Polis olmayı istemektedir.Marzy o zostaniu policjantką.
Bir "Tenenbaum" olmayı çok ister.Zdobył przydomek „Tennessee Plowboy”.
Fakat Dünya'nın Yedinci Harikası olmayı başarmıştır.Jej najlepszym osiągnięciem wtedy było siódme miejsce w sztafecie.
SG-1'in yaramazı olmayı başarır.Został zniszczony przez SG-1.
Ama bir kült klasiği olmayı başarmıştır.Specjalizował się w kombinacji klasycznej.
Ordusu olmayıp da NATO üyesi olan tek ülkedir.W UE są państwa należące do NATO, ale także nie będące jego członkiem.
Yamato'nun da B-Daman'ı olmayınca içinden "Keşke bir tane olsaydı!Gdy widz poznaje Yamato, nie miał on jeszcze B-Damana.
Islah olmayı kabullenmez ama suçluluk da duymaz.Jest też nieśmiały i nie potrafi się przyznać do winy.
Din eğitimi alan yazar önceleri rahip olmayı düşünüyordu.Wybierając drogę życia zakonnego, początkowo chciał zostać księdzem.
Yaşam yalnızca organik kimyaya bağlı olmayıp inorganik kimyayla da önemli derecede bir bağa sahiptir.Twierdził, że proces ten ma charakter czysto chemiczny i nie są do niego potrzebne żywe organizmy.
Ancak, Capoue transfer olmayı kabul etmedi.Rooney nie przyznawał się jednak do zdrady.
Yzma bir seferinde imparatoriçe olmayı başarmıştır.Eugenia została cesarzową.
2.olmayı Lewis Hamilton başarmıştır.Na trzecim wyprzedził Lewisa Hamiltona.
O yıl Avrupa ve Dünya Şampiyonu olmayı başarmıştır.W tym samym roku zdobył też mistrzostwo świata i Europy.
Türkçedeki "ce" sesi gibi olmayıp biraz daha "j" sesine yakındır.W języku tybetańskim nie wymawia się dźwięku „z” a najbliższym jego odpowiednikiem może być dźwięk „dz”.
Herhangi bir değişim olmayıncaya kadar algoritma tekrarlamaya devam eder.Przerywane jest wykonywanie algorytmu, gdy podczas przejścia przez całą tablicę nie nastąpiła zamiana.
Bu bulgu, yerleşimdeki halkın çiftçi bir halk olmayıp kentli bir yaşam sürdüklerini göstermektedir.Film w sposób zabawny opowiada o tym, co dzieje się w gospodarstwie wiejskim, gdy nie ma farmera.
Zamanının en saygı duyulan hükümdarlarından olmayı başarmıştır.Na jego rządy przypada okres największego powodzenia Obodrzyców.
15 yaşında liseyi bırakarak eczacıda çalışmaya başlar, buna rağmen iş idaresi okulundan mezun olmayı başarır.Mimo, że w wieku 15 lat zdał egzamin kończący szkołę ponadgimnazjalną, kontynuuje domowe nauczanie.
Kral Midas da her dokunduğunun altına dönüşmesini ve böylece daha zengin olmayı istemiş.Władca poprosił, aby każda rzecz, której dotknie, zamieniała się w złoto.
Modaya yoğun bir ilgi duymaktadır ve bir dergide stil editörü olmayı düşlemektedir.Zbyt śmiały tekst wywołuje skandal w redakcji.
Bu kural da kesin olmayıp çeşitli ülkelerin kanunlarına göre değişiklik göstermektedir.Nie mogą też zmieniać wysokości podatków, jako że są one określane na poziomie kraju w drodze ustawy.
"Durduğu" sürede ışık olmayı bırakmıştır.Потому́, что уже́ светло́. → Dlaczego wyłączyłeś światło?
Tom Mary ile asla tanışmamış olmayı diledi.Tom marzył
Yalnız olmayı sevmiyorum.Nie lubię być sama.
Hiçbir zaman bağımsız bir avukat olmayı başaramamıştır.Han lyckades dock aldrig att bli advokat.
Sufizm gerçekte mistik bir sistem veya bir din olmayıp bir bilgi bütünüdür.”Sufism är faktiskt inte ett mystiskt system, inte en religion utan en kropp av kunskap".
Nadia dönmüştür, ve Jim Michelle'e birlikte olmayı teklif eder.Nadia återvänder, och Jim ber Michelle att hjälpa honom att ha sex med henne.
Bir "yalancı" olmayı reddetti.Även översatt som "En lögnare".
Enzimler olmayınca bu tepkime anlamsız denecek derecede yavaş meydana gelir.Saknas enzymer sker dock denna reaktion så långsamt att den blir obetydlig.
