Çekingen ya da korkak olmamalıdır.Weder ein Held, noch ein Feigling.
Şarkının ne hakkında olduğunu bilmediklerime kani olmamın sebebi budur.Weshalb lüge ich Narr, ich weiß nicht, was ich singe.
Noldor'un dostu olmamıştı.Ulrich hatte keine Nachkommen.
Gırgır henüz dergi olmamıştı.Das Magazin war jedoch schon leer.
Bunu en önemli sebebi arasın çok uzun namlulu bir topunun olmamasıydı.Aus den erwähnten Gründen musste sie nicht unbedingt einen heiteren Inhalt haben.
Rakka şehri ilk başlarda güçlü bir muhalif merkezi olmamıştır.Die Bergverwaltung hatte zunächst keinen festen Sitz.
Ancak 2008 seçimlerinde aday olmamıştır.Bei den Wahlen 2008 trat er nicht mehr an.
Eşi Behiye Sultan'dan çocuğu olmamıştır.Sie ist sich jedoch selbst nicht sicher, ob das Kind von Bruno oder Otto war.
Ancak çok uzun olması nedeniyle ticarî bir öneme sahip olmamıştır.Es wurde nie zu kommerziellen Zwecken genutzt, weil es nicht groß genug wird.
Ancak, Şam rejiminin de büyük kazanımları olmamıştır.Doch auch die Spielgemeinschaft war nicht von Erfolg gekrönt.
Halkı bu tehlikeye karşı yanında olmamıştır.Bewahrt den Staat vor dieser Gefahr!
Buna göre boşluk bağımsız, serbest, gerçekliğin olmamasıdır.Was leer ist, verfügt über keine eigenständige, unabhängige Realität.
Buna karşılık bu yörede devamlı yaşayan ahaliye de fazla tesiri olmamaktaydı.Die Stadt war aber nicht in der Lage, ein so großes Heer längerfristig zu versorgen.
Meramız fazla olmamaktadır.Träume sind mir nicht genug.
Ama hala da bunda başarılı olmamışlardır.Auch dort haben sie keinen Erfolg.
Her iki evliliğinden de çocuğu olmamıştır.Er hatte jedoch aus beiden Ehen keine Kinder.
Fakat Osmanlı himayasi hem pek etkili olmamış, hem de kısa sürmüştür.Noch ist sie jedoch nicht auf ihren Schienen und die Zeit wird knapp.
23 Ekim 2016 tarihinde yapılmış olan baro başkanlığı seçimlerinde tekrar aday olmamıştır.Bei der Oberbürgermeisterwahl am 23. Oktober 2016 konnte er sich altersbedingt nicht mehr bewerben.
Bu hakimiyetler kalıcı olmamıştır.Allerdings sind diese Merkmale nicht konstant.
Kesin kanıtların olmamasından dolayı Wallace'ın doğum tarihi ve doğum yeri tartışılır.Das Geburtsdatum von Wallace und sein Geburtsort sind nicht eindeutig geklärt.
Çok hızlı olmamakla birlikte, iyi dengelenmiş ve dayanıklıdırlar.Ganz egal, was auch passiert, er bleibt ruhig und konzentriert.
Altı aylık olmamış çocuğu ise gagalarıyla öldürür.Seinen sechs Monate alten Sohn hatte er nicht zu Gesicht bekommen.
Bölgeyi geri alma girişimleri başarılı olmamıştır.Versuche das Projekt wieder zu beleben, waren nicht erfolgreich.
Landers, fazla olmamakla birlikte sigara kullanmaktadır.Sie weiss, dass Lanz raucht und weist ihn kaum zurecht.
Bu yüzden v e {\displaystyle v_{\text{e}}} çok büyük bir değer olmamalıdır.Das Wort v {\displaystyle v} ist nicht leer.
Hoşnutsuzluk; hoşnut olmama, keyif alamama, neşe dolamama durumu.Angst zu versagen, Angst, nicht zu gefallen.
Livia ve Octavian, evliliklerinden çocukları olmamasına rağmen 51 yıl gibi uzun bir süre evli kaldılar.Mit Octavian war sie 51 Jahre verheiratet, ohne ein Kind von ihm zu bekommen.
Meselâ: 'Viyana İstanbul olmamalı'.Richtig: „Login nicht möglich.
İlçede şu ana dek hiç kadın kaymakam olmamıştır.Von meinen Verwandten habe ich bis jetzt kein Lebenszeichen erhalten.
