Umurumda bile olmamalı.I shouldn't even care.
Çok gergin olmamaya çalışın.Try not to be so tense.
Bir daha hiç soykırım olmamalı.No holocaust must ever happen again.
Olaylar arasındaki bağlantının olmaması olasılığı derhal reddedilebilir.The possibility of a lack of connection between the events can be dismissed immediately.
Orada olmamak için iyi bir nedenim vardı.I had a good reason for not being there.
Cankurtaran henüz görevde olmamasına rağmen yüzmeye gitmeye teşvik edildim.I was tempted to go swimming even though the lifeguard was not yet on duty.
Karanlıktan sonra tek başıma burada olmama izin verilmiyor.I'm not allowed to be here by myself after dark.
Burada olmamalıyız.We shouldn't be here.
Burada olmamalısınız.You shouldn't be here.
Tom okumak için yeterli zamanının olmamasından yakındı.Tom complained that he didn't have enough time to read.
Tom açıkçası Mary'nin burada olmamasından hayal kırıklığına uğradı.Tom is obviously disappointed that Mary isn't here.
Tom'un Mary'nin ödül aldığını görmesi için burada olmaması bir utançIt's a shame Tom isn't here to see Mary receive the award.
"O imkansız." " Seninle aynı fikirde olmamalıyım. Bu çok mümkün.""That's impossible." "I must disagree with you. It's very much possible."
Bir bahçemin olmaması ne yazık.What a pity I don't have a garden.
Endişelenme. Eminim, Tom'un henüz burada olmamasının sağlam bir nedeni var.Don't worry. I'm sure there's a good reason why Tom isn't here yet.
Para hakkında endişe etmek zorunda olmamak güzel olurdu.It'd be nice not to have to worry about money.
Senin ve Tom'un aynı fikirde olmaması çok olağan dışı.It's very unusual for you and Tom to disagree.
Bu olmamalıydı.That should not have happened.
Tekrar olmamalı.It shouldn't happen again.
Böyle olmaması gerekiyordu.That's not meant to happen.
Bunun tekrar olmamasından emin olmak için elimizden geleni yapıyoruz.We're doing all we can to make sure it doesn't happen again.
Bunun olup olmaması umurumda değil.I don't care if it happens or not.
Artık Tom'un yardıma ihtiyacı olmamalı.Tom shouldn't need any more help.
Tom'un herhangi bir yardıma ihtiyacı olmamalı.Tom shouldn't need any help.
Tom benden ona yardımcı olmamamı istedi.Tom asked me not to help him.
Tom, Mary'nin John ve onun onun hakkında konuşmasına kulak misafiri olmamasını diledi.Tom wished that Mary hadn't overheard John and him talking about her.
Tom burada olmamayı planlıyorsa, bana söylerdi.If Tom was planning not to be here, he would've told me.
Ben sadece bunun asla olmamasını ne kadar istediğimi sana söylemek istedim.I just wanted to tell you how much I wish this had never happened.
Eğer bana sinirli olmamamı söylemeyi durdursan bu kadar sinirli olmam.If you'd stop telling me not to be nervous, I probably wouldn't be so nervous.
Bana gergin olmamamı söylemeyi kesseydin herhalde bu kadar gergin olmazdım.If you'd stop telling me not to be nervous, I probably wouldn't be so nervous.
Yaşlıya karşı konuksever olmamak talihsiz bir şey.Inhospitality against the elderly is an unfortunate thing.
Bu saatte sokakta kimsenin olmamasını garip buluyorum.I find it odd that there isn't anyone on the street at this hour.
Bu kadar hızlı sürüyor olmamalısın.You shouldn't be driving this fast.
Birlikte olmamalıyız.We shouldn't be together.
Bu büyük bir anlaşma olmamalı.This shouldn't be a big deal.
Ayakta olmamalısın.You shouldn't be up.
Bunu tekrar yapmak zorunda olmamalısın.You shouldn't have to do that again.
Bir ilişki gizli olmak zorundaysa, onun içinde olmamalısın.If a relationship has to be a secret, you shouldn't be in it.
Sinirli olmamalısın.You shouldn't be nervous.
Şimdi burada olmamalısın.You shouldn't be here now.
Sen bile burada olmamalısın.You shouldn't even be here.
Arkadaşlarımızın burada olmamaları garip.It's strange that our friends are not here.
Buna otuz dolara sahip olmama izin verir misin?Can you let me have it for thirty dollars?
Bu iyi bir hikaye. Tek sorun doğru olmamasıdır.That's a good story. The only problem is that it's not true.
Araba sürüyor olmamalısın.You shouldn't be driving.
Biz bile burada olmamalıyız.We shouldn't even be here.
İyi haber gitmek zorunda olmamamız.The good news is that we don't have to go.
Tom bizimle olmamalı.Tom shouldn't be with us.
Bugün burada olmamalısın.You shouldn't be here today.
Onlardan birini satın almak için bu kadar çok ödemek zorunda olmamalısın.You shouldn't have to pay that much to buy one of those.
Hiç kimse buna katlanmak zorunda olmamalıdır.No one should have to put up with this.
Tom'un asıl problemi onun espri anlayışının olmamasıdır.Tom's main problem is he has no sense of humour.
Tom başarısız olmamak için ok çalışıyor.Tom is trying very hard not to fail.
Tom'un burada olmaması belki iyi bir şey.Maybe it's a good thing Tom isn't here.
O bu kadar sessiz olmamalı.It shouldn't be this quiet.
Tom orada olmamalıydı.Tom shouldn't have been there.
Tom bile orada olmamalıydı.Tom shouldn't have even been there.
Tom'un burada olmaması iyi bir şey.It's a good thing Tom isn't here.
Sınavı geçmede hiçbir sorunu olmamalı.She shouldn't have any problem passing the exam.
Zaten Tom'un bir kız arkadaşı olmamasını diliyorum.I wish Tom didn't already have a girlfriend.