Fakat Dünya'nın Yedinci Harikası olmayı başarmıştır.Селезінка В. Сім чудес світу.
O dürüst olmayı seçti.Він хоче добитися справедливості.
678'de ve 68'0de iki kadınla daha evlendi ama bunlardan da çocuğu olmayınca ikisini de boşadı.Одружувався у 678 та 680 роках, проте розлучився у 682 році через відсутність дітей.
“Eline, diline, beline sahip olmayı” gerektirir.Ти повинен примусити поважати твою волю, твою мову, тебе самого».
Onların evliliği çok mutlu olmayı kanıtlıyordu.Їхній шлюб описували як дуже щасливий.
Size daha iyi olmayı ve bu başarıları tekrarlamayı istetiyor.Потрібно все більше і більше, щоб отримати те ж саме відчуття.
Bir model olmayı düşlemektedir.Мріє стати справжнім характерником.
Sufizm gerçekte mistik bir sistem veya bir din olmayıp bir bilgi bütünüdür.”Суфізм насправді не містична система, не релігія, але сукупність знань».
Tüm bunların olmayışı ilçeye çok yakın bir köy olmasındandır.Так утворилося невелике, спочатку безіменне селище.
Gerçek bir çocuk olmayı ister.Мріє стати справжньою дівчиною.
Uzatma dakikalarında başka gol olmayınca, mücadele final tekrar maçına taşındı.Лише коли бій годинника припинявся, веселощі поновлювалося.
Chieftan Mews: Lütfen bana aşık olmayın.Мардж: Гомі, дякую, що не вбив мене.
Ve 21 yaşında olmasıyla James Bond'un "en genç kötü adamı" olmayı başardı.«Всі знали мене тільки як молодшого брата Джеймса Франко.
Bir "Tenenbaum" olmayı çok ister.Значний інтерес проявила компанія Tennenbaum.
Köyde en büyük problem, su şebekesinin olmayışıdır.Основною проблемою села є відсутність дитячого садку.
Bunlardan başka bir yapı olmayıp gayet boş bir kaleydi.А тут — нічого, просто порожнє місце.
Ayrıca Navy SEALs olmayı düşünmüştür.Так вона зацікавилася мореплавством.
Yağışlar düzenli olmayıp, en çok ilkbahar mevsiminde yağış almaktadır.У дощ чи холод немає необхідності виходити на вулицю, особливо рано вранці.
Yahudi kimliği, bir Yahudi cemaatine bağlı olmayı gerektirebilir.Політичне рішення єврейського питання, на його думку, має бути узгоджене з великими державами.
Yam onun yerine geçerek tanrıların efendisi olmayı istiyordu.У своїй поразці майя вбачали волю богів.
Bu sıralarda Céline doktor olmayı istemeye başlamıştır.Тому Олександр вирішив стати лікарем.
Fakat kariyerini bırakıp bir ev kadını ve anne olmayı seçmiştir.Вона зробила свій вибір, що дозволяє їй стати матір'ю і гарною дружиною.
Erkan böylece uzun bir aradan sonra dünya şampiyonu olmayı başardı.Там йому для того, аби стати чемпіоном світу не вистачило зовсім трохи.
Ama Damat Halil Paşa bu anarşik durumda sadrazam olmayı reddetti.Однак гетьман Мазепа рішуче відмовився бути посередником у цій справі.
Polis olmayı istemektedir.Мріяв стати поліцейським.
O, bir tasarımcı olmayı umuyor.Вона сподівається стати дизайнером.
O, bir doktor olmayı istiyor.Він хоче стати лікарем.
Meşgul olmayı severim.Мені подобається бути зайнятим.
Korkak olmayı bırak.Перестаньте бути боягузами.
Biz hâlâ orada olmayı planlıyoruz.Ми все ще плануємо бути там.
Tom bana bir erkek olmayı öğretti.Том навчив мене, як бути чоловіком.
Kurban olmayı bırak.Перестань бути жертвою.
Bloom,Kayıp Kralığı kurtarıp Sparks Prensesi olmayı başarabilecek mi?Podaří se Bloom stát se princeznou Sparxu?
Kendisini "içe dönük bir çocuk" olarak tanımlamakta ama gizliden gizliye aktör olmayı istemekteydi.Přesto, že byl introvertní dítě, tajně si přál být herec.
