Bu uyarıldığında, canlı olmanın onayı, size neredeyse hücresel boyutta ulaşır.När det fungerar är det bekräftelsen av att vara vid liv, det når dig på en närmast cellnivå.
Bu uyarıldığında, canlı olmanın onayı, size neredeyse hücresel boyutta ulaşır.Quand elle est exploitée, l'affirmation que vous êtes en vie, elle vous arrive presque à un niveau cellulaire.
Bu uyarıldığında, canlı olmanın onayı, size neredeyse hücresel boyutta ulaşır.Quando é explorada, a afirmação de se estar vivo, alcança-nos a um nível quase celular.
Bu uyarıldığında, canlı olmanın onayı, size neredeyse hücresel boyutta ulaşır.Quando è fatta, la conferma di essere vivi, vi pervade in ogni singola cellula.
Bu uyarıldığında, canlı olmanın onayı, size neredeyse hücresel boyutta ulaşır.Wenn das geschieht, spürt man die Gewissheit, am Leben zu sein, beinahe in jeder Zelle des Körpers.
Bu uyarıldığında, canlı olmanın onayı, size neredeyse hücresel boyutta ulaşır.Όταν αυτό συμβεί, η επιβεβαίωση ότι είσαι ζωντανός, διεισδύει σε κάθε σου κύτταρο.
Bu uyarıldığında, canlı olmanın onayı, size neredeyse hücresel boyutta ulaşır.Когато се пресъздаде добре, това утвърждаване на чувството да си жив те докосва почти на клетъчно ниво.
Bu uyarıldığında, canlı olmanın onayı, size neredeyse hücresel boyutta ulaşır.Когда это случается, вы ощущаете жизнь каждой клеткой вашего тела.
Bu uyarıldığında, canlı olmanın onayı, size neredeyse hücresel boyutta ulaşır.כשמתחברים לזה, האישור של היותכם חיים מגיע כמעט עד לרמת התא הבודד.
Bu uyarıldığında, canlı olmanın onayı, size neredeyse hücresel boyutta ulaşır.إثبات الحياة حين يتم استغلاله، يوصلك إلى مستوى شبه خلوي.
Bu uyarıldığında, canlı olmanın onayı, size neredeyse hücresel boyutta ulaşır.細胞の1つひとつまでにも 響きわたります 芸術家が他の芸術家から 驚きを与えられると
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.Alors je suis ouverte aux possibilités de ne pas savoir et de découvrir quelque chose de nouveau.
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.Deci iau în calcul posibilitatea de a nu ști și de a afla ceva nou.
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.Entonces, yo estoy abierta a las posibilidades de no saber nada y de descubrir cosas nuevas.
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.Ich bin also offen für die Möglichkeit nicht zu wissen und dann was Neues zu entdecken.
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.Ik sta dus open voor de mogelijkheden van het niet-weten en het ontdekken van iets nieuws.
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.Jestem otwarta na możliwość niewiedzy i odkrywania czegoś nowego.
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.그러므로, 저는 무지의 가능성을 받아들이고, 새로운 것을 찾으려합니다.
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.Nyitott vagyok a tudatlanságban rejlő lehetőségekre, új dolgok kitalálására.
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.Sono aperta alla possibilità di non sapere e scoprire cose nuove.
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.Vậy nên, tôi mở rộng đối với khả năng mình không hiểu gì và tìm ra điều gì đó mới.
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.И така аз съм отворена към възможността да не зная и да открия нещо ново.
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.Поэтому я открыта возможностям, которые даёт незнание и узнавание чего-то нового.
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.לכן, אני פתוחה לאפשרויות של אי הידיעה ולגלות משהו חדש.
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.وهكذا فأنا أمام احتمالات عدم معرفة أي شيء جديد. والبحث عن شيء جديد.
Bu yüzden, bilmiyor olmanın olasılıklarına... ...ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaya açık biriyim.新しいものを生み出しています 子ども向けの本を書くのは見た目どおり簡単です
Bu yüzden bunu yapıyor olmanızı öneririm.Así que os lo recomiendo.
Bu yüzden bunu yapıyor olmanızı öneririm.Donc je vous recommanderais de le faire.
Bu yüzden bunu yapıyor olmanızı öneririm.Eu recomendo que todos façam isso.
Bu yüzden sana sürekli dikkatli olmanı söylüyorum.C'est pour ça que je te dis tout le temps de faire attention.
Bu yüzden sana sürekli dikkatli olmanı söylüyorum.Darum sage ich dir die ganze Zeit, dass du vorsichtig sein sollst.
Bu yüzden sana sürekli dikkatli olmanı söylüyorum.Đấy là lý do tại sao anh luôn bảo em phải cẩn thận
Bu yüzden sana sürekli dikkatli olmanı söylüyorum.De asta iti spun sa ai grija mereu!
Bu yüzden sana sürekli dikkatli olmanı söylüyorum.Ezért mondom neked mindig, hogy legyél óvatos!
Bu yüzden sana sürekli dikkatli olmanı söylüyorum.Per questo ti ripeto sempre di fare attenzione!
Bu yüzden sana sürekli dikkatli olmanı söylüyorum.Tämän takia käsken sinun olla varovainen kaiken aikaa!
Bu yüzden sana sürekli dikkatli olmanı söylüyorum.To dlatego zawsze ci mówię, żebyś była ostrożna!
Bu yüzden sana sürekli dikkatli olmanı söylüyorum.Αυτό είναι γιατί συνέχεια σου λέω<br /> να είσαι προσεχτική όλη την ώρα!
Bu yüzden sana sürekli dikkatli olmanı söylüyorum.Вот почему я все время прошу тебя быть осторожной!
Bu yüzden sana sürekli dikkatli olmanı söylüyorum.لهذا أقول لك أن تأخذى حذرك دائما
Bu yüzden sana sürekli dikkatli olmanı söylüyorum.ごめん... 大丈夫よ
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.- Baiklah. Dengar, Smith, aku ingin kau membantuku di luar sana.
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.El Sgto. Eversmann dijo que te prepares.
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.Hvad? Gæt engang.
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.Narednik Everson je rekel, da se pripravi in vzemi svoje stvari.
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.-Okej. Hör på Smith, jag vill att du ska backa upp mig där ute idag, okej?
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.O Sargento Eversmann disse para te preparares.
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.Posłuchaj Smith. Masz mnie osłaniać.
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.Sergentul Eversman a spus să-ţi pregateşti echipamentul.
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.Seržant Eversmann ti odkazuje aby si sa pobalil a bol pripravený.
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.Seržant Eversmann ti vzkazuje aby si se sbalil a byl připravený.
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.Ο λοχίας Εβερσμαν είπε να ετοιμαστείς.
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.Сержант Евърсмън каза да си вземеш нещата и да се приготвиш.
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.סמל אוורסמן אמר .שתכין את הציוד שלך ותתכונן
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.سهلا جدا.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkAcenderia um cigarro e isso pareceria porreiro.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkCsak rágyújtanék. Menőbben nézne ki.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkIk zou er een stuk cooler uitzien.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkJ'aurais juste à m'allumer une cigarette. J'aurais l'air plus cool.
Cep telefonu -- yani sürekli aşağı bakmalısınız, aynı zamanda gergin olmanızı sağlayan bir alışkanlıkJeg ville tænde en cigaret, det ville se sejere ud.