olmamış ile cümle
olmamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Okyanusya'ya hiçbir zaman büyük ölçüde yerleşme olmamıştır.Es wird angenommen, dass es dort niemals einen großen Meteoriten gab.
Kuybışev dört kez evlenmiş, ama hiç çocuğu olmamıştır.Dossow war viermal verheiratet, hinterließ aber keine Kinder.
Ama bu onun sevgisine engel olmamıştır.Allerdings erwiderte er ihre Liebe nicht.
O tarihten bu yana hiç Ankaragücü-Gençlerbirliği derbisi olmamıştır.Seit dieser Zeit ist sie keiner Modelagentur angeschlossen.
Böyle olmamış olsa bile yıldızına Dünya'nın Güneş'e olduğundan daha yakındır.Nun ergibt sich die Frage, wie sich der Planet dem Stern soweit nähern konnte.
Fakat ilk tanışmaları bu filmde olmamıştır.Dieses Erlebnis kommt im Film nicht vor.
Ancak ekonomide üretim olmamış ve hala 100 misket vardır.Diese ist heute nicht mehr vollständig erhalten und besteht noch aus 19 Steinen.
Ancak Kolmogorov'un önermeleri yeterli olmamıştır.Die Bedingungen, die sich Cukrowicz bieten, sind nicht die besten.
Ancak geçtiğimiz 2014 yılında hiçbir pagerank güncellemesi olmamıştır.2014 erschien kein Kalender.
Orta çağda, bu zenaatte daha fazla bir ilerleme olmamıştır.Schon im Mittelalter geschah dieses nicht immer irrtümlich.
Andrew Jackson, o tarihte henüz ABD Başkanı olmamıştı.Andrew Jackson war nicht der einzige Amerikaner, der des Kriegs müde wurde.
Uluslararası toplum ise hiçbir şey olmamış gibi davrandı.Daraufhin geht das Leben zuhause anscheinend weiter, als wäre nichts geschehen.
Çok istediği halde bir erkek çocuğu olmamıştır.Eigentlich hätte das Kind niemand gewollt.
1999 yılında aday olmamıştır.1999 gab es kein IK.
Harekat sırasında kayda değer bir çatışma olmamıştır.Es kommt im Laufe des Krieges zu keinen nennenswerten Kampfhandlungen.
Fakat imparatorluğun ömrü çok uzun olmamıştır.Seinem Reich war aber keine lange Lebensdauer vergönnt.
Nazi Partisi üyesi olmamış, Hitler'e karşı yapılan suikasta katılmamıştır.Otto scheint am Mord nicht beteiligt gewesen zu sein.
Orta Çağ Avrupası'nda astronomi de dahil çoğu bilimsel alanda gelişme olmamıştır.Während des Mittelalters war der Fortschritt wie in den meisten Wissenschaften marginal.
Noldor'un dostu olmamıştı.Ulrich hatte keine Nachkommen.
Gırgır henüz dergi olmamıştı.Das Magazin war jedoch schon leer.
Rakka şehri ilk başlarda güçlü bir muhalif merkezi olmamıştır.Die Bergverwaltung hatte zunächst keinen festen Sitz.
Ancak 2008 seçimlerinde aday olmamıştır.Bei den Wahlen 2008 trat er nicht mehr an.
Eşi Behiye Sultan'dan çocuğu olmamıştır.Sie ist sich jedoch selbst nicht sicher, ob das Kind von Bruno oder Otto war.
Ancak çok uzun olması nedeniyle ticarî bir öneme sahip olmamıştır.Es wurde nie zu kommerziellen Zwecken genutzt, weil es nicht groß genug wird.
Ancak, Şam rejiminin de büyük kazanımları olmamıştır.Doch auch die Spielgemeinschaft war nicht von Erfolg gekrönt.
Halkı bu tehlikeye karşı yanında olmamıştır.Bewahrt den Staat vor dieser Gefahr!
Ama hala da bunda başarılı olmamışlardır.Auch dort haben sie keinen Erfolg.
Her iki evliliğinden de çocuğu olmamıştır.Er hatte jedoch aus beiden Ehen keine Kinder.
Fakat Osmanlı himayasi hem pek etkili olmamış, hem de kısa sürmüştür.Noch ist sie jedoch nicht auf ihren Schienen und die Zeit wird knapp.
