Onu gerçekten şimdi yapıyor olmaman gerekir.You really shouldn't be doing that now.
Tom komik olmamasına rağmen Mary'nin esprilerine güldü.Tom laughed at Mary's jokes, even though they weren't funny.
Tom komik olmamasına rağmen Mary'nin esprilerine gülmeliydi.Tom should've laughed at Mary's jokes, even though they weren't funny.
Şiddet, bir sevginin olmamasıdır.Violence is an absence of love.
Aşk ciddiye alınmalı, ama trajik olmamalıdır.Love should be taken seriously, but not tragically.
Tom hiç orada olmamalıydı.Tom should never have been there.
Bunu yapmak zor olmamalı.It shouldn't be difficult to do that.
Burada olmamam gerektiğini biliyorum.I know I shouldn't be here.
Tom, Mary'ye bu kadar gürültülü olmamasını söylemeli.Tom should tell Mary not to be so noisy.
Tom Mary'ye çok meraklı olmamasını söylemeli.Tom should tell Mary not to be so nosy.
Herhangi bir yardıma ihtiyacım olmamalı.I shouldn't need any help.
Bugün burada olmamalıyım.I shouldn't be here today.
Boston'da olmamalıydım.I shouldn't be in Boston.
Burada keyifsiz olmamalıyım.I shouldn't be down here.
Tom Boston'da olmamalı.Tom shouldn't be in Boston.
Tom Mary'yi çok gürültülü olmaması için uyardı.Tom warned Mary not to be too noisy.
Tom Mary'ye çok gürültülü olmamasını söyledi.Tom told Mary not to be so noisy.
Tom, Mary'ye çok meraklı olmamasını söyledi.Tom told Mary not to be so nosy.
Tom'a karşı çok pinti olmamalıydın.You shouldn't have been so mean to Tom.
Tom onu burada yapıyor olmamalı.Tom shouldn't be doing that here.
Çok yorgun olmama rağmen uyuyamadım.I couldn't fall asleep, even though I was very tired.
Tom'un bunu yapmasına gerek olmamasının gerçek nedeni nedir?What's the real reason Tom didn't need to do that?
Tom'un bunu yapmak zorunda olmamasının gerçek nedeni nedir?What's the real reason Tom didn't have to do that?
Nitelikli olmama rağmen işi almadım.I didn't get the job, even though I was qualified.
Tom, kötü bir şey olmamasını umuyor.Tom is hoping nothing bad happens.
Tom Mary'den çok gürültülü olmamasını istedi.Tom asked Mary not to be so noisy.
Tom'a bu kadar gürültülü olmamasını söyledim.I told Tom not to be so noisy.
Onu yapıyor olmaman gerektiğini biliyorsun, değil mi?You know that you're not supposed to be doing that, don't you?
Bir dahaki sefere o kadar kaba olmamaya çalış.Try not to be so rude next time.
Tom'un bununla hiçbir ilgisi olmamasından şüpheleniyorum.I suspect Tom had nothing to do with this.
Tom'un onunla hiçbir ilgisi olmamasından şüpheleniyorum.I suspect Tom had nothing to do with that.
Tom'un burada olmaması gerektiğinden şüpheleniyorum.I suspect Tom shouldn't be here.
Sami'nin içki içiyor olmaması gerek.Sami shouldn't be drinking.
Sami'nin öfkeli olmaması gerekir.Sami shouldn't be angry.
Tom yapmak zorunda olmamasına rağmen onu yaptı.Tom did that, even though he didn't have to.
Orada olmaman gerektiğini bilmiyor muydun?Didn't you know you weren't supposed to be there?
Onu yapıyor olmaman gerekir.You aren't supposed to be doing that.
Tom'un burada olmaması beni hayal kırıklığına uğrattı.I'm disappointed Tom isn't here.
Tom'un burada olmamasının sebebi, yatakta hasta olduğu içindir.The reason Tom isn't here is because he's sick in bed.
Büyük ihtimalle Tom'un burada olmamasının sebebi budur.That's most likely the reason Tom isn't here.
Sanırım yapabileceğimiz hiçbir şey olmaması mümkün.I think it's possible that there's nothing we can do.
Tom'un artık bunu yapmak zorunda olmamasından şüpheleniyorum.I suspect Tom doesn't have to do that anymore.
İnanç bir plasebo olsa bile, ona sahip olmayı olmamaya tercih ederim.Even if faith were a placebo, I would rather have it than not.
İman bir avuntu da olsa, ona sahip olmayı olmamaya yeğlerim.Even if faith were a placebo, I would rather have it than not.
Bunun mümkün olmaması lazım.This should not be possible.
Vaktimizi boşa harcıyor olmamamız gerekir.We shouldn't be wasting our time.
Ev işlerine yardım etmek zorunda olmamayı isterdi.He wishes he didn't have to help with the housework.
Tom'un artık aramızda olmaması üzücü.It's sad that Tom is no longer with us.
Can kaybı olmamasından memnunum.I'm glad that nobody died.
Babam köpek sahibi olmama izin vermedi.My father didn't allow me to have dogs.
Tom mat olmamak için kalesini feda etti.Tom sacrificed his rook to avoid mate.
Barış; anlaşmazlık ve çekişmenin hiç olmaması değil, onlarla başa çıkma becerisidir.Peace is not the absence of conflict, but the ability to cope with it.
Tom bunu yapmak zorunda olmamasına rağmen yapmıştı.Tom did it even though he didn't have to.
Dolayısıyla, tellürün atom ağırlığı 123 ile 126 arasında bulunmalı ve 128 olmamalıdır.Thus the atomic weight of tellurium must lie between 123 and 126, and cannot be 128.
Komünist olmamasına rağmen, Miklós Horthy hükümdarlığı sırasında birkaç kez tutuklandı.Although he was not a Communist, he was arrested several times during the regency of Miklós Horthy.
Ağırlıklar negatif olmamalıdır.The weights cannot be negative.
Onların eksikliği, başkalarının zihinlerinin bir teorisine sahip olmamalarıdır.What they lack is a theory of others' minds.
Kış dünyanın bu bölgesinde askeri faaliyet için normal bir zaman olmamaktadır.The winter is not normally a time for military activity in this part of the world.
Dolayısıyla, etnik barış, çatışmanın olmaması değil, şiddetin yokluğudur.Therefore, ethnic peace is an absence of violence, not an absence of conflict.
Bu parçacıkların birleşmiş olup olmamaları polimerizasyon koşullarına bağlıdır.Whether or not these subunits are joined together depends on the conditions of polymerization.