SG-1'in yaramazı olmayı başarır.SG-1 si musí pomoci sama.
Bir "Tenenbaum" olmayı çok ister.Povolena měla být píseň „O Tannenbaum“.
Kişi heteroseksüel, eşcinsel, biseksüel ya da aseksüel olmayı kendisi seçmemektedir.Odmítá se definovat jako heterosexuální, homosexuální nebo bisexuální.
Amerika’ya gidip orada zengin olmayı kurmaktadır.Nyní se chtěl dostat do Ameriky, protože doufal, že tam zbohatne.
Tom'un ailesine yardımcı olmayı ummaktadır.Nicole požádá o pomoc svého otce.
Bunun nedeni, oldukça parlak olan Achernar (α Eri) dışında, parlak yıldızının olmayışıdır.Ačkoli jde o rozsáhlé souhvězdí, není v něm mnoho jasných hvězd s výjimkou hvězdy Achernar.
Minaresi orijinal olmayıp, 1967 depreminden sonra yenilenmiştir.Minaret byl přebudován v letech 1964-1967 poté, co se původní zhroutil.
Onların evliliği çok mutlu olmayı kanıtlıyordu.Jejich manželství bylo velmi šťastné.
Vitória, ligde birkaç kez 3. bir kez de (1971-72 sezonunda) 2. olmayı başarmıştır.Vitória také několikrát skončila na třetím místě a v sezóně 1971/72 dokonce na druhém místě v první lize.
Yılın sonunda ise Fortec Motorsport ile katıldığı Formula BMW Dünya Finallerinde beşinci olmayı başarmıştı.V závěru roku získal pátou příčku ve Světovém finále F BMW v týmu Fortec Motorsport.
Chieftan Mews: Lütfen bana aşık olmayın.Dostupné online. Aneta Langerová: Ať se mi nevrtají ve vztahu.
O yıl Avrupa ve Dünya Şampiyonu olmayı başarmıştır.Následující ročník evropského i světového šampionátu vyhrál.
Onlar da teslim olmayıp mücadele ediyorlar.Vesnice se ale nevzdává a bojuje.
Lee Min Ho çocukken profesyonel bir futbolcu olmayı istiyordu.Jako malý se chtěl Michael stát profesionálním fotbalistou.
Polis olmayı istemektedir.Chci modernizaci policie.
Ama bir kült klasiği olmayı başarmıştır.Nepodobalo se to přitom klasickému styku.
Şampiyon olan sekiz takımdan altısı kendi evinde şampiyon olmayı başardı.Šest z osmi zemí, které dokázaly zvítězit na mistrovství, zvítězily alespoň jednou na turnaji ve své zemi.
Bu arada bir yetişkin dergisinin kapak kızı olmayı başardı.Později se ujala vedení nově vzniklého časopisu Mädchen.
Kazanan takımın sadece elenmeyenleri Survivor olmayı başarır.Přeživší obránci tak mohou oslavit nečekaný triumf.
Yabancı kaynaklı yaklaşık 10.000 Taliban savaşçısı teslim olmayı reddetti ve inatla direnmeye devam ettiler.Nejméně 600 internovaných odmítlo tábor opustit.
Carolina bir kontes olmayi hiç istemedığını ve hiçbir gerekli yeteneği olmadığını bildirir.Ale Sylva nyní prozrazuje, že není žádná hraběnka.
İngiliz ekibi bu kupayı kaldıran üçüncü Londra kulübü olmayı başardı.Pokud by uspěl byl by třetím obvodem v rámci Velkého Londýna s tímto postavením.
Yazı dili olma hüviyeti kazanmış bir dilleri olmayıp, kullandıkları Romca, konuşma dili niteliğindedir.Jazyky, a to nejen románské, se staly jejím osudem.
Asya'da savaş, 15 Ağustos 1945 tarihinde Japonya’nın teslim olmayı kabul etmesiyle sona erdi.Následkem těchto událostí 15. srpna 1945 Japonsko bezpodmínečně kapitulovalo.
Arazi yapısı ise tarıma elverişli olmayıp çok engebelidir.Druh je společenský a nepříliš teritoriální.
İnsanlardan sadece onu sevmelerini, onlar için önemli birisi olmayı ve emrini izleyecek müritler istiyor."Usiluje hlavně aby ho lidi měli rádi, byl pro ně důležitý a měl stoupence, kteří ho poslechnou na slovo."