Çünkü kendimi sadece geriye çekmiştim, bir sanatçı olmayı değil bir pop şarkı yazarı olmayı deniyordum."Защото тъкмо се бях оттеглила и се опитвах да бъда текстописец, а не артист".
Tom'un ailesine yardımcı olmayı ummaktadır.Майкъл се примирява със семейството си.
O yıl Avrupa ve Dünya Şampiyonu olmayı başarmıştır.През същата година е европейски и световен шампион.
"Yeteri kadar yiyecek olmayınca insanlar açlıktan ölür.На срещата той казва че „когато няма достатъчно храна, хората ще умрат от глад.
Chieftan Mews: Lütfen bana aşık olmayın.Любиша Самарджич: Не плачете много за мен.
27 Ağustos Raw bölümünde Triple H, emekli olmayı düşündüğünü ama henüz kesin kararını vermediğini söyledi.В RAW на 27 август, Трите Х щеше да говори за евентуалното си напускане, но не взе твърдо решение.
O zamanlara kadar, hep şarkıcı olmayı istemişti.Винаги е искал да стане известен певец.
Ancak, Capoue transfer olmayı kabul etmedi.Кътбърт не можел да се премести.
Arazi yapısı ise tarıma elverişli olmayıp çok engebelidir.Животът на Земята е немислим без растенията.
14 Ağustos 1945'te Japonya, kayıtsız şartsız teslim olmayı kabul etmiştir.На 15 август 1945 г. японците се предават безусловно.
Bir "Tenenbaum" olmayı çok ister.Популярно е лазаруването с "Буенец".
Gerçek bir çocuk olmayı ister.Те решават да имат дете.
Şehir heyeti de teslim olmayı kararlaştırdı.Гарнизонът на града се предава.
Bir model olmayı düşlemektedir.Нейната най-голяма мечта е да бъде модел.
Daha küçük bir çocukken bir balerin olmayı kafasına koymuştu.Тя е била запалена танцьорка като дете.
Bir daha asla bu kadar rahat olmak istemiyorum, rahatsız olmayı tercih ederim.Аз никога няма да искам от тях да превземат вражеска позиция, а ще настоявам да ме последват до тази позиция.
Ancak çok yaygın olmayıp daha çok "-kun" kullanılır.Често е упорито; крещенето на „не“ става автоматично.
Ordusu olmayıp da NATO üyesi olan tek ülkedir.По тази причина страната не е член на НАТО.
O dürüst olmayı seçti.Тя го предизвиква да се покаже решителен.
Onların evliliği çok mutlu olmayı kanıtlıyordu.Бракът им се оказва не особено щастлив.
Bunu asıl nedeni sözleşmesinde ilgili bir madde olmayışıdır.Една от причините за това е фактът, че той няма основополагащ договор.
Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olmayıp köyde elektrik vardır ancak sabit telefon yoktur.До селото освен, че няма хубав път, в него няма ток.
Aynı zamanda bu heykelde temsil edilenler normal bir güreşçi olmayıp, uluslararası kahraman olmalıdır.На световното Балей е само резервен вратар и не играе, но също така става световен шампион.
Japonya'da doğmuş olmayı tercih ederdim.Бих предпочел да бях роден в Япония.
Sanırım ikimiz de başka bir yerde olmayı diliyoruz.Мисля, че и на двамата ни се иска да бяхме на друго място.
İlk zamanlarında veteriner olmayı hayal etmişti.Isprva je radio kao vojni veterinar.
Diane Selwyn'ın dairesine giden Betty ve Rita, kapıya cevap veren olmayınca eve gizlice girer.Betty i Rita odlaze u stan Diane Selwyn te provaljuju u njega kroz prozor, nakon što im nitko ne otvori vrata.
Tom'un ailesine yardımcı olmayı ummaktadır.Majka je sve pokušala da bi pomogla kćeri.
Sözcük, asıl olmayı ifade eder.Riječi iskazuju biti stvari.
Bu şarkı İsveç'te 2 numara olmayı başardı.Pjesma je dospjela na broj dva u Finskoj.
Dîn-i İlâhî, on erdeme sahip olmayı emretmiştir.Savez sadrži Deset Božjih zapovjedi.
Adanaspor ligde dördüncü olmayı başardı.Njima je uspjelo doći do četvrtog jezerca.
Bir daha asla bu kadar rahat olmak istemiyorum, rahatsız olmayı tercih ederim.Ne volim se dokazivati, ne volim objašnjavati, ne volim kad moram previše puta ponavljati.
