olmayacağından eminim.I'm sure that won't be necessary.
Az önce Tom'un bugün toplantıda olmayacağını öğrendim.I just learned that Tom won't be at the meeting today.
Tom'un burada olmayacağını biliyordum.I knew Tom wouldn't be here.
Tom'un bırakmaya cesareti olmayacağını biliyordum.I knew Tom wouldn't have the courage to quit.
Buraya uzak olmayan mükemmel bir Çin restoranı biliyorum.I know a great Chinese restaurant not far from here.
Seçeneğim olmayabilir.I may have no choice.
Tamamen objektif olmayabilirim.I may not be completely objective.
Başka bir fırsatım olmayabilir.I may not get another chance.
Yeterli zamanım olmayabilir.I may not have enough time.
Zamanım olmayabilir.I may not have time.
2.30'a kadar orada olup olmayacağını bilmek istiyorum.I need to know if you'll be there by 2:30.
2.30'a kadar orada olup olmayacağını bilmem gerekiyor.I need to know if you'll be there by 2:30.
Orada olup olmayacağını bilmem gerekiyor.I need to know if you'll be there.
Orada olup olmayacağını bilmeliyim.I need to know if you'll be there.
Senden tekrar haber almadım bu yüzden bugün burada olmayacağını düşündüm.I never heard back from you, so I thought you wouldn't be here today.
O muhtemelen ünlü olmayacak.He probably won't become famous.
Bunun tekrar olmayacağına söz veriyorum.I promise this will never happen again.
Yardımcı olmaya çalışıyordum.I was trying to be supportive.
Bunlardan birine sahip olmayan biri var mı?Is there anyone who doesn't have one of these?
Bu kadar garip bir ilişki uzun bir süre tekrar olmayacak.An affair this strange will not happen again for a long time.
Böylesine garip bir ilişki uzun süre tekrar olmayacak.Such a strange affair will not occur again for a long time.
Mantıklı olmayan bu.That's what doesn't make sense.
Bu son kez olmayacak.This won't be the last time.
Birinci olmayacaksın.You won't be the first.
Asla Tom gibi olmayacağıma yemin ettim.I swore I'd never be like Tom.
Tom ile aynı fikirde olmaya eğilimliyim.I tend to agree with Tom.
Sanırım Tom aynı fikirde olmayacaktı.I think Tom would disagree.
Sanırım Tom büyük olasılıkla seninle aynı fikirde olmayacaktı.I think Tom would probably disagree with you.
İman olmayan bir kişi ürkütücüdür.A person without faith is frightening.
Yazım hatası olmayan çok az sayıda kitap var.There are few books without misprints.
Baskı hatası olmayan birkaç kitap var.There are few books that have no misprints.
Eğer onu yaparsan artık arkadaş olmayacağız.If you do that, we'll no longer be friends.
Sonuçlar asla aynı olmayacak!Consequences will never be the same!
İnatçı olmak sana yardımcı olmayacak.Being stubborn won't help you.
Dakik olmaya çalış.Try to be on time.
Bir sorundan kaçınmak, senin onu çözmene yardımcı olmayacaktır.Avoiding a problem isn't going to help you solve it.
Doğru olan bir şey hâlâ doğru olmayabilir.What used to be true may not still be true.
Amerikalı olmayan birisi var mı?Is there anybody who's not an American?
Biz bir şey olup olmayacağını görmek için etrafta bekledik.We waited around to see if anything would happen.
2.30'a kadar hiçbir şey olmayacak.Nothing will happen until 2:30.
Her zaman etrafta olmayacağım.I won't always be around.
O her zaman etrafta olmayacak.He won't always be around.
Sana yardım etmek için her zaman buralarda olmayacağım.I won't always be around to help you.
Belkide gönüllü olmaya istekli olurdun.Perhaps you'd be willing to volunteer.