Bazı kaynaklara göre ise yükseltilmemesinin asıl nedeni Alman vatandaşı olmamasıydı.ويقول بعض المؤرخين الآخرين أن السبب وراء عدم ترقيته يرجع إلى أنه لم يكن مواطناً ألمانياً.
974'lü yıllarda papa olduğu söylenen Papa II. Donus hiç var olmamıştır.البابا دونس الثاني، الذي قيل بأنَّه تولّى سنة 974، لم يوجد قط.
Şöyle yazar: "Hiç böyle bir şeye şahit olmamıştım.وقالت الشرطة "أنا لم أر قط شيئا مثل ذلك من قبل.
Yapay zekâda ise değişme olmamıştır.في حين لم يتغير باقي تشكيل الجهاز الفني.
Grip ile ilgisi olmamasına rağmen mide gribi ve gastrik grip olarak da adlandırılmıştır.على الرغم من عدم وجود أي علاقة له بالإنفلونزا، إلا أنه يسمى أيضاً "إنفلونزا المعدة" و"الإنفلونزا المعدية".
Bu farkında olmama durumu genellikle inkar veya herhangi bir biçimde tedaviye direnmeye sebep olur.قلة الوعي عادةً ما يؤدي إلى احدى أشكال الرفض و المقاومة لأي شكل من المساعدة أو العلاج.
Uluslararası toplum ise hiçbir şey olmamış gibi davrandı.يستمر الكبار في المجتمع وكأن شيئًا لم يحدث.
Sahte anı, bir insanın olmamış bir anıyı anımsamasıyla meydana gelen psikolojik bir olaydır.الذاكرة الكاذبة هي ظاهرة نفسية حيث يتذكر الشخص أموراً لم تحدث في الواقع.
Planlar çok uzun ve katı olmamalıdır.لا يجب أن تكون قصيرة للغاية أو طويلة للغاية.
Allah’u Teâlâ’dan hiçbir zaman gafil olmamıştır.(وما كان الله معذبهم وهم يستغفرون) فضل الاستغفار.
Ancak bu siyaset başarılı olmamıştır.لسوء الحظ، فإن هذه الإستراتيجية لم تنجح..
Bu kusurlu öncül evrenin sonsuz, hareketsiz ve homojen olmamasıydı.كان هذا هو الدليل المباشر الأول على أن الكون يتمدد وليس ثابتًا.
Bu da Nisan ile Ağustos arasında gerçek bir gölgenin olmamasına neden olur.ولا يحدث ظلام حقيقي بين أواخر أبريل ومنتصف أغسطس من كل عام.
( Azla tatmin olmamaya ve taraflı davranmamaya dikkat edin. )حرص ولا تخون:أي كن حريصًا، يضرب هذا المثل ليكن الإنسان حريصًا دون أن يفترض في ذهنه خيانة غيره له.
2008 yılında kadar siyasete karışmamış ve hatta bir şekilde seçmen olarak kayıtlı olmamıştır.كان كارتس حتى عام 2008 غير مشارك في الحياة السياسية، ولم يكن مسجلًا في كشوف الناخبين.
Oldukça uzun boyuna rağmen çok da yapılı olmaması, sert gözükmemesi akıllarda soru isareti bırakmıstı.على الرغم من فترة طويلة جدا، وذيله غير قادر على الإمساك بشئ.
Ağırlıklar negatif olmamalıdır.ولا يصح اعتبار اللتر وزنا .
Havagazıyla aydınlatma sadece sarayda olmamış, İstanbul'un bazı semtleri de Gazhane'den faydalanmıştır.لم تكن الإضاءة بالغاز الطبيعي في القصر فحسب، وإنما انتفعت بها بعض أحياء إسطنبول من خلال مبنى "الغازخانه".
Harekat sırasında kayda değer bir çatışma olmamıştır.لم تقع أي حوادث خطيرة خلال المسيرة.
Ancak son yıllarda kente yapılan göç fazla olmamaktadır.لم تهنأ المنطقة كثيرا في السنوات القادمة.
Dolayısıyla kârlar satıcılar için hiçbir zaman realize olmamıştır.لا يخبئ «التسويق بالإذن» أبدا مفاجآت سيئة لعملائه.
San Marino Avrupa Birliği'ne üye olmamasına rağmen para birimi olarak Euro'yu kullanır.العملة المتداولة هي اليورو مع أن سان مارينو ليست دولة في الاتحاد الأوروبي.
Ben çocuk olmama rağmen bunları çok iyi hatırlıyorum.رغم شقوتي وصغر سني هية هية هية هية..
1996 yılındaki Rusya Devlet Başkanlığı seçimlerinde aday olmamaya karar verir.في 2008 رُفض تقدمه لإنتخابات الرئاسة الروسية.
Müslüman Olmam Neyi Gerektirir?ماذا أفعل كمسلم ؟ ..
Sol görüşe yakın olan Lu Sin, Çin Komünist Partisi'ne ise hiçbir zaman üye olmamıştır.وإن كانت متعاطفة مع المثل العليا لليسار، في الواقع أبدا لو شون وانضم للحزب الشيوعى الصينى.
Azerbaycan ile ilişkileri soğuktur, bu iki ülkenin arasında diplomatik ilişkiler olmamaktadır.العلاقات متوترة عمومًا والدولتان ليس لهما علاقات دبلوماسية.