23 Ekim 2016 tarihinde yapılmış olan baro başkanlığı seçimlerinde tekrar aday olmamıştır.Bei der Oberbürgermeisterwahl am 23. Oktober 2016 konnte er sich altersbedingt nicht mehr bewerben.
Bu hakimiyetler kalıcı olmamıştır.Allerdings sind diese Merkmale nicht konstant.
Altı aylık olmamış çocuğu ise gagalarıyla öldürür.Seinen sechs Monate alten Sohn hatte er nicht zu Gesicht bekommen.
Bölgeyi geri alma girişimleri başarılı olmamıştır.Versuche das Projekt wieder zu beleben, waren nicht erfolgreich.
İlçede şu ana dek hiç kadın kaymakam olmamıştır.Von meinen Verwandten habe ich bis jetzt kein Lebenszeichen erhalten.
Hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya devam etti.Il continua de parler comme si de rien n'était.
Bildiğim kadarıyla, yurtdışında hiç olmamıştır.Pour autant que je sache, il n'a encore jamais été à l'étranger.
Bir daha onun kadar güzeli olmamıştır.La vie ne fut plus jamais aussi belle pour lui.
Fakat Roza Eskinazi, asla bir vatan haini ya da bir işbirlikçi olmamıştır.Or, Roza Eskenazi n'est nullement ni traîtresse, ni collaboratrice.
Çiftin çocukları olmamıştır; bu da meşhur Struve astronomi hanedanının sonu olmuştur.Ils n’eurent pas d'enfants, ce qui mit un terme à la dynastie astronomique des Struve.
Daha önce hiç olmamış bir şekilde size çok yakın bir epiğin ortasındasınız," dedi.Me voici devant Vous, qui n'êtes qu'Amour et Miséricorde ».
Aslına bakarsanız hayatımda hiç bu kadar özgür olmamıştım." diye bahsetti.En fait, jusqu'à ce moment-là, je n'avais jamais été aussi libre de ma vie ».
Evleneli daha bir sene bile olmamıştı.Ils sont mariés depuis à peine un an.
Ancak işçiler hala tatmin olmamıştı.Cependant, la population n’était toujours pas satisfaite.
Aslında hiçbir gücü olmamıştır.Mais il n'a aucun pouvoir réel.
Çok istediği halde bir erkek çocuğu olmamıştır.Tu voulais un enfant, moi je n'en voulais pas.
Ne var ki bu sağlık evinin hiçbir zaman ebesi olmamıştır.Cette structure sanitaire n’a jamais vu le jour.
Dr. Loomis aşağı baktığında ise Michael hiçbir şey olmamış gibi yerinden kalkıp gitmiştir.Cependant, quand le Dr Loomis regarde par la fenêtre, Michael a déjà disparu.
ABD ise müdahil olmamıştır.Les États-Unis n’interviennent pas.
Bundan daha uygun bir zaman olmamıştır.Mieux vaut maintenant que jamais.
Sonuçta, müslüman olmamışlardır.Pour autant, ils ne sont pas islamiques.
Şişman Karl'in "Richardis" adli resmi eşinden hiç çocuğu olmamıştı.Étonnamment, jamais les petits-enfants de Richard Wallace ne portèrent plainte.
Operasyon hakkında ordu komutanlarının bile son ana kadar bilgisi olmamıştır.Le chef de l'expédition lui-même n'en savait rien.
Ebu Talib'den sonra bana, ondan daha çok iyilik eden birisi olmamıştır."Elle était la personne la plus gentille pour moi après Abu Talib ".
Büyük Teorderik'in erkek çocuğu olmamıştı.Les jeunes talents n'avaient pas d'avenir.
Ancak olayların gelişimi ise bu yönde olmamıştır.Mais les événements ne vont pas dans ce sens.
Ancak bu siyaset başarılı olmamıştır.Cette politique ne peut être appliquée avec succès.
Uluslararası toplum ise hiçbir şey olmamış gibi davrandı.Les institutions font comme s'il ne s'était rien passé.
Ancak Kolmogorov'un önermeleri yeterli olmamıştır.La complexité de Kolmogorov n'est pas calculable.
Grup bu kayıtlardan pek memnun olmamıştı.Rétrospectivement, le groupe reste peu satisfait de ces deux disques.
Ama grup bu albümden pek tatmin olmamıştır.Mais elle ne s'est pas trompée avec cet album.