Ana içeriğe geç
Sözlük

olmanı ile cümle

olmanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlık그냥 한 대 피는거죠, 그게 더 멋있기는 했을텐데.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkMi accenderei una sigaretta. Farebbe più figo.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkMi-aş aprinde ţigara. Ar arăta mai important.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkMir einfach eine Zigarette anzünden. Würde cooler aussehen.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkProste by som si zapálil cigaretu. Vyzeral by som drsnejšie.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkSaya akan menyalakan sebuah rokok. Itu akan terlihat lebih keren.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkSólo encendería un cigarrillo. Parecería más en onda.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkSytyttäisin vain tupakan. Se näyttäisi coolimmalta.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkTôi chỉ cần châm điếu thuốc. Trông còn ngầu hơn.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkZapálil bych si prostě cigaretu. Vypadalo by to lépe.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkZwyczajnie zapaliłbym, wyglądałoby to bardziej stylowo.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkΑπλά θα άναβα ένα τσιγάρο. Θα φαινόταν πιο κυριλέ.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkВиглядав би крутішим.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkПросто бих запалил цигара. Би изглеждало по-готино.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkЯ бы затянулся. Так я хотя бы выглядел круче.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkהייתי פשוט מדליק סיגריה. זה היה נראה יותר מגניב.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkسوف أشعل سيجارة فقط. سوف يبدو ذلك أكثر روعة.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlık見えるかもしれません こんな感じに -
Çevir sesinin WAV dosyası halinde kaydı, sadece dünyanın sonunun gelmediğinden emin olmanız için.Es ist nur eine Tondatei eines Freizeichens, nur um sicherzustellen, dass die Welt nicht untergegangen ist.
Çevir sesinin WAV dosyası halinde kaydı, sadece dünyanın sonunun gelmediğinden emin olmanız için.Este de fapt un fisier de tip WAV care contine acel ton, doar ca sa te reasigure ca lumea nu s-a sfarsit.
Çevir sesinin WAV dosyası halinde kaydı, sadece dünyanın sonunun gelmediğinden emin olmanız için.Es un archivo WAV de un tono de marcado, que únicamente está para asegurarles que el mundo no se ha acabado.
Çevir sesinin WAV dosyası halinde kaydı, sadece dünyanın sonunun gelmediğinden emin olmanız için.E' un file WAV di un tono di chiamata, serve solo a rassicurarti che il mondo non è finito.
Çevir sesinin WAV dosyası halinde kaydı, sadece dünyanın sonunun gelmediğinden emin olmanız için.하지만 이것은 일종의 "fake"에요. 이 통화음 자체가 WAV 형식의 파일이거든요. 단순히 전화를 걸수 있다는 사실을 사람들에게 확인시켜주는 기능만 하는거죠.
Çevir sesinin WAV dosyası halinde kaydı, sadece dünyanın sonunun gelmediğinden emin olmanız için.Het is een WAV-file van een kiestoon, om je gerust te stellen dat de wereld niet is vergaan.
Çevir sesinin WAV dosyası halinde kaydı, sadece dünyanın sonunun gelmediğinden emin olmanız için.Музикален файл е на телефонен тон, само за да ви успокоят, че светът не е свършил.
Çevir sesinin WAV dosyası halinde kaydı, sadece dünyanın sonunun gelmediğinden emin olmanız için.Это файл формата WAV с записью телефонного гудка, просто чтобы убедить вас, что мир не рухнул.
Çevir sesinin WAV dosyası halinde kaydı, sadece dünyanın sonunun gelmediğinden emin olmanız için.אבל זה רק זיוף. זה קובץ שמע של צלצול חיוג וזה רק כדי להרגיע אותך, שהעולם לא נגמר.