Oto tamirhanesi olmamakla birlikte, araç lastiği tamiri yapan bir dükkanı bulunmaktadır.حيث لا يمكنك شراء سيارة أودي تعمل بجر الديوك.
Bu kararı onaylamamış ama etkisi olmamıştır.على الرغم من ذلك، لا يعتقد أن هذا قد أثر على أدائه.
Sonuçta, müslüman olmamışlardır.انها مسلمة، وقال انه ليس كذلك.
2001 yılında yapılan genel kurulda ise aday olmamıştır.ومنذ عام 2001، لم يظهر أي مرشح مناسب جديد.
Çekingen ya da korkak olmamalıdır.أن لا يكون مبخراً أو مطيباً.
Ayrıca, fahişelerin yabancı olmaması gerekir.كذلك فإن الميل للابتعاد عن الغرباء من الأمور غير المألوفة.
Ama böyle bir durum vaki olmamıştır.مثل هذا الوضع لا يحتاج إلى موقف.
Taban suyu 1 m'den yakın olmamalıdır.و ينبغي الا يزيد قطر البقعة عن 1سم .
Hiçbir siyasi partiye üye olmamıştır.لا تمثل أي حزب سياسي.
Sağlak nötrinolar verimsiz olmak zorundadır, yani Standart Model’in hiçbir etkileşimine dahil olmamalıdır.يجب على النيترينو الأيمن أن يكون عقيماً، أي لايشترك في أي من تآثرات النموذج العياري.
Fakat Galatasaray'daki günleri aynı güzellikte olmamıştır.لم تكن سياسة بيلا في الجنوب بنفس النجاح.
Fakat hiç zayiat olmamıştır..ولكنهم لم يضربوا مطلقا..
Dış ticaretinde açık olmamaktadır.ولا يوجد فتح على المجال التجاري.
Karısının adı Selime Hatun'du ve hiç çocukları olmamıştı.هو سك-وي (숙의 허씨) , بدون أبناء .
Goeben'in İstanbul'a ulaşacak kadar kömürü olmaması sebebiyle Souchon, gemilerini Messina'ya yönlendirdi.توجه سوتشون إلى مسينة بسبب عدم وجود فحم كافي للوصول إلى إستانبول.
Aslında hiçbir zaman asker olmamıştır!لم يخطئ بحقى أبدا!
Düşüncede sınırlar olmamalıdır.مؤمنون بلا حدود تفكير
Bu benim gerçek hayatta olmamı sağlıyor" demiştir.أعتقدُ بداخلي أنَّ هذهِ فعلاً قصتي".
Üstün yetenekli çocuklara ayrı bir müfredat uygulanması görüşü nedeniyle demokratik olmamakla eleştirildi.وقد انتقدت الأساليب التي اختارها الممثل السامي باعتبارها غير ديمقراطية .
Her şeyden önce, bencil olmamalıyız.قبل كل شيء، يجب ألا نكون أنانيين.
Kış dünyanın bu bölgesinde askeri faaliyet için normal bir zaman olmamaktadır.O Inverno não era o tempo usual para atividades militares nessa parte do mundo.
Ancak, ışık hızı bu aynı alanların farkında olmamızı engeller.No entanto, a velocidade da luz nos impede de estar ciente dessas outras áreas idênticas.
Bununla beraber Sezar, karısı Pompeia'dan "karım hakkında hiçbir şüphe olmamalı" diyerek boşanmıştı.Mesmo assim, César se divorciou de Pompeia, afirmando que "minha esposa não deve estar nem sob suspeita".
Ayrıcalıklı bir denizci thema olmamasına rağmen, kendi filosu vardı.Não sendo um tema exatamente marítimo, mantinha a sua própria frota.
Bu konsepte bakarsak, bize açık düşence gerekiyor ama çok da açık olmamalı.Ao olhar para esse conceito, precisamos ter a mente aberta, mas não tanto.
Çiftin çocukları olmamıştır; bu da meşhur Struve astronomi hanedanının sonu olmuştur.Eles não tiveram filhos, e desta forma a famosa dinastia astronômica de Struve chegou ao fim.
Bira üretimi, kâr amaçlı bir girişim olmamalıdır.A cervejaria não se destina a ser um empreendimento lucrativo.
İtalyan askerleri şaşkındı ve organize olmamış bir şekilde top ateşi ile karşılık verdi.Soldados italianos ficaram surpresos e reagiram de forma desorganizada, sem a vigilância de fogo de canhão.
Hiçbir kanıt olmamasına rağmen, sessiz kalması için Stalin'in emriyle öldürüldüğü bazılarınca düşünülmüştür.Embora não haja provas de crime, alguns teorizam que Stalin ordenou sua morte para mantê-lo quieto.
Rüzgarın olmaması Doria'nın zararınaydı.A falta de vento não estava a favor de Doria.
Düşesin hiç çocuğu olmamıştı.A rainha nunca mais teve filhos.
Fakat Kepler daha sonra bu formülü kesin olmaması gerekçesiyle reddetti.No entanto, mais tarde Kepler rejeitou esta fórmula, porque ela não era precisa o suficiente.
Bu benim gerçek hayatta olmamı sağlıyor" demiştir.E é desse jeito que eu sou na vida real."