Ayrıca bu albümde ünlü olmamak için şarkılarını değişik bir ses tonuyla söyledi.Außerdem meint er, dass die Gitarre auf diesem Album nicht laut genug zu hören sei.
Bu kadar iyi sağlıkta olmamı ebevenylerime borçluyum.Je dois à mes parents d'être en aussi bonne santé.
Hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya devam etti.Il continua de parler comme si de rien n'était.
Bir deliyle aramdaki tek fark benim deli olmamamdır.La seule différence entre un fou et moi, c'est que je ne suis pas fou.
Ben bir cümle değilim.Tatoeba'dan silinmiş olmam gerekir.Je ne suis pas une phrase. Je devrais être effacé de Tatoeba.
Bildiğim kadarıyla, yurtdışında hiç olmamıştır.Pour autant que je sache, il n'a encore jamais été à l'étranger.
Bana sakin olmamı söyleme!Ne me dites pas de me calmer !
Burada olmamız senin hatan!Si on est ici, c'est ta faute !
Dolayısıyla, tellürün atom ağırlığı 123 ile 126 arasında bulunmalı ve 128 olmamalıdır.Ainsi, la masse atomique du tellure doit se trouver entre 123 et 126, et ne peut pas être 128.
Bir daha onun kadar güzeli olmamıştır.La vie ne fut plus jamais aussi belle pour lui.
Fakat Roza Eskinazi, asla bir vatan haini ya da bir işbirlikçi olmamıştır.Or, Roza Eskenazi n'est nullement ni traîtresse, ni collaboratrice.
Çiftin çocukları olmamıştır; bu da meşhur Struve astronomi hanedanının sonu olmuştur.Ils n’eurent pas d'enfants, ce qui mit un terme à la dynastie astronomique des Struve.
Bununla beraber Sezar, karısı Pompeia'dan "karım hakkında hiçbir şüphe olmamalı" diyerek boşanmıştı.César n'en divorça pas moins d'avec Pompeia, disant : « Ma femme n'a même pas le droit d'être soupçonnée ».
Daha önce hiç olmamış bir şekilde size çok yakın bir epiğin ortasındasınız," dedi.Me voici devant Vous, qui n'êtes qu'Amour et Miséricorde ».
Aslına bakarsanız hayatımda hiç bu kadar özgür olmamıştım." diye bahsetti.En fait, jusqu'à ce moment-là, je n'avais jamais été aussi libre de ma vie ».
Evleneli daha bir sene bile olmamıştı.Ils sont mariés depuis à peine un an.
Ancak işçiler hala tatmin olmamıştı.Cependant, la population n’était toujours pas satisfaite.
Aslında hiçbir gücü olmamıştır.Mais il n'a aucun pouvoir réel.
Bunun sebebi ise ayaklarının olmamasıdır.C'est la position par défaut du pied.
Çok istediği halde bir erkek çocuğu olmamıştır.Tu voulais un enfant, moi je n'en voulais pas.
Çatlak olup olmaması da çok önemlidir.Il est confirmé qu'elle n'est ni folle ni malade.
Tanrı'nın var olmaması da olasıdır.Peut-être même n'existe-t-il pas de Dieu.
Ne var ki bu sağlık evinin hiçbir zaman ebesi olmamıştır.Cette structure sanitaire n’a jamais vu le jour.
Dr. Loomis aşağı baktığında ise Michael hiçbir şey olmamış gibi yerinden kalkıp gitmiştir.Cependant, quand le Dr Loomis regarde par la fenêtre, Michael a déjà disparu.
ABD ise müdahil olmamıştır.Les États-Unis n’interviennent pas.
Çok hızlı olmamakla birlikte, iyi dengelenmiş ve dayanıklıdırlar.Mais quand ils ne sont pas observés ils sont rapides et très dangereux.
Kendine gülmek, kendine güldürmek, yine de gülünç olmamak.Mais rire avec tout le monde, ça, peut-être pas.
Bilişimde null, herhangi bir değere sahip olmama durumuna verilen addır.Je me tiens à votre disposition, Monsieur le Maire, pour tout autre renseignement.
Kitaptaki iddialar adı geçen kişilerin çoğunun hayatta olmamasından ötürü de tutarlı olamamaktadır.Il se nomment ainsi car les divinités qui y sont présentes ne sont pas éveillées.
Bundan daha uygun bir zaman olmamıştır.Mieux vaut maintenant que jamais.
Sonuçta, müslüman olmamışlardır.Pour autant, ils ne sont pas islamiques.