Chieftan Mews: Lütfen bana aşık olmayın.Liza Marklund: Träng inte ut våra musiker!
"Yeteri kadar yiyecek olmayınca insanlar açlıktan ölür.Om de inte får mat hungrar de snabbt ihjäl.
Kahraman olmayı istemektedir.Hon längtar efter att få spela hjälte.
Önümüzdeki 20 yıl boyunca Norveç'in en ünlü ve en sevilen şarkıcı ve şovmenlerinden biri olmayı başardı.Under de följande tio åren blev hon en av Norges mest kända och uppskattade sångerskor och underhållare.
Topluluk, bu gerekçe ile ona maddî destek olmayı reddetti.Denne vägrar ge dem någon vidare hjälp på grund av detta.
Büyük-küçük harf ayrımı olmayıp hepsi aynı şekilde yazılır.Korta och långa vokaler skiljs inte åt utan skrivs med samma tecken.
O zamanlara kadar, hep şarkıcı olmayı istemişti.Själv var han förut en sångare.
İlk zamanlarında veteriner olmayı hayal etmişti.Under första högstadieåret hade hon tankar på att bli veterinär.
Mahallenin adının nasıl konduğu hakkında bilgi olmayıp yöresel ismi Remokê olarak bilinir.Det är oklart varför stadsdelen Stattena kallas så.
Amerika’ya gidip orada zengin olmayı kurmaktadır.Hon lockar med Amerika för där skulle han få resurser.
Dördüncü ligde de kendi gruplarında dördüncü olmayı başardılar.Din hånd i min hånd slutade där på fjärde plats.
Böylece uzaya çıkan ilk insan olmayı başarmış oldu ve bu başarısıyla birlikte uzay çağını başlattı.Vem hade den största atombomben, vem kom först ut i rymden och vem var bäst i idrott?
Gerçek bir çocuk olmayı ister.Ibland önskar han att han var en riktig pojke.
Kim: Kızıl saçlı, sosyal olmayı seven biridir.Leo är den rödhåriga killen, som älskar att dirigera.
Erkek kardeşi zengin olmayı başarmıştır.Bröderna blev mycket förmögna.
Osmanlı Meclis-i Umumî'ye vekil olarak seçilmesi tavsiye edildi fakat vekil olmayı reddetti.Var på förslag att utses till greve men avstod.
Sanal parçacığın kinetik enerjisi hızla olağan bir ilişkiye sahip olmayıp zıt olabilir.Dess kinetiska energi tar med andra ord inte alltid det vanliga sambandet med hastighet.
Tarihi hakkında pek bilgi olmayışının sebebide budur.Det är irrelevant för själva historien.
Bir gün onun kadar güçlü olmayı umuyor.Jag måste va minst lika stark som han.
Fakat safkan, melez ya da muggle doğumlu olmayı önemsemezler.Slytherin ansåg nämligen inte att halvblod och mugglarfödda var trovärdiga.
Fakat Dünya'nın Yedinci Harikası olmayı başarmıştır.Man kan också bygga världens sju underverk.
Asya'da savaş, 15 Ağustos 1945 tarihinde Japonya’nın teslim olmayı kabul etmesiyle sona erdi.Kriget i Asien avslutades den 15 augusti 1945 då Kejsardömet Japan kapitulerade.
Albümden, Billboard Hot Country Songs listesinde hit olmayı başaran beş single çıktı.På albumet fanns fem hitsinglar som hamnade på Billboards Hot Country Songs-lista.
Onların evliliği çok mutlu olmayı kanıtlıyordu.Detta äktenskap anses ha varit mycket lyckligt.
Nasıl uyursun sen?” dedi, “Kalk, tanrına yalvar, belki halimizi görür de yok olmayız.”А друга жидувка каже: «Не радуйтеся нашуй біді, бо нами причинять, а вами замісять».
Serbest kalmasını sağlamak için, V. Bagrat müslüman olmayı kabul etmiştir.Щоб здобути собі свободу, Баграт V погодився стати мусульманином.
Bunun sonucunda Prusyalı liderler Alman siyasetinde önemli bir role sahip olmayı beklediler.Відповідно, прусські лідери розраховували на помітну роль в політиці Німеччини.
Daha sonra da 1903'e kadar Avusturya-Macaristan hastanelerinde çalışan tek kadın tıp doktoru olmayı sürdürdü.Після цього залишалася єдиним лікарем-жінкою в Австро-Угорській лікарні до 1903 року.
Tom'un ailesine yardımcı olmayı ummaktadır.Томе стала для них прийомною матір'ю.
Hem Berthe hem de kız kardeşi Edma Morisot ressam olmayı seçtiler.Згодом вона та її сестра Едма Морізо́ стануть художницями.