Bir "yalancı" olmayı reddetti.Odbio je glumiti vlč.
O dürüst olmayı seçti.Izabralo ga je plemstvo.
Elbette güce sahip olmak sürekli bir mücadele içinde olmayı da gerektirir.Egzistencija čovjeka se stalno suprostavlja bitku po sebi.
Karelce'nin standart bir yazı dili olmayıp her yazar kendi dialekti ile yazmaktadır.Jedna spisovná karelčina neexistuje, každý autor píše vo svojom nárečí.
Günümüzde geçit denize yakın olmayıp birkaç kilometre içerdedir.V súčasnosti priesmyk nie je tak blízko k zátoke ako kedysi, ale niekoľko kilometrov vo vnútrozemí.
Tom'un ailesine yardımcı olmayı ummaktadır.Je v spoločnej starostlivosti rodičov.
Şampiyon olan sekiz takımdan altısı kendi evinde şampiyon olmayı başardı.Šesť z ôsmich krajín, ktoré dokázali zvíťaziť na majstrovstvách, zvíťazili na turnaji vo svojej krajine.
Sahnede olmayı da çok seviyorum.Dodnes má obľubu v hre na klavír.
Robin Wood, onlarla birlik olmayı kabul eder; Spike'la bile.Rozhodne sa ju opraviť - spolu s Mookiem.
Dicle nehri üzerindeki Selesya şehir doğu eyaletleri için başkent olmayı sürdürdü.Seleukia nad Tigridom zostala aj naďalej hlavným mestom pre východné provincie.
Diss., Saarbrücken 1998. ^ Babası olup olmadığı kesin olmayıp erkek kardeşi olması da muhtemeldir.AÚ BB 1998 Pravda a krása nie sú rodné sestry.
Lo malo, İspanya'da 1 numara olmayı başardı.Na Slovensku dosiahol najväčšie úspechy v drese 1.
18 yaşındaki oğlu bir blues müzisyeni olmayı planlamaktadır.Je otcom osemmesačného syna, ako s hrdosťou oznámi.
İnkılâp devrimden, devrim gibi radikal ve ani olmayıp, daha yumuşak geçişler şeklinde olmasıyla ayrılır.V populárnej hudbe už nikto nebude revolučnejší, kreatívnejší a výraznejší...
19 yaşında Paolini New York Times gazetesinin en çok satan yazarı olmayı başardı.Vo veku 19 rokov sa stal jedným z najpredávanejších autorov New York Times.
Feminist olmayı yeniden tanımlaması çerçevesinde "bireysel" bir harekettir.Prostredníctvom socializácie ako celoživotného procesu sa jedinec stáva osobnosťou.
14 Ağustos 1945'te Japonya, kayıtsız şartsız teslim olmayı kabul etmiştir.Japonsko oznámilo bezpodmienečnú kapituláciu 15. augusta 1945.
Fakat Dünya'nın Yedinci Harikası olmayı başarmıştır.Jeho najlepším výsledkom je 7. miesto z majstrovstiev sveta.
Bunun nedeni, oldukça parlak olan Achernar (α Eri) dışında, parlak yıldızının olmayışıdır.Hoci ide o rozľahlé súhvezdie, nie je v ňom veľa jasných hviezd s výnimkou alfa Achernar.
Sahnede olmayı da çok seviyorum.Zelo rada je nastopala na gledališkem odru.
Takip eden günlerde de Tahrir Meydanı, Kahire'deki protesto gösterilerinin merkezi olmayı sürdürdü.V naslednjih dneh je trg ostal glavni center protesta v Kairu.
Iquitos'a Lima'dan kara yolu ile ulaşmak mümkün olmayıp, ulaşım uçak ya da vapurlarla olur.Iquitos iz Lime ni dostopen po cesti ampak le z letalom ali ladjo.
Bir gün onun kadar güçlü olmayı umuyor.Verjela je, da bo nekega dne postal lep.
Bu planlanan aşk iksiri göze konulunca ilk göz açılmasında görülen ilk şeye aşık olmayı içermektedir.Ko se bo prebudila, se bo noro zaljubila v prvega, ki ji bo prišel pred oči.
Ancak Persephone, kibirli olmayışı nedeniyle Hades'e, yavaş yavaş aşık olmaya başlamıştır.Ladislav je zaradi naklonjenosti do Kumanov postal zelo nepriljubljen.
Bir "yalancı" olmayı reddetti.Zavrnil je »naključje«.
14 Ağustos - Japonya, kayıtsız şartsız teslim olmayı kabul etti.10. februar - Bagdad se brezpogojno preda.