Çevir sesinin WAV dosyası halinde kaydı, sadece dünyanın sonunun gelmediğinden emin olmanız için.لكنها عبارة عن نغمة مزيفة,مجرد ملف صوتي لنغمة الاتصال, ولاطمئنكم ان ذلك ليس نهاية العالم
Çevir sesinin WAV dosyası halinde kaydı, sadece dünyanın sonunun gelmediğinden emin olmanız için.世界が終わってないと あなたを安心させるだけのものです 発信音はなんにでもできます サルサ音楽
Çevreci olmanın önemini anladım저는 환경적인 이슈들의 중요성에 대해 깨달았고
Çevreci olmanın önemini anladımאני הבנתי את החשיבות של נושאים סביבתיים,
Çevreci olmanın önemini anladımاكتشفت أهمية المسائل البيئية
Çevreci olmanın önemini anladımリンドバーグも人生の最後の3分の1は環境問題に懸けていました
Ciddi olmanın gittikçe zorlaştığını düşünüyorum.Creo que en realidad se esta volviendo más difícil el ser serio
Ciddi olmanın gittikçe zorlaştığını düşünüyorum.Descopăr că devine de fapt chiar greu să fii serios.
Ciddi olmanın gittikçe zorlaştığını düşünüyorum.En fait, je trouve que c'est très difficile d'être sérieux.
Ciddi olmanın gittikçe zorlaştığını düşünüyorum.저는 진지해지는 것이 점점 더 어려워집니다.
Ciddi olmanın gittikçe zorlaştığını düşünüyorum.Trovo che sia sempre più difficile essere seri.
Ciddi olmanın gittikçe zorlaştığını düşünüyorum.Uważam, że to naprawdę trudne, zachować powagę.
Ciddi olmanın gittikçe zorlaştığını düşünüyorum.Βρίσκω ότι γίνεται πολύ δύσκολο το να είμαι σοβαρή.
Ciddi olmanın gittikçe zorlaştığını düşünüyorum.Всъщност откривам, че става наистина трудно да си сериозен.
Ciddi olmanın gittikçe zorlaştığını düşünüyorum.Я нахожу, что в действительности трудно быть серьезным.
Ciddi olmanın gittikçe zorlaştığını düşünüyorum.אני מוצאת שזה נהיה ממש קשה להיות רצינית
Ciddi olmanın gittikçe zorlaştığını düşünüyorum.وأجد في الواقع أن المرء يجد صعوبة كبيرة في أن يكون جادا
Ciddi olmanın gittikçe zorlaştığını düşünüyorum.普段は まじめさを求められて 仕事をするのですが
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane a inteles ca fiind in nesiguranta, ca fiind supus greselii, ca fiind contestat, toate ranesc.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane avait compris que l'incertitude, la faillibilité, le fait d'être contesté, font mal.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane begreep dat het uitdagen van onzekerheid en feilbaarheid, pijn doet.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane capì che l'incertezza, la fallibilità, l'essere sfidati, è doloroso.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane chápal, že když nejistotu či omylnost vytáhnete na světlo, bolí to.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane chápal, že neistota, že omylnosť, že byť spochybňovaný, to bolí.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane compreendia que a incerteza, a falibilidade, o ser contestado, magoa.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane entendía que la incertidumbre, la falibilidad, el sentirse cuestionado, duele.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane förstod att osäkerhet, brist och utmaning gör ont.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane hiểu rằng sự không chắc chắn đó, sai lầm đó, mà đang được thử thách, họ sẽ bị tổn thương.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane megértette, hogy a bizonytalanság, az esendőség, ami itt ki lett hívva, bizony fájdalmas.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane mengerti bahwa ketidakpastian, bahwa kelemahan, bahwa menghadapi tantangan, adalah menyakitkan.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane rozumiał, że niepewność, omylność, podważanie opinii bolą.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane verstand, dass Unsicherheit, Fehlbarkeit, infrage gestellt werden, das tut weh.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.코코란은 불확실성, 불완전성, 그리고 도전을 받는다는 것은 우리에게는 고통스러운 일이라는 것을 이해했